Pamuk Dede‘yi daha önceki yazılarımdan hatırlamışsınızdır.
Pamuk Dede’miz yaşadığı mahallede sevilen, sayılan, sözü dinlenilen bir şahsiyettir.
Bayramı doğduğu köyde geçirmek, kendinden yaşça büyük olan akrabalarını ve köyünün mezarlığında metfun bulunan anne, baba ve diğer yakınlarının kabirlerini ziyaret etmek için giden Pamuk Dede’nin mahalleye döndüğünü öğrenen gençler, çok sevdikleri ve saygı duydukları Pamuk Dede’nin geçmiş bayramını tebrik etmek ve hâl hatır sormak için Pamuk Dede’nin zilini çalarlar, kapıyı açan Pamuk Dede gençleri içeri buyur eder.
Selamlaşıp hâl ve hatır sormaların ardından gençlerden biri: “Efendim malumunuz bayramımızı bütün dünya mazlumlarının durumları, özellikle de Çin’de uygur özerk bölgesi ve Filistin Gazze’de yaşanılan vahşetlerden dolayı hüzünle karışık bir sevinçle geçirdik. Bu konuda neler söylemek istersiniz?” diye bir soru yöneltince; Pamuk Dede: “Evet çok haklısınız insaflı, vicdanlı her insanın, hiçbir mukaddes değer tanımayan bazılarınca devlet diye tanımlansa da aslında siyonist bir terör örgütü olan İsrail’in insanlıktan nasipsiz yöneticileri tarafından işlenen zulüm, vahşet, insan hakları ihlâlleri, soykırım ve savaş suçları karşısında sessiz kalınamayacağı bir durumda yüreğinde bir sızı duymadan insanın bayram sevinci yaşaması mümkün değildir.”
Gençlerden biri: “Pamuk Dede sekiz milyarlık dünya nüfusunun dörtte biri yaklaşık iki milyarı müslümanlardan oluşmakta. Dünyada altmış küsûr İslâm ülkesi bulunmasına rağmen İstanbul’un yarısı bir nüfusa sahip İsrail’in bu zulmüne engel olunamamasını neyle izah edebiliriz?” diye sorunca Pamuk Dede: “Önce size Kur’an’ı Kerim’deki bazı ayetlerden bahsederek cevap vermeye çalışayım.”
Fetih suresi, ayet 29: “Muhammed (s.a.v) Allah’ın cc rasûlüdur. Beraberinde bulunan müminler kâfirlere karşı çok sert ve tavizsiz, kendi aralarında gayet merhametlidirler. Onları rukû ve secde eder olarak görürsün…“
Enfal suresi ayet 46: “Allah’a cc O’nun Peygamberine itaat ediniz; birbirinizle uğraşıp çekişmeyiniz. Sonra korkaklaşıp kuvvetten düşersiniz. Bir de mutlaka sabrediniz. İyi biliniz ki Allah cc sabredenlerle beraberdir.“
Âl-i İmrân suresi ayet 103: “Hep birlikte Allah’ın cc ipine sımsıkı yapışın; bölünüp parçalanmayın .”
Bu ayetlerin benzeri ayetler de var.
Bizler şimdilik bu ayetlerle yetinelim.
Gençler Rabbimiz Fetih suresinin 29. ayetinde Muhammed aleyhisselâm Allah’ın cc rasûlüdur. O’nunla birlikte olanlar yani (yaşadığı zamanda sahabeler daha sonraki ve şimdiki zamanda iman etmiş olan Ümmet-i Muhammed’in her bir ferdi) birbirlerine karşı çok merhametli (şefkatli, sevecen, mütebessim, yumuşak huylu) kâfirlere karşı ise sert ve tavizsizdirler (onlara karşı dik bir duruşa sahip, dayatmalarına karşı direnen ve boyun eğmeyen, yanlışlarıyla mücadele eden) diye tarif etmektedir.
Şimdi müslümanların ve İslâm aleminin ahvaline baktığımızda durumumuz Rabbimizin tarifine uygun mudur?
Rabbim diyor ki: Kendi aralarında gayet merhametlidirler. Günümüzde müslümanlar kendi aralarında merhametli midir?
Yoksa tam tersine mümin kardeşinin en ufak bir hatasını abartıp ona karşı sert tavırlar mı almakta, onu fasıklıkla, zındıklıkla bazen de kâfirlikle mi suçlamaktadırlar?
Hatta bazen haram olmayan bir ameli işlediğinde takvaya uygun yaşamıyor deyip ona karşı soğuk davranmıyorlar mı?
Rabbimiz kâfirlere karşı sert ve tavizsizdirler diyor.
Dünya müslümanları istisnalar hariç, büyük çoğunluğu Rabbimizin tarifine uygun mu yaşamaktadırlar?
Yoksa kâfirlere karşı pasif, boyun eğer bir tavır mı takınıyorlar?
Rabbimiz onları rükû ve secde eder olarak görürsün diyor.
Lafa gelince ülkemizin yüzde doksan dokuzu müslüman diye övünülüyor.
Bir istatistik yapılmış olsa beş vakit namazını düzenli kılan yüzde kaç çıkar?
Rabbimiz Enfal suresi 46. ayetinde “Allah cc ve rasûlüne itaat ediniz. Birbirinizle çekişmeyiniz sonra kuvvetten düşersiniz.” diye bizleri uyarıyor.
Müslümanlar ne derece Allah’a cc ve rasûlüne itaat etmektedirler.
Birbirleriyle çekişme konusunda etrafınıza baktığınızda hepiniz ne hâlde olduğumuzu net olarak görebilirsiniz.
Çekişmeyiniz sonra kuvvetten düşersiniz diyor!
Müslümanların dağınık ve perişanlığı ortada değil midir?
Rabbimiz Âl-i İmrân suresi 103. Ayetinde, “Hep birlikte Allah’ın cc ipine sımsıkı yapışın; bölünüp parçalanmayın.” diyor.
Müfessirlere göre Allah’ın cc ipinden maksat Kur’an ve islâmdır.
Hep birlikte Allah’ın cc ipine sımsıkı yapışmak; hep birlikte islâm dinine inanmayı, onu kabul etmeyi ve gerekenleri yerine getirmeyi ifade eder.
Değerli gençler!
İşte bu ayetlerin ışığında bugünkü ahvalimizi değerlendirecek olursak perişanlığımızın sebebini tespit etmiş oluruz.
Dünya nüfusunun çeyreğine sahip olan, sahip oldukları coğrafya da dünyadaki değerli madenlerin yüzde yetmişine sahip iken birlik ve beraberlik içinde olmadıklarından, ekonomik, siyasi, ve elinde bulundurdukları güçlerini harakete geçirememelerinden dolayı siyonist İsrail terör örgütünün yedi aydır işlemiş olduğu zulme ki dünya tarihinde eşi benzeri görülmemiş bir vahşetin işlenmesine engel olamamaktadırlar.
Gazze kasabı diye anılacak olan Netanyahu ve idaresindeki İsrail askerlerinin işledikleri zulüm arşa dayanmak üzeredir.
Hava silahlarının olmadığını bildikleri Filistinli mücahitlerle kara savaşını ve bire bir çarpışmayı göze alamamaktadırlar ki kara harekâtını deneyip geri çekildiler.
Havadan bombalar yağdırarak ki yasak olan kimyasal bombalar da kullanarak, hiçbir ahlakî, insanî ve mukaddes kural tanımadan masum siviller ki çoğu çocuk ve kadınlardan oluşan 35 binin üzerindeki masumu şehit ettiler.
Seksen bine yakın sivili de yaraladılar.
Ve bunu bütün dünyanın gözleri önünde gerçekleştirdiler ve devam etmektedirler.
21. Yüzyılda sözde çağdaşlığın ve medeniyetin dillendirildiği zamanımızda Gazze’yi dünyanın en büyük açık hava hapishanesine çevirdiler.
Ve bu hapishanede iğrenç ve alçakça cinayetlerini, cami, kilise, hastane, eğitim kurumları dahil yakıp yıkmaya devamı etmektedirler.
Demokrasiden, insan ve kadın haklarından, özgürlükten, basın özgürlüğünden bahseden demokrasi havarileri 140 üzerinde gazetecinin katledilmesine karşı suskunluklarını devam ettirmektedirler.
Uluslararası kuruluşlar, insan hakları dernekleri, Birleşmiş Milletler, Batı ve İslâm ülkelerinin çoğunun yöneticileri maalesef mazlumun yanında değil zalimle birlikte saf tutmaktadırlar.
Her ne kadar İsrail’e devlet tanımlaması yapanlar olsa da İsrail devlet değil siyonist bir terör örgütüdür.
En basitinden devletin sınırlarının belli olması gerekir.
İsrail’in sınırları şurasıdır diyen birileri çıkıp gösterebilir mi?
“Filistinliler de zamanla topraklarını satmasaydı” diyenler bilmelidirler ki; Filistinli müslümanlar topraklarını satmamış, içlerinden bir iki kişi satmış olsa da babaları tarafından evlatlıktan reddedilmişlerdir.
Filistinlilerin toprakları çeşitli entrikalarla ve cebren ellerinden alınmıştır.
Bazıları da topraklarının değerinin çok çok üzerinde vergi konulmasından dolayı topraklarının elden çıkmasına istemeyerek boyun eğmek zorunda bırakılmışlardır.
Yine “Hamas 7 Ekim’de saldırı yapmasaydı bunlar olmazdı” diyenler şunu iyi bilsinler ki; Hamas saldırmasaydı da İsrail itleri saldıracaklardı.
Zaten 76 yıldır sürekli saldırıyorlar. İşgal yoluyla topraklarını sürekli genişletiyorlar.
1948 ve öncesi haritaları bugünkü haritalarla karşılaştırdığımızda bunu çok net görebiliriz.
İsrail bu cüretini güçlü olduğundan değil, İslâm dünyasının birbirleriyle uğraşıp dağınık olmalarından birlik, beraberlik ve güçbirliği oluşturamamalarından kaynaklanmaktadır.
Kıymetli gençler!
Yahudinin malı canı gibidir.
Paranızın mermi olarak mazlumlara dönmemesi için Yahudi ürünlerini almayınız!
Boykot ediniz!
Ve boykota devam ediniz.
Boykottan dolayı yahudi ürünleri yüzde elli indirime gitti.
Bu da bizlere daha önce atılan kazığın büyüklüğünü göstermektedir.
Yüzde elli indirim demek daha önce yüzde yüz kazık atmak anlamına gelmekte değil midir?
Kaldı ki şimdiki fiyatları da kurtarmamış olsa satmaya devam ederler mi?
Kısaca ve öz olarak bugünkü yahudi Kur’an’ı Kerim’in tarif ettiği yahudidir.
Can yakıcı soru ise; “Bugünkü müslüman Kur’an’ı Kerim’in tarif ettiği müslüman mıdır?” diye sözlerini noktaladı.
Gençler tekrar buluşmak ümidiyle pamuk Dede’yle vedalaştılar.
Yüce Rabbim bizlere Kur’an’ı Kerim’in tarif ettiği müslümanlardan olmayı nasip etsin.
Cumamız hayra vesile olsun.
Selamlarımla.
GÜNDEM
23 Şubat 2026SPOR
23 Şubat 2026GÜNDEM
23 Şubat 2026GÜNDEM
23 Şubat 2026GÜNDEM
23 Şubat 2026UNCATEGORİZED
23 Şubat 2026EKONOMİ
23 Şubat 2026