DOLAR 43,8611 0.02%
EURO 51,7865 0%
ALTIN 7.369,07-0,14
BITCOIN 2844918-3,86%
İstanbul
10°

KAPALI

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

Zühd ve Vera…

Zühd ve Vera…

ABONE OL
Mayıs 24, 2024 22:35
Zühd ve Vera…
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Zühd sözlükte “Terk etmek, ilgi göstermemek, yüz çevirmek, azla yetinmek.” anlamlarına gelmektedir.

Zühd, kişinin Allah’a cc yönelerek dünyaya dönük tutkulardan, bedenî zevkler peşinde koşmaktan, nefsin heva ve hevesinin esiri olmaktan uzaklaşması anlamını ifade eder.

Bu tür bir hayat tarzını benimseyen kişiye “Zahid” denir.

Arapça zühd ve zahid aynı kökten gelmektedir.

Ülkemizde erkek çocuklarına Zahid, kız çocuklarına da Zahide isimleri verilmektedir.

Zühd, islâm tarihinde dinî idealleri gerçekleştirmede ve manevî değerleri yaşantıyla bütünleştirmede bir duyarlılık haline getirme amacıyla kullanılmıştır.

Zühdün ahlâkî bir yönü de bulunmaktadır.

Zühd, ahlâkî yönüyle ve gerçek anlamıyla anlaşılıp tatbik edilebildiğinde islâm toplumunda gerçekçi ve samimi dindarlığın meydana gelmesine vesile olabileceği gibi yanlış anlama ve tatbikatlar da toplumun zillete düşmesine ve islâm dışı toplumların dayatmalarına karşı koyamaz hale gelmesine de sebep olabilir.

İslâmda zühdün gerçek çerçevesi halk içinde Hak ile birlikte olmaya gayret etmek şeklinde çizilmiştir.

İslâmî gelenekte zühd kavramı dünyanın tamamen değersiz ve mutlak anlamda kötü değil, ahirete göre daha düşük değerde olduğu şeklinde algılanmış ve değerlendirilmiştir.

Zühd kalbî bir duruşun hayata yansımasıdır.

Kişinin geçimini temin etmek için çalışması, aile fertlerinin ihtiyaçlarını karşılama konusunda gerekenlere sahip olmak için gayret etmesi zühd ile çelişmez.

Zühd, kişinin gelir elde etmesine, ticaretle, sanatla ve zanaatla, ilimle ve bir meslekle uğraşmasına mani olmaz.

Ama bu uğraşı ve elde edilenlere kalben bağlanmayı hele de bundan dolayı ibadetlerde

gevşeklik göstermeyi, manevî degerlerden uzaklaşmayı uygun görmez.

İslâmda dünyadan tamamen el çekme, geçimini başkalarının sırtına yükleme, evlenmeme gibi ruhbanlık tavsiye edilmemiş ve hoş görülmemiştir.

İslâmda ruhbanlık yoktur denildiğinde ayrıca hristiyanlıktaki gibi ayrıcalıklı bir din adamları sınıfı da yoktur anlamındadır.

Zühdün dünya işleriyle uğraşmaya mani olmamasını “Sadık (doğru) tüccâr;  peygamberler, sıddıklar ve şehitlerle beraberdir.” (Tirmizî,buyû, 4) hadis-i şerifinden de anlayabiliriz.

Yüce Rabbimiz de “Allah’ın cc sana verdikleriyle ahiret yurdunu kazanmaya bak; dünyadan nasibini de unutma…” diye buyurmaktadır. (Kasas suresi, ayet: 77)

Vera, sözlükte “Sakınmak, kaçınmak, çekinmek anlamlarına gelmektedir. Vera terim olarak da  Haram ve günah olup olmadığı şüpheli olanlardan itinayla kaçınıp helâl ve mübahların bir kısmından feragat etme” anlamındadır.

Bundan dolayıdır ki vera takvanın özel bir şekli olarak kabul edilmiştir.

Takva mahzurlu olanı vera ise helâl olması şüpheli olanı terk etmektir.

Vera Arapça bir kelime olup ülkemizde kız çocuklarına isim olarak kullanılmaktadır.

Vera zühdün derecelerindendir.

İmam-ı Gazzâli veradan bahsederken derecelendirmede ilk sırayı haramlığı açıkça belli olan günahlardan sakınmak olarak belirtilmiştir.

İkinci olarak günah olma ihtimali olanlardan sakınmak, üçüncü harama yol açmasından korkulanları terk, dördüncü olarak da Allah’a cc daha fazla yaklaşmak için ömrün her anını O’ndan başkasına harcamaktan kaçınmak olarak sıralandırmıştır. (İhya I, 25,26; II,95)

İmam-ı Gazzâli bu dört dereceden sadece birincisinin fıkhın konusuna girdiğini, diğer derecelerin ahlâki ve ahireti ilgilendirdiğini söylemiştir.

Dinî hükümlerdeki farklı derece ve mükelleflerin derecelerini dikkate almadan bütün müminlerin Vera sahibi olmalarını beklemenin birtakım vehim ve vesveselere yol açabileceğine işaret etmiştir.

Yüce Rabbim bizlere zühd ve verayı doğru bir şekilde anlamayı ve hayatımıza tatbik etmeye gayret göstermeyi nasip etmesini niyaz ederim.

Cumamız hayra vesile olsun.

Selamlarımla.

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP