DOLAR 47,3982 0.04%
EURO 53,9767 -0.06%
ALTIN
BITCOIN 30283510,80%
İstanbul
25°

AÇIK

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

Terörsüz Türkiye; barış mı, büyük yanılsama mı?

Terörsüz Türkiye; barış mı, büyük yanılsama mı?

ABONE OL
Temmuz 29, 2026 19:39
Terörsüz Türkiye; barış mı, büyük yanılsama mı?

FETÖ‘nün Kucağında PKK Barış mı, Büyük Yanılsama mı?

Türkiye‘nin PKK süreci, iç irade ile jeopolitik satranç arasında sıkışan kırılgan bir geçiş evresinde.

Ne Zafer Ne Fiyasko

Temmuz 2026. “Terörsüz Türkiye” ne kesin bir zafer ne açık bir fiyasko kırılgan bir geçiş evresi.
Öcalan‘ın
27 Şubat 2025’te İmralı‘dan yaptığı çağrı, kırk yılı aşkın bir kanı durdurma potansiyeli taşıyor ama kaderini artık Ankara değil, Tahran‘dan Şam‘a, Erbil‘den Washington’a uzanan bölgesel satranç belirliyor.

Dün MYK Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığında toplandı, gündemin başında yine bu süreç vardı.
AK Parti sözcüsü Ömer Çelik‘in
“ince işçilik aşamasındayız, propaganda zamanı değil sözleri boşuna değil: iktidar bile bunun kutlanacak bir zafer değil, kırılgan bir inşaa olduğunu biliyor.

Çerçeve Yasa: Kâğıt Henüz Kurumadı

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, altı partiyle yaptığı istişare turunun ardından çerçeve yasanın komisyon aşamasının bittiğini açıkladı.

Ama yasanın madde sayısı haftalar içinde sekizden on beşe fırladı bu dalgalanma tek başına bir gösterge: metin hâlâ oturmadı.

Adalet Bakanı Akın Gürlek‘in doğruladığı çerçeve şu: örgüt feshi Cumhurbaşkanlığı kararıyla tescil, dönenlere beş yıl adli kontrol, kamu görevi ve siyaset yasağı ama genel af yok, Öcalan’a özel madde yok.

Yasa 3 Ağustos’ta Meclis’e geliyor.
Ama asıl kritik detay şu:
yasa çıksa da sahadaki silah bırakma bitmeden fiilen uygulanmayacak.
Kâğıt ile gerçek arasında hâlâ bir uçurum var.

Taslağın varlığı mutabakat demek de değil.

DEM Parti, Öcalan’ın önerdiği kapsamlı bir “kök yasa” isterken, iktidarın metni dar ve güvenlik eksenli kalıyor.

İYİ Parti karşı, CHP ise somut teklif yokluğunu gerekçe göstererek beklemede. Meclis’teki “ortak irade” görüntüsü, sürecin çatısı üzerinde bir uzlaşı; içeriği üzerinde değil.

Öcalan Kartı: Asıl Kriz Burada

PKK, Karasu’nun televizyona çıkmasından önce zaten resmi ağızdan söylemişti: Önderliğin fiziki özgürlüğünü içermeyen yasa hiçbir sorunu çözmez.

Karasu, bunu somutlaştırdı önce “özgür çalışan” bir Öcalan, sonra kısa vadede tam serbestlik.

Devletin bugünkü çizgisi bunun tam tersi: 2005’te isme özel konan yasak hâlâ yürürlükte, ağırlaştırılmış müebbetliler kapsam dışı.

Ama AİHM bu düzenlemeyi işkence yasağı ihlali saymış durumda ve Devlet Bahçeli‘nin kendisi umut hakkı reformunu gündeme getirmiş Öcalan‘a özel görünmeyen genel bir infaz reformu, hükümetin gerçek manevra alanı burada.

Devlet bu kapıyı aralık bırakıp dar yasada ısrar ederse, Kandil‘in süreç yürümez tehdidi boş laf olmaktan çıkar.
Kaldı ki kırk yıllık yapının Avrupa’dan Rojava’ya uzanan otonomlaşmış kolları, merkezin vereceği kararı sahanın uygulamama riskini hâlâ diri tutuyor Öcalan‘ın otoritesi baskın olsa da bu risk ortadan kalkmıyor.

Dört Dış Fitil

İran: Haziran savaşı sürece zarar vermedi, tam tersine Türkiye’yi güçlendirdi; NATO Zirvesi ve Trump‘ın yaptırım kaldırma açıklaması bölgeye tek bir mesaj verdi rüzgâr Ankara‘dan esiyor.
Suriye: SDG, Rakka ve Deyrizor‘un büyük bölümünü, petrol-gaz sahalarını, sınır kapılarını Şam’a devretmeyi kabul etti; ama uygulama yavaş ve güvensiz, Şam netleşmezse Kandil‘e “Suriye’de kardeşlerimiz ayakta” bahanesi kalıyor. Irak: silahların fiili tasfiyesi bu topraklarda olacak, KDP-PUK rekabeti belirleyici Erbil-Barzani hattı tasfiyeden yana, Süleymaniye-Talabani hattı daha yumuşak; PKK‘lıların KDP bölgesine geçmesi “teslim“, PUK bölgesine yerleşmesi “nakil” anlamına gelir, nihai adres hâlâ belirsiz.

Kandil:bekleme odası” stratejisinin zemini İran savaşı sonrası daraldı, ama strateji tükenmedi; zaman artık Kandil‘den yana işlemiyor.

15 Temmuz Hafızası

15 Temmuz’un onuncu yıldönümünün bu hafta anılması da tesadüf değil.

MİT Başkanı İbrahim Kalın‘ın yıldönümü öncesi Irak‘a gidip ardından İmralı heyetiyle temasa geçmesi, sürecin darbe hafızasıyla aynı hafta ivme kazanmasının rastlantı olmadığını gösteriyor.

FETÖ Dersi: Görünmeyen Bitmez

Sorulması gereken soru şu: PKK, kırk yıl gerçekten yenilmez miydi, yoksa içeriden birilerinin gölgesinde mi büyüdü?
FETÖ soruşturmaları ilerledikçe ortaya çıkan tablo bir şey söylüyordu: güney sınırındaki bazı komutanların ve bölge illerindeki emniyet müdürlerinin FETÖ soruşturmalarıyla açığa alınıp tutuklanması, iki yapının zaman zaman aynı masada oturduğunu gösterdi.
Bunu
PKK ile FETÖ aynı örgüttür diye okumak yanlış olur ideolojileri, kadroları apayrı.

Ama devlet içindeki bir yapının terörle mücadelenin tam kritik anında istihbaratı köreltmesi, muhbir ağını çözmesi, operasyonları geciktirmesi soruşturmalarla kayıt altına alınmış bir gerçek; ordunun ve emniyetin FETÖ‘den arındırılmasıyla operasyonel etkinliğin görülür biçimde artması da ikinci ihtimali güçlendiriyor.

FETÖ bugün de bütünüyle ortadan kalkmış değil, yalnızca görünürlüğünü büyük ölçüde terk etti.

1999’daki ateşkes de 2013-2015 çözüm süreci de benzer şekilde başarısızlıkla sonuçlandı.

Bugünkü fark: PKK‘nın masaya kendi tercihinden çok bölgesel sıkışmışlığın etkisiyle oturmuş görünmesi ama bu, yıllar içinde oluşmuş kripto yapıların bir gecede ortadan kalktığı anlamına gelmez.

Bir zamanlar devletin içine bu kadar sızmaları mümkün değil diyenler vardı.

Sonradan görüldü ki olmaz denilen ihtimaller bazen en büyük güvenlik zafiyetine dönüşebiliyor.

Bu nedenle şu soruyu sormak paranoya değil, ihtiyatlı bir güvenlik refleksidir: PKK‘nın üst kadrolarında veya örgütün stratejik karar alma mekanizmalarında, kimliğini gizleyen FETÖ bağlantılı kişiler hâlen etkili olabilir mi?

Bu soruya bugün kamuoyuna açık bilgilerle kesin bir “evet” ya da “hayır” demek mümkün değil.
Ama FETÖ‘nün yıllarca devletin en kritik kurumlarına sistematik biçimde sızabildiği gerçeği ortadayken, benzer yöntemlerle başka yapılara nüfuz etmiş olabileceği ihtimalini peşinen reddetmek de sağlıklı bir yaklaşım olmaz.

Güvenlik politikalarının temel ilkesi, ihtimalleri sloganlarla değil; istihbarat, delil ve sürekli denetimle değerlendirmektir. FETÖ‘nün bıraktığı en önemli ders de tam olarak budur: bir daha asla olmaz demek yerine, böyle bir risk var mısorusunu sormaktan vazgeçmemek.

Sonuç:

Kâğıt Değil, fiili süreç artık somut bir yasaya ve somut bir tarihe bağlı, ama şeklini asıl belirleyecek olan üç dış aktör: Tahran‘ın Kandil‘e sıcaklığı, Şam‘ın SDG‘ye tanıdığı alan, Washington‘un YPG garantisi.
Bunlar Türkiye lehine dizilirse İran savaşı sonrası tablo şimdilik bu yönde Kandil köşeye sıkışır, silahsızlanma kaçınılmaz olur.
Biri can simidi atarsa çerçeve yasa kâğıt üzerinde kalır, süreç yıllarca sürecek bir “sözde silahsızlanma ama fiili varlık” evresine girer.

Bu ülkenin en kritik dosyalarından biri, hamasetten uzak okunduğunda budur: geçiş ve tıkanıklık ama artık masada somut bir metin ve somut bir takvim var.

Barış mı, büyük bir yanılsama mı olduğunu, önümüzdeki haftalar gösterecek.

Vesselam.

DAVET: Filistin Konvoyu’ nu Karşılama Programı:

30 Temmuz 202608.00’de Başakşehir Merkez Camii Meydanı’ndan hareket edilerek Edirne İpsala Gümrük Kapısı’na yolculuk yapılacaktır.

19.00 Başakşehir Merkez Camii Meydanı’nda İstanbullular Filistin için yeniden buluşacaktır.

Bu anlamlı günde, Filistin’e destek için tüm okurlarımızı ve tüm çevrenizi bu anlamlı günde birlikte olmaya davet ediyoruz.

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP