DOLAR %
EURO %
ALTIN
BITCOIN 4028304-3,77%
İstanbul
21°

HAFİF YAĞMUR

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

Gençliğine mi güveniyorsun?

Gençliğine mi güveniyorsun?

ABONE OL
Ekim 22, 2026 20:14
Gençliğine mi güveniyorsun?

“Neye Kibirleniyorsun?” Bütün bu kibir ve gururun sebebi ne?

Kontrol edemediğin bir bedeninle mi övünüyorsun? Yoksa senin emrin olmadan atan bir kalple, sen istemeden göğsüne girip çıkan bir nefesle mi?

Gençliğine mi güveniyorsun da yaşlanmayı ondan uzak tutabileceğini sanıyorsun?

Malına mı güveniyorsun da onunla kendini ölümden koruyabileceğini düşünüyorsun?

Yoksa makamına mı güveniyorsun da onu beraberinde kabre götürebileceğini zannediyorsun?

Yarının sana neler getireceğini biliyor musun?
Allah senden bir nimeti aldığında, o nimeti geri getirebilir misin? Allah sana güç, mal, güzellik ve ilim vermiştir.

Öyleyse bunları O’nun kullarına karşı kibirlenmenin sebebi hâline getirme. Unutma ki Allah’ın yardımı olmadan sen zayıfsın.

Sahip olduğun her şey bir gün yok olacaktır.

Ölüm; zenginle fakiri, güçlüyle zayıfı birbirinden ayırmaz.

Öyleyse fakiri hor görme, güçsüzü aşağılama, makamınla veya sahip olduğun şeylerle gururlanma.

Belki de bugün küçümsediğin bir insan, Allah katında senden daha değerlidir.

Öyleyse mütevazı ol ve hiç kimseyi küçümseme!

Çünkü kibir senin değerini yükseltmez; aksine, iç dünyandaki küçüklüğü ortaya çıkarır.

Yüce Allah şöyle buyurmuştur: “Yeryüzünde böbürlenerek yürüme!” (İsrâ, 37)

Gerçek büyüklük, insanlara karşı kibirlenmekte değildir.

Asıl büyüklük, hak karşısında tevazu göstermek ve yaratılmışlara merhamet etmektir.

Kibir insanın değerini yükseltmez; tevazu ise insanın gerçek değerini ortaya çıkarır.
“İnsanlar ya cehennem kömüründen başka bir şey olmayan ölmüş ecdadlarıyla övünmekten vazgeçerler, yahut da Allah katında, burnuyla pislik yuvarlayan mayıs böceğinden daha adi bir derekeye düşerler.

Allah Teala hazretleri sizlerden cahiliye kibrini temizledi.

Artık o, muttaki bir mü’min yahut bedbaht bir facirdir.

İnsanların hepsi Hz. Adem’in evlatlarıdır.

Adem ise topraktan yaratılmıştır.” Tirmizî, Kibir, büyüklük, ululuk manasına gelir.

Dinî bir tabir olarak, kişinin kulluk edebine uymayacak şekilde kendisini diğer insanlara karşı ululaması, onları hakir görmesidir.

İmam Gazâlî’ye göre, “kibr, “batınî ve “zahirî” olmak üzere ikiye ayrılır: Batınî kibir nefsin derinliklerinde ruhî bir ahlaktır. Zahirî bir kibir ise dışa akseden, azalarda görülen kibirdir.

Bu sebeple kibir şiddetle reddedilen, kınanan huylardan biridir.

Her insanın sorumluluğunu omuzuna yükledik.

Kıyamet gününde insana, açılmış vaziyette önüne konulacak olan bir kitap çıkaracağız. (İsra, 13)

Her insanın bütün sorumluluklarının ve yaptığı işlerin kendi boynuna dolandığını, kıyamet gününde ise herkesin önüne açılmış bir amel defteri (kitap) konulacağını bildirir.

Ayette geçen “tâir” kelimesi mecazi olarak insanın kaderini, amelini ve sorumluluğunu simgeler “Kendi kitabını oku; bugün nefsin hesap sorucu olarak sana yeter.” (İsra,14)

Ve kabirlerin içi ‘deşilip dışa atıldığı’ zaman; (Artık her) Nefis önceden takdim ettiklerini ve ertelediklerini bilip-öğrenmiştir. (İnfitar, 4-5) Cehennem ateşi çılgınca kızıştırıldığı zaman, Cennet de yakınlaştırıldığı zaman, (Artık her) Nefis, neyi hazırladığını bilip öğrenmiştir. (Tekvir, 12-14)

Her bir nefsin hayırdan yaptıklarını hazır bulduğu ve her ne kötülük işlediyse onunla kendisi arasında uzak bir mesafe olmasını istediği o günü (düşünün).

Allah, sizi kendisinden sakındırır. Allah, kullarına karşı şefkatli olandır.

(Al-i İmran, 30)

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP