Dostlar;
Horul horul yatan bir kimse, uyanıp harıl harıl çalışmadan arzu ve isteklerine kavuşamaz.
Derin derin uykulara dalan ve gafletler içinde olan insan da zirvelere, yıldızlara, gezegenlere ulaşamaz.
“Ey kavmim (Ey ümmetim)!
Elinizden geldiği kadar cenneti isteyin, taleb edin, ve elinizden geldiği kadar cehennem atesinden kaçın, uzak durun. Cenneti talep eden ve isteyen ile cehenneme gitmek istemeyen ve uzak durmak isteyen (horul horul) uyumaz.” (Taberani)
Sadece cenneti değil, firdevs cennetini istememiz emredilmektedir.
Çünkü firdevs cenneti; cennetlerin alası ve ortasıdır, tavanı ise Yüce Allah’ın arşıdır. Ahiret yolcusu olan mü’min çıtayı yüksek tutmalı, himmeti âli olmalı ve ihmalkar davranmamalıdır.
Bugün amel var, aşağı yukarı istediğin hayrı ve sevabı işleyebilirsin, yarın ahiret günü ise hesap var ama amel yapma imkanı kalmaz.
Bütün dünya bir insanın olsa iki rekat namazı ve sevabını satın alamaz.
Bütün dünya içindeki her şeyi ile birisine ait olsa beş para etmez. Dünya gitgide bizden, biz de dünyadan uzaklaşıyoruz.
Her an biraz daha ahirette gitgide bize, biz de ahirete yaklaşıyoruz.
Yüce Allah‘a manen yaklaşmanın ve ahiret azığı toplamanın yeri de dünyadır.
Mü’min 7 gün 24 saat her an bu manevi yaklaşmayı gerek kurb-i ferâiz ve gerek kurb-i nevâfil ile yüce Allah‘ın izniyle gayret ederek elde edebilir.
Gece gündüz, yaz kış, hazarda ve seferde sağlık içinde veya hasta iken, evde ve dışarıda, yürürken ve bir vasıtada iken kısacası her an ahirete azık toplayabiliriz.
Allah’a rızasına, manen O’na yakın olmaya doğru yürüyün, yol alın, sakat da olsanız, kırık dökük de olsanız yürüyün,olduğunuz halde yürüyün, sakın, iyileşelim ondan sonra yürüyelim demeyin, hareket etmeden oturup iyileşmeyi beklemek atalet ve tembelliktir.
Diyelim ki; oturup beklediniz size iyileşeceğinizin garantisini kim verebilir, günlerce oturup beklediniz, yarın iyileşsen bile bu birikmiş her çeşit ibadet borçlarınızı nasıl ödeyeceksiniz,bu oluşan boşluğu nasıl dolduracaksınız ve nasıl telafi edeceksiniz? Hayır hayır mü’min boş boş oturamaz, âhiret yolcusu, beyhûde ve boş oturamaz, faydasız ve boş şeylerle uğraşamaz.
Mü’min, cennete girmek için dünyada iken o kadar çalışmalı o kadar gayret etmeli ki dini ve dünyası için adeta yıldızlara gitmek gezegenleri fethetmek gerekiyorsa bunu da yapmalı zaten mü’minin bir görevi de imardır. Kendini, dünyayı ve ulaşabildiği her yeri ma’mur ve bayındır hale, yaşanır hale getirmektir.
Mü’min, dünyadan nasibini unutmadan alan ve âhiretine de hazırlık yapan kimsedir, Allah‘ın kendisine yaptığı iyiliği unutmaz ve kendisi de Yüce Allah‘ın kullarına iyilik yapar böylece dünyada da ahirette de Yüce Allah‘tan iyilik bekler.
“Ey rabbimiz bize dünyada da ahirette de iyilik ver bizi cehennem azabından koru.”
(Bakara, 201)
İslamın parolası olan bu mübarek ayeti ve duayı çokça yapar ve bunun altını doldurmaya çalışır, dolayısıyla hem dünyasını hem âhiretini mamur edendir.
Ey rabbimiz!
Bizlere ve bütün mü’minlere dünyada da ahirette de iyilik ver.
Bizleri ve bütün mü’min kardeşlerimizi cehennem azabından koru. Amin.
GÜNDEM
06 Ağustos 2026SPOR
06 Ağustos 2026GÜNDEM
06 Ağustos 2026GÜNDEM
06 Ağustos 2026GÜNDEM
06 Ağustos 2026UNCATEGORİZED
06 Ağustos 2026EKONOMİ
06 Ağustos 2026