MHP tabanı nereye yelken açtı?
Devlet Bahçeli’nin Rotası…
AK Parti’nin iktidar geleceği…
geçtiğimiz hafta “Erdoğan’dan sonra Erdoğan” başlıklı makalemizde, AK Parti’nin Genel Başkan senaryolarını gündem etmiştim.
Şimdi AK Parti’nin iktidar yolculuğuna dair yol haritasını gündemimize alıyoruz.
Bu değerlendirmeler yapılırken Sayın Erdoğan’ın 1994 yılında İstanbul Büyükşehir Belediye seçimleri başta olmak üzere katıldığı bütün seçimleri kazanma stratejik başarıları ile tartışılmaz bir “siyasi deha” kabul edilmesi, seçim planları ve atraksiyonları unutulmamalıdır.
Bu hatırlatmayı yaptıktan sonra aşağıdaki değerlendirmeleri yapalım.
Sayın Erdoğan’ın siyasi başarılarına rağmen, AK Parti iktidarının sonuna mı gelindi?
Bu sorunun cevabı sadece AK Parti’nin siyaset yolculuğuna bağlı değildir.
Türkiye’nin 50+1’e mahkum edilmesi önemli eşiktir.
Dolayısı ile AK Parti iktidarını ve Cumhurbaşkanlığı seçimi, MHP’nin Cumhurbaşkanı adayı tercihine ve duruşuna bağlı olduğu gibi MHP’nin kendi seçmenlerini domine edebilmesine de bağlıdır.
Bu iki parti 50+1 zorunluluğu dolayısı ile adeta “ikiz kardeşler” durumuna gelmişlerdir.
Durum madem böyledir.
O halde MHP seçmeni hangi oranda rotayı nereye çevirmiştir?
Ona bakmamız lazım.
Geçtiğimiz günlerde bir dost meclisinde çoğunluğun MHP’li ülkücülerden oluşması çok ilginç bir sohbete kapı araladı.
Üniversite yıllarından itibaren ülkücü olan bir Prof. Akademisyen: “Bu iktidardan kurtulmak için ideolojik takıntıları bir kenara bırakmalı ve CHP’yi desteklemeliyiz…” dedikten sonra orada bulunan MHP’de geçmişte önemli görevler yapmış başka bir Prof. Akademisyenin de bu görüşlere katılması, hatta orada bulunan MHP’lilerin bu görüşlere katılması sonrasında kendilerine: “Sizler 1980 öncesi birbirlerine kurşun atanlar değil misiniz? CHP’ye oy vermeniz ve CHP’yi desteklemeniz için motivasyonunuz nedir?” diye sordum.
Cevaplarında ilginç birtakım gerekçeler ileri sürdükten sonra: “Bunlar gitmeli. Bunun yolu CHP’yi geçici olarak desteklemekten geçer”diye cevap verdiler.
İşin ilginç yanı orada bulunan milliyetçi, MHP’ye gönül vermişlerin bu öneriyi içselleştirmiş olmalarıydı.
Görünen yol klavuz istemez.
Anlaşılan o ki, MHP’li emektar bazı seçmenler, MHP’yi desteklemeyi bıraktıkları gibi AK Parti’ye olan desteklerini de çekmişler, CHP’ye yelken açmışlardır.
Peki MHP Yönetimi ve Devlet Bahçeli’nin rotası nereye evrilmiştir?
Konuşulanları şöyle özetleyebiliriz:
“CHP’nin Cumhurbaşkanı adayının eski ülkücü yeni CHP’li Mansur Yavaş olması Bahçeli’ye kolay hareket alanı açacaktır.” diyenler.
Her nasıl olursa olsun, “Sayın Erdoğan’ın kaybedeceğini anlaması halinde de Sayın Bahçeli’nin CHP’nin adayını destekleyeceğini iddia edenler.
Bu iddialar Sayın Bahçeli’nin siyasi atraksiyonları/keskin virajları, kendisi halkındaki iddialara “olmaz olmaz” denilemeyeceği de bizatihi Bahçeli’nin siyasi yolculuğundan okumak mümkündür.
Kim inanırdı ki, “Önder Öcalan mecliste konuşsun. Öcalan’a statü…” gibi teklifler sayın Bahçeli tarafından dillendirilsin!?
Nereden nereye?!
Efendim, “Terörsüz Türkiye…” Terörsüz Türkiyeyi kim istemez ki” değil mi?
Ama nasıl?
Hangi şartlarda?
Sonuç; “Devlet” Bahçeli’nin görüş ve ifadeleri, “Devlet Aklı” olarak sunuldu.
Görüşler Devlet Bahçeli’nin görüşleri miydi?
“Devlet Aklı”nın görüşleri miydi?
Hep birlikte çok yakın zamanda elbette tüm çıplaklığı ile anlaşılacaktır.
Türk devleti büyük devlettir.
“Türk devlet aklı” da tarihten süzülmüş birikime sahip büyük tecrübe ve devlete bağlılığı ifade etmektedir.
Sonuç olarak; görünen o ki bir kısım MHP seçmeni CHP’ye “tornistan etmiş” görünüyor.
Birçoğuna göre de, ”Sayın Bahçeli de “tornistan” için zamanını beklemektedir.”
Olur mu olur! Ne dersiniz?
Daha önce cumhurbaşkanlığı seçimlerinde CHP, MHP’nin ittifak yaptığını, “Ekmekçi Ekmeldin“i hatırlatırım.
Peki bundan sonra ne olabilir?
Türkiye’de siyasi partilerin tuz buz olduğu gerçeğini gözardı etmeden irili ufaklı partiler üzerinden değerlendirelim.
Yüzde üç/dörtlere takılmış Yeniden Refah!
Yeniden Refah Partisi (YRP), Türkiye’de teşkilatlanma bakımından çok yaygın, halkın kabulünü kazanmayı başarmış, üye sayısı itibarı ile üçüncü sıraya gelmiş, Genel Başkan Sayın Fatih Erbakan, halk nezdinde kabul görmüş olmasına ve hali hazır “kararsız seçmenin yüzde 34’lere gelmesine rağmen partinin oy oranı anket şirketlerine göre yüzde 3-4’lerde seyretmesi parti yetkililerinin kendilerini çok ciddi olarak tahlil etmelerini, seçmenin kendilerine yönelmemesinin sebeplerini “canlarını acıtsa da” açık yüreklilikle değerlendirmelerini zorunlu kılmaktadır.
Bunu yaparken Saadet Partisi (SP)’nin CHP ile ittifakı gibi seçmenin hışmını çeken bir hataya düşmeden tedbirler geliştirmelidirler.
Aksi halde seçmenin kaale almadığı partilerin durumu ortadadır.
Saadet Partisi, uzun süreli CHP ittifakı ile ittifak yaparken “kendi mahallesi”ni küstürdü.
Seçmenle aralarındaki küskünlüğü aşıp aşamayacaklarını bakıp göreceğiz.
Şayet kendi mahalle seçmeni ile barış sağlayamazlarsa siyasal başarıları yerinde saymaya devam edecektir.
TBMM’de milletvekillerinin üstün performans göstermelerine rağmen SP’yi bu anlamda zor günler beklemektedir.
İYİ Parti, Anahtar Partisi ve Zafer Partisi muhtemelen ittifak ile kendilerine parlemento yolu açacaklardır.
Gelecek, Deva partilerine gelince; kurulacağı konuşulan Abdullah Gül’ün adının geçtiği parti bünyesine veya SP-YRP ile ittifak arayışlarına gireceklerdir.
Sonucu ne olur, başarı şansları nedir kestirmek zor!
CHP ise;
CHP, MHP, DEM Parti olağanüstü gelişme olmazsa iddialara göre muhtemelen seçimlere birlikte katılacakları konuşuluyor!
Tabi CHP’de bir bölünme yaşanmazsa!
MHP’nin bu ittifakta işi yok diye düşünenlere gelince, MHP bu ittifakta olsa da olmasa da görünen o ki, MHP tabanı CHP yoluna revan olmaktadır.
Bu durumu Ankara Büyükşehir Belediye seçimlerinde Mansur Yavaş’a destekleri ile fiilen yaşadık!
Bu arada AK Parti-DEM Parti ittifakı da “olmaz olmaz” görünmemektedir, ihtimal dahilindedir.
Ancak burada da DEM Parti seçmeni partilerinin aksine tavır alacağı konuşulmaktadır.
Yani çarşı karışık!
Ortalıkta parti mensubiyeti kalmamış görünüyor!
Eee, o halde sonuç ne olur?
“Olağanüstü bir durum olmaz, CHP bölünmezse CHP koşar adım iktidara yürüyor!” diye düşünenler ve umutlanan CHP yönetimi haklı çıkar mı?
Efendim seçmen, İHA’ları, SİHA’ları otobanları, hizmetleri görmüyor mu? Belediyelerde olanları, CHP’li belediyelerde olanları görmüyor mu?
Görüyor.
Görmez mi? Göre göre, bile bile “CHP’ye koşuyorlar.”
Sebeplerden birisi bu bağlamda partiler arasında fark görmemeleri, “yok birbirlerinden farkları” diye düşünmelerindendir.
Bu yaklaşım partileri eşitliyor.
Hiç aklınıza gelir miydi 1980 öncesi birbirlerini kırıp geçirenler bugün, “AK Parti’den kurtulmak” gerekçesi ile CHP’yi desteklemenin zorunlu olduğunu düşünecekleri?
Tekrar YRP ve SP’ye dönecek olursak, bu gidişle halkın alternatifi arasında değiller.
Öncelikle;
–Halkı ve beklentilerini doğru okumaları zorunludur.
–Birlik ve beraberliği sağlamalılar.
–Milli Görüş iddiası Milli Görüş’ün yakınından uzağından geçmemişlerle olmaz!
Açılım saçılım işini önce Anavatan Partisi, sonra AK Parti gerçekleştirmiştir.
Ancak her iki parti de ideolojik iddia ile seçmen karşısına çıkmamışlardır. Unutulmasın ki, vatandaşlar kim kiminle ve kim kimdir biliyor.
Vatandaşın tanıdığı bildiği ve hakkında hükmünü verdiği siyasetçiler sizin partinize katıldılar, üst yönetime getirildiler diye vatandaş nezdinde aklanmazlar!
Vatandaşın ferasetini görmemezlikten gelenler aldanırlar. Hep aldanmışlardır.
Vatandaş cevabını ve kararını sandıkta vermektedir.
Bugünkü şartlarda görünen o ki, “AK Parti için yolun sonu görünüyor.” diye düşünenler çoğalıyor.
Bu arada beş milyonu bulduğu ifade edilen “ev genci” olgusunun eve hapsolmuş işsiz gençlerin ailelerine sosyal ekonomik etkilerinin siyasal sonuçlarını ve seçmenin üçte birine tekabül eden, yüzde 34’lük kesimin kararsız seçmen olmalarını akıldan çıkarmamak gerektiği gibi “siyasette bir hafta çok uzundur!” her şey olabilir gerçeğini unutmamak gerekir.
Türk milleti, uçak ve Savunma Sanayii’nde gelinen noktayı da, geçmişte CHP idaresindeki Türkiye’de başta Vecihi Hürkuş, olmak üzere Savunma Sanayii’nde Nuri Killigil’in hayatına malolan engellemeleri de bilmektedir.
Milletin feraseti neye karar kılacak, bekleyip göreceğiz.
Siyasi partileri zorlu süreçler beklemektedir.
Hiçbir partinin yolu açık görünmemektedir.
Gaibi Allah bilir.
Bizimki görünenleri okumaya çalışmaktır.
Aslolan soğukkanlılıkla olanları okumak ve tedbir geliştirmektir.
Muradımız; vatanımız, milletimiz hayrına işler ve sonuçlar olmasıdır.
Olanda hayır olmasıdır.
Görelim mevlam neyler, neylerse güzel eyler!
Vesselam.
GÜNDEM
18 Mayıs 2026SPOR
18 Mayıs 2026GÜNDEM
18 Mayıs 2026GÜNDEM
18 Mayıs 2026GÜNDEM
18 Mayıs 2026UNCATEGORİZED
18 Mayıs 2026EKONOMİ
18 Mayıs 2026