DOLAR 47,7193 0%
EURO 55,1287 -0.13%
ALTIN
BITCOIN 3047779-2,10%
İstanbul
27°

AÇIK

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

Sokaklar çıplaklar kampına döndü!

Sokaklar çıplaklar kampına döndü!

ABONE OL
Ağustos 10, 2026 20:09
Sokaklar çıplaklar kampına döndü!

Türkiye’de mağazalarda kendime ve çocuklarıma giyebileceğimiz kıyafet bulamadım!

Bu sözler bir Uygur hanımefendiye ait serzeniş.

Geçtiğimiz günlerde İstanbul’da Doğu Türkistan sivil kuruluşları tarafından uluslararası bir toplantı düzenlendi.

Toplantıya ben de katıldım.

Avrupa ülkelerinden gelmiş olan bir hanımefendi çocuklarına ve kendisine kıyafet almak için mağazaları gezdiğini ancak kıyafetlerin çok açık adeta gece kıyafeti gibi olması sebebi ile alamadığını anlattı ve “Türkiye’de çocuklara ve genç kızlara, kadınlara bu kıyafetleri nasıl giydirebildiklerini” hayretini üzülerek anlattı.

Avrupa’da böyle açık kıyafetlerin olmadığını, kimsenin de bu şekilde giyerek sokağa çıkmadığını anlattı.

Misafirimizin ifadesi ile durum felaketti!

Türkiye’de artık açık kıyafetler değil adeta bazıları tarafından “teşhir” kıyafeti haline getirilmiştir.

Hele çocuklara giydirilen kıyafetten başka her şeye benzeyen bez parçaları, çocukların haya duygusunu, mahremiyet anlayışını yerle yeksan etmektedir.

Bu kıyafetleri piyasaya süren imalatçı ve satıcıların da bu işte veballerini hatırlatmak gerekir.

Sokaklarda bu kadar açık saçık giymeye kimsenin hakkı olmasa gerek!

Gelenekler ve ahlak nerede ise her dönem geleneklere ters düşen davranışlar toplumun geneli tarafından “ahlaksızlık” ya da “terbiyesizlik” olarak tanımlanır.
Ancak işin bir de sınırları vardır.
İşte onun için, ”burada dur arkadaş” tabiri yerleşmiştir.

Bizim jenerasyon çok iyi hatırlayacaktır.

Gençlik yıllarımızda pantolon paçaları geniş, favoriler uzatılmış, saçlar varsa şayet onları da uzatmak moda idi.

Bir arkadaşım anlatmıştı…
Babasının Kıbrıs’ta sanat okulunda öğretmenlik yaptığı sırada; “memleketim Malatya’ya gitmiştim.
Kıbrıs’ta saçların uzatılması modası Malatya’dan önce yaygınlaşmış olmalı ki, Malatya’da otobüsten indim arkamdan “komüniste bakın hele” diye sesler duydum ama oralı olmadım sonra, 

Komünistin burada ne işi var”’gibi bağrışmalar çoğalınca “komünistin ne işi var saçlarına da bakın!” sözleri ile tarif edilen, protesto edilen Komünistin ben olduğumu anladım ve var gücümle kaçmaya çalıştım…

Caminin avlusuna girdim hemen paçalarımı sıvayıp abdest almaya başladım, şadırvanda bana “nereye gitti o komünist” diye sordular “ben de onlara şu tarafa gitti” dedim.

Kalabalık gösterdiğim tarafa yöneldi!

Yaşanmış hikaye bu!

Kıbrıs’ta modaya uymuş bir genç, memleketinde nerede ise linç edilmekten zor kurtulmuş olduğunu anlattı.

Memleketimin manzarası bu!

Gelenekleri korumak, toplumsal asimilasyonun önündeki önemli engellerdendir.

Elbette toplumun geleneklerinin yanında tarih şuuru, dil bilgisi ve dilin tahrif edilmeden korunması geleneklerin oluşumunda tarihin süzgecinden geçmiş olan dini bilgi sahibi olmak ve inancını yaşamak vardır.

Ahlak meselesine gelince; toplumun genel kabul kurallarının yaşanması ve yaşatılması ahlakın korunması için gerekli kurallardandır.

1980’li yıllarda İspanyol paça modası gibi bugün de genç kadınlarda “dekolte” giyinmek moda haline geldi.

Elbette toplumun genel kabullerinin dışına çıkmak ve “tesettür”ün yok sayılması toplumu rahatsız etmektedir.

Bu da geçecektir!

Bugün kıyafet konusunda gelinen durum moda ile açıklanamaz!

Kadının teşhir aracı haline getirilmesi, çocukların hayat duygularının yok edilmesi, mahremiyet anlayışının yok edilmesi kabul edilemez!

Gelinen noktanın izahı yoktur ve makul görülecek yanı da yoktur!

Hele bu durum kişi tercihi ve giyim kuşam hürriyeti ile de açıklanamaz!

Ortalık “et pazarı” haline gelmiştir!

Yazık! Çok yazık!

Bir kısım hayasızlar yüzünden sokakların “çıplaklar kampı”na dönmesine

sessiz kalınamaz, sessiz kalmamalıyız!

Vesselam.

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP