DOLAR 45,4448 0.03%
EURO 53,4032 0.23%
ALTIN
BITCOIN 3616050-1,23%
İstanbul
16°

KAPALI

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

Gürültü var, karşılık yok!

Gürültü var, karşılık yok!

ABONE OL
Ocak 7, 2026 21:00
Gürültü var, karşılık yok!
1

BEĞENDİM

ABONE OL

“Kelimelere anlam ağırlığı yüklemek.”

Özgür Özel artık “potansiyel” başlığı altında tartışılacak bir figür değildir. Potansiyel bitti.

Ortada sonuç var ve sonuç nettir: başarısızlık.

CHP Genel Başkanlığı’nda geçirdiği süre, onun ne bir siyasal vizyon, ne örgütsel disiplin, ne de liderlik ağırlığı taşıdığını açık biçimde ortaya koymuştur.

Konuşuyor, evet. Hatta çok konuşuyor. Ama siyaset üretmiyor.

Gürültü var, karşılık yok.

“Cesur çıkış” etiketiyle sunulan açıklamaların büyük kısmı cesaret değil, kontrolsüzlük örneğidir.

Ölçüsüz, kaba ve stratejik akıldan yoksun bu dil, iktidarı zorlamaz; muhalefeti itibarsızlaştırır.

Hakaret, siyasal baskı kurmaz. Hakaret, çaresizliğin dilidir.

Hakkında açılan soruşturmalar bir “baskı rejimi”nin değil, sözcükleri yönetemeyen bir siyasetçinin kendi kendini ifşa etmesinin sonucudur. Burada mağdur edilen bir lider yoktur. Kendi ağzına yenilen bir genel başkan vardır.

Bu siyasi dağınıklığın en berrak örneği şu cümledir:

“Sen benim bir vatandaşımın bile sarayın kapısından alamazsın.”

Bu bir siyasi mesaj değildir.

Bu bir fikir de değildir.

Bu cümle, cumhurbaşkanlığı makamını dolaylı biçimde küçültmeyi hedefleyen ucuz bir sahne gösterisidir.

Yunan basınındaki bir karikatürü bahane edip iç kamuoyuna oynanan, akılla değil, alkış beklentisiyle kurulmuş bir cümledir.

Burada yapılan şey siyaset değildir; poz kesmektir.

Muhalefet üretmek değil, gündelik popülizme sığınmaktır.

Daha vahimi şudur: Bu söylem, halkı yüceltmez; halkın hafızasını istismar eder.

15 Temmuz gecesi bu millet, hiçbir parti liderini beklemeden sokağa dökülmüştür.

Devleti, cumhuriyeti ve iradesini savunmuştur.

Bugün bu tarihsel direnişi “saray kapısı” edebiyatına malzeme etmek, siyasi hafiflik değil, ahlaki düşüklüktür. O hafıza, alkış devşirmek için kullanılacak bir dekor değildir.

Kelime kullanmak herkesin işidir; kelimeye anlam yüklemek liderlerin işidir.

Özgür Özel ise, laf kalabalığını siyaset zannetmektedir. “Bir şey söyledim” hissini başarı sanmak, siyasete değil, egoya hizmet eder.

Bu nedenle söylemleri dağınıktır, çizgisi yoktur, yönü yoktur.

Bir gün diyalog, ertesi gün tehdit.

Bir gün yumuşama, ertesi gün meydan okuma.

Bu kararlılık değildir. Bu, reaktif savrulmadır.

Ana muhalefet liderliği, bağırarak yapılmaz.

Alternatif üreterek, toplumu ikna ederek, devleti yönetecek kapasiteyi göstererek yapılır.

Özgür Özel’in ödediği bedeller ise siyasete kazanç olarak dönmemektedir.

Tersine, manşet kazalarına, polemik artıklarına ve içi boş gündemlere dönüşmektedir.

Ne iktidar geriliyor, ne muhalefet büyüyor, ne de toplumda bir yön duygusu oluşuyor.

Geriye sadece yüksek sesli bir boşluk kalıyor.

Sonuç açık ve tartışmasızdır:

Ve CHP Genel Başkanlığı makamı, onun siyasal kapasitesinin açık biçimde üzerindedir.

Bunun en son ve en çarpıcı ispatı, kendi partisinden istifa eden Mersin Milletvekili Hasan Ufuk Çakır’ın sözleridir.

Çakır, istifasını duyururken meseleyi dolandırmamış, bağırarak değil haykırarak konuşmuştur:

“İftiraya, haksızlığa ve pisliğe karşı durmak için geldik.”

Ardından şunu eklemiştir: “Namuslu CHP seçmeni iftiracıların peşinden gitmez.”

Bu, muğlak bir serzeniş değil; doğrudan bir ahlak ve liderlik ifşasıdır. Bu kadar net, bu kadar çıplak.

Ses var. Ağırlık yok.

Özgür Özel, mikrofonu eline almakla siyaset yaptığını sanan bir figürdür.

Oysa liderlik bir sahne performansı değil, sorumluluk kapasitesidir.

Vesselam.

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP