Dostlar;
İnsanoğlu hilal misali yeni doğduğu zaman, zayıf, ince ve zarif çıkan hilal gibi ince küçük ve nahif bir vaziyette doğuyor, sonra dolunay oluyor.
İnsanoğlu da yaşaması mukadderse gençliğine kavuşuyor, güçleniyor ve hayatının en parlak ve verimli çağını yaşıyor, parladıkça parlıyor.
Genişledikçe genişliyor, insanoğlu da öyle güçleniyor ve mal mülk sahibi oluyor, sonra yavaş yavaş o parlaklık ve heybet azalmaya başlıyor, hurma ağacının yıllanmış sapı gibi kalıyor.
İnsanoğlu da yaşlanıyor, organlar eski görevini yapamıyor.
Hilal de , insanoğlu da sanki gece ve gündüzün hücumuna uğruyor.
Bir gece vuruyor, bir gündüz vuruyor ve ay da, insan da adeta hırpalanıyor, yoruluyor.
Şu gerçek farkı unutmayalım; mü’min erkek veya kadın yaşlandıkça iman nuru başta yüzüne, sonra diğer organlarına yansıma yapar.
Mü’min olmayanların küfrü ise onların yüzlerini ve diğer organlarını karartıp çirkin hale getiriyor.
Cennet ehlinin hergün güzellikleri artarken, kâfirlerin yüzlerinin karası ve çirkinliği daha da artar.
Dolunay’dan ittisaka giden hilal sonra inmihaka uğruyor.
Gençlikten zindeliğe yürüyen insan, yaşlanıp vefat ediyor ama bu yepyeni bir hayat (Berzah), sonra diriliş ve üçüncü son ve sonsuz âhiret hayatı.
Süreklilik, bıkkınlık değil, derinlik getirmeli.
Bir ibadeti her gün, haftada bir, yılda bir iki defa, ömürde bir defa yapıyor ve yerine göre farzların ve vaciplerin dışında arada da yapıyor isek bu süreklilik arz eder.
İşte bu süreklilik, bıkkınlık ve usanç değil, derinlik ve sevgi meydana getirmelidir.
Bir ibadeti tek başına yapmak ayrıdır, ilmihal bilgilerine uyarak yapmak ayrıdır, namaz gibi bir ibadet ise camide kılmak ayrıdır, cemaatle kılmak ayrıdır, devamlı kılmak ayrıdır, lezzet alarak kılmak apayrıdır.
İşte severek ibadet yapan bir kişi, lezzet alır lezzet aldıkça bu süreklilik derinlik getirir.
Bir zamanlar bu ibadeti yaparken rahatsız olan kişi, bu sefer yapmadığında rahatsız olur.
Böyle bir durumda hangi çeşit ibadet olursa olsun mü’mine yük olmak yerine mü’minin yükünü hafifletip ona huzur sükunet itminan verir.
Böyle bir kişiyi, Yüce Allah’ın kutsi hadiste, “kulum en çok farzları yaparak bana yaklaşır” fermanının muhatabı olur ve günbegün Yüce Allah’a manen yaklaşır.
Bir ibadeti Kur’an ve sünnete, Kur’an ve sünneti kendi hayatına düstur eden alimlerin beyanına göre yapmak, sevgiyi ve lezzeti, Allah’ın fazl-u keremiyle sahibine sağlar.
Ey Yüce Allahım!
O son ve sonsuz âhiret hayatında muînimiz ol, bize dünyada verdiğin bu güzel yüzü mübarek yüzün, zatını hakkı için ateşinde yakıp çirkinleştirme.
Senden bahseden dilleri, dinine hizmet için yürüyen ayakları, kitabına bakan gözleri, Rasulullah Efendimiz’in hadislerini yazan elleri nârında yakma.
Amin.
GÜNDEM
16 Mart 2026SPOR
16 Mart 2026GÜNDEM
16 Mart 2026GÜNDEM
16 Mart 2026GÜNDEM
16 Mart 2026UNCATEGORİZED
16 Mart 2026EKONOMİ
16 Mart 2026