DOLAR 44,2177 -0.06%
EURO 50,6941 0.16%
ALTIN 7.132,33-0,04
BITCOIN 32683263,43%
İstanbul

KAPALI

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

Emeklerin üstüne çöktüler, geçmişi yok saydılar!

Emeklerin üstüne çöktüler, geçmişi yok saydılar!

ABONE OL
Ocak 22, 2026 17:28
Emeklerin üstüne çöktüler, geçmişi yok saydılar!
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Siyasetin Geniş Alanında Kaybolmak… Siyasetin Dar Alanına Sıkışmak….

Bir Dönemin Aktörleri…

Ülkemizin bazı dönemleri insanlar üzerine kabus gibi çökmüş yıpratıcı olmuştur.

Bizim jenerasyon bu dönemlerden birini yaşadı.

Çok hırpalandık çok!

Zaman su gibi akarken kadr-ü kıymetinin bilinmemesine çok içerledi kimimiz.

Ama nafile…

Emektarların, “emeğine çöktüler”

diye hayıflandı bazılarımız.

Siyaset alanında gelinen noktanın kendi emeklerinin sonucu olduğuna hükmetti zamaneler!

Ne gelenek, ne kültür ve nede inanç eksenli düşünmediler.

Düşünselerdi geleneğimize göre “aksakallılar heyeti” vardı. İnançlarımıza göre “istişare” gerekliydi.

Hiçbirisine hayatlarına yer vermediler! Kendilerini ön planda gördü ve öne çıktılar.

Geçmişte emek veren, ömür verenleri görmek istemediler.

Sadece görmek istememek değil,  elbette yok saydılar.

“Emektarların emeğine çöktüler fütursuzca!” diye hayıflananlar mı dersiniz?

“Emeklerimiz unutuldu be azizim” diye düşünenlerimiz mi dersniz!

Zaman su gibi akmakta…

Bir zaman sonra unutuldu bizim jenerasyon, “yaşanılanlar, çekilen zahmetler, emekler, yokluklar içindeki mücadeleler unutuldu be azizim.“ dedi kimimiz.

Bizim jenerasyon için yapacak bir şey yok artık!

Köşe dönücülüğü elinin tersiyle itti çoğumuz!

Bu süreçte; özellikle bizim jenerasyon samimiydi, gençlik yıllarını ideolojik tarafgirlik içinde geçirdi.

Bunu ibadet aşkıyla yaptı.

Daha doğrusu kimimiz “ibadet aşkıyla“ vatan millet sevdası ve  inandıkları uğruna can vermek”, kimimiz için ise, “eşitlik/ demokrasi” gibi duruş göstermek ve yaşamak kutsalı oldu.

Böyle inandı bizim jenerasyon.

Bazılarımızın ise, “eşit paylaşım, hakça paylaşım, halk” gibi kavramların ideolokluğunu yapanların kendi hayatlarında hiç de mütevazı yaşamadıkları ve kiminin havuzlu villalarda, kiminin başka konforlu hayatı yaşadıklarını öğrenmeleri uzun sürmedi.

Öte yandan, “İnandıkları uğruna ölümü göze alanlar” arasından kimileri çoktan köşe dönmüşlerdi!

Yaşam hedeflerinin “ibadet/cihat” olduğu üzerine ideolojik inanç geliştirenlerin bazıları ise, merhum Kadir Mısıroğlu’nun ifadesiyle: “becerebilenler mütahit” beceremeyenler, mütahitlerin dedikodusunu, inancı/statüsü seviyesi ile gerçekleştirdi.

Korkanlar, beceremeyenler ise kenarda beklemeyi yeğlediler!” diye düşünenlerimiz oldu elbette.

Önemli bir kesimiz ise, elinin tersi ile itti “köşe dönücülüğü!”

Öyle oldu böyle oldu derken;

bizim “vatan kurtaran” takım sağ sol demeden sınıfta adeta çaktığını düşünenlerimiz de oldu tabiatıyla.

“İtilmiş kakışmışlara inat, atı alan üsküdarı geçmişti.

Bir kısmımız siyaset yapmaya yeltendi. Az sayıda da olsa başarılı olanlar oldu.

Hatta bazıları o kadar başarılı oldularki,  birkaç dönem belki daha fazla TBMM’nin üyesi oldular.

Sağ sol farketmeksizin bir kısmımız ise,  “Siyasetin geniş alanında kaybolup, siyasetin dar alanına hapsedildik!” Bazılarımız nerede ise her seçimin zorunlu adayı olmayı başarı, bazılarımız ise parti parti dolaşmayı strateji zannetti.

Bu arada önemli bir kesimimiz; “siyasetten tasfiye yediğini” anlamamayı tercih etti.

“Nasip böyleymiş” diyenlerimiz de oldu elbette.

Zamanın daraldığını hesaba katmadan mücadelesini sürdürmekte kimimiz.

Siyaset, bazıları için yelken açılan ortam olmakla kimimiz için sonu gelmez siyaset alanı olarak hayatımızı şekillendirdi.

Bazılarımız bütün olanlara rağmen “siyasi tercihi”ni “itilmiş kakılmış” muamelesine rağmen ısrarla sürdürdü.

Hatta bizim takımın kahır ekseriyeti durumdan vazife çıkarmayı da ihmal etmemekteler.

Kendileri mensubu oldukları siyasi partinin “ölümüne” arkasında durmayı sadakat olarak gördükleri için de “eskinin tecrübesi ile yeni şeyler söylemek” bazılarımıza göre değildir. Halbüse; “teslimiyetçi” yaklaşım içinde olmasalar fikri hür, vicdanı hür olarak kabullerini, itirazlarını tekliflerini söyleseler birikimleri vatan millet için hatta arkasında oldukları siyasetçiler için de faydalı olacaktı. Olmadı.

Bazıları da küstü!

Ancak işin bir başka vahim yanı gene kahır ekseriyeti 1980’lerde kalmışlar, bir milim ilerlemek istemeyenler de oldu elbette!

Türkçü bir dostum: ”Biz Türkler okumayı sevmeyiz, konuşmayı severiz bu herzaman böyle olmuştur.” dediğinde garibime gitmişti!

Dolayısı ile günümüzü okumak, çözüm üretmek oldukça zorlaşır!

Geçmişte laiklik adına uğradıkları zulüm bazılarının şimdiki siyasi duruşlarının nerede ise yegane dayanağı olmuştur.

Öyle olmasa tarafı oldukları siyasetçilerin bir ay önce dediklerini çok geçmeden, “konuştuklarının tamamını yokmuş  gibi yapmaları…” bu takım tarafından hiçbirşey olmamış gibi değerlendirilir miydi?

Halbüse hem tarafı oldukları siyasetçinin yanında durabilir hem de itirazlarını dile getirerek katkı sunabilir,  faydalı olabilirlerdi.

Olamadılar, olmadılar.

Hasılı; bizim takımın ekseriyeti seksenlerde takılıp kaldı!

Belki de onun için “etkisiz eleman” “zaten bizim yanımızdalar bize zararları olmaz” değerlendirmesi ile yok sayılırlar mıydı?!

Öyle oldu böyle oldu, herşeye rağmen sağcısıyla solcusuyla

aralarında istisnalar olsa da samimi jenerasyon yok sayıldı!

Aslında yok birbirlerinden farkları. Zulüm aynı, hayat aynı, yok sayılmak aynı. Hayatları akıp gitti maalesef!

Kimimiz bir baktık ki, az gitmiş uz gitmiş dere tepe düz gitmiş, gitmiş gitmesine de bir arpa boyu yol alabilmişti.

Bunlar hayatta kalanların yaşadıklarıydı!

İnandıkları uğruna can verenler, kazaya kurban gidenler gitmişlerdi

zaten!

Provakasyonlara kurban edilmişti gençliğimiz!

Türkiye’nin müdahale geçmişi çok puslu, açıklanması gereken o kadar çok şey varki, yönetime müdahale yapabilmek için şeytani planlara kurban edildi gençlik. (Mamak Zindanlarında Bir Akıncı Tarihe Notlar- kitabımızda açıklanmayan bilinmeyenlere ışık tuttuk.)

Okunmamızı tavsiye ederim.

Hasılı; ölenler, öldürülenler,  hapsedilenler, üniversite hayatı sonlanan, hayatı karartılan yüzbinlerce dünün genci!

Peki, bugün dün olanları bizim jenerasyon anladı mı?

“Ne için öldü, ne için öldürüldü?”

Ölüm kusan silahlar kimden geliyordu?

Dünyanın her yerinde ve her zaman döndürülen dümenlerin çarkı insanların samimi duygularını istismarla sürdürülmüştü ve sürdürülmeye devam edilmektedir.

Soğuk savaşı anlamadan bugünü anlayamayız.

Charles de Gaulle, 1968’de ABD’nin karşılıksız para bastığını anlayınca, “al dolarlarını ve karşılığında altınımı ver” dedi.

CIA, solcular üzerinden Paris sokaklarını cehenneme çevirdiler. Solcular hala 1968’deki eylemleri bir özgürlük hareketi olarak görmekteler ve daha işe uyanmadılar!

Ah kör inat ah kör saplantı ah!

Peki, Türkiye’de sağ ve sol üzerine hangi kışkırtma ve operasyonlar çekilerek binlerce gencin ölümü, binlercesinin hayatının kararması ve bir dönemin kabus gibi yaşanmasına sebep olundu?

Sorular soru içinde akıl olmazların zoru içinde!

Yollar yordu bizi.

Samimiydik.

Hasbiydik.

Yollarda çok koştuk çok!

Yolumuzu kutsadık.

Şimdilerde ise muhasebe yapmaktan korkar olduk!

Ya boş işlerle oyalanmış, yıllarımızı boşa vermişsek!!!

Mesela; ülkeye biz olmasakta komünizmin gelmesinin imkansız olduğu gerçeği gibi kimileri için de büyük korku ve motivasyon gerekçesi olan “faşizm”in ülkeye gelemeyeceği gerçeği ile yüzleşmek istemedi kimimiz!

Sorgulamadık.

İçinde bulunduğumuz mücadeleyi dokunulmaz yaptık!

Sorgulamalarımız topu taca atmaktan öte gitmedi.

İşin sonunda sorgulamanın kimimiz için geçmişimizi uğruna ömür verdiğimiz siyasi duruşumuzu pişmanlıklar kumkuması halinde önüne koydukları oldu.

Hatıralar sarmalı kurtuluş gemisi oldu kimimiz için.

Ama “heyhat ömür vermeye değmezmiş meğer” dedi kimimiz.

Ve hayatın çok kısa olduğu gerçeği dikildi karşımıza!

Ömür dediğin!

Zaman su gibi akmakta!

Azizim şimdi mi söylenir hayatın çok kısa olduğu?

Allah cc her birlerimize sağlık afiyetle uzun ömür nasip etsin.

Hayat kısa işte!

Geç anlasak da kısa!

“Ameller niyetlere göredir”

Selam olsun davası uğruna ömür verenlere, can verenlere, baş verenlere…

Vesselam.

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP