DOLAR 47,7193 0%
EURO 55,1287 -0.13%
ALTIN
BITCOIN 3047779-2,10%
İstanbul
27°

AÇIK

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

Kriptolu, maskeli barışa dikkat!

Kriptolu, maskeli barışa dikkat!

ABONE OL
Ağustos 10, 2026 20:29
Kriptolu, maskeli barışa dikkat!

Terörsüz Türkiye: Kriptolu Maskeli Barışa Dikkat!

Türkiye kırk yılı aşkın süredir PKK terörüyle mücadele ediyor.

Bu mücadele binlerce evladın hayatına, şehirlerin yıkılmasına, milyarlarca liranın harcanmasına ve toplumun hafızasında derin yaralara mal oldu.

Dolayısıyla “Terörsüz Türkiye” bir slogan değil, tarihsel bir zorunluluktur.

Ancak iyi niyet ile iyi sonuç aynı şey değildir.

Bugün asıl sorulması gereken soru şudur: Türkiye gerçekten terörü tasfiye mi ediyor, yoksa sadece yeni bir evreye mi giriyor?

Değişen Söylem, Değişen Gerçeklik

Dün “teröristle masaya oturulmaz” diyenlerin bugün İmralı’yı merkeze koyması hafızalara kazınıyor.

Bu bir çelişki olmak zorunda değil; devletler değişen şartlara göre politika değiştirebilir. İngiltere IRA ile, Kolombiya FARC ile görüştü.
Ancak bu değişim topluma açıkça anlatılmalıdır.

Devlet Bahçeli’nin, DEM Parti milletvekilleriyle tokalaşması ve Abdullah Öcalan’a yaptığı çağrı, MHP’nin tarihsel çizgisi açısından ciddi bir kırılmadır.
Burada mesele “kim haklı çıktı” değildir.

Mesele, bu değişimin stratejik gerekçesinin ne olduğudur. Türkiye’nin bunu bilmeye hakkı vardır.

Suriye Denklemi

Suriye’de Esad rejiminin devrilmesiyle yeni bir tablo ortaya çıktı.
Şam–SDG anlaşması umut vericiydi, fakat uygulamada sorunlar çıktı.

Süre uzatıldı, çatışmalar yeniden başladı ve Ocak 2026’da yeni bir çerçeveye geçildi.

Bu örnek şunu gösteriyor: İmza ile uygulama aynı şey değildir.

Türkiye açısından mesele sadece Suriye’deki dengeler değildir.

Çünkü sınır ötesinde yaşanan her gelişme doğrudan iç güvenliği etkiler.

Bu nedenle Ankara’nın süreci dikkatle izlemesi zorunludur.

Kripto Tehlike

SDG/JPG unsurlarının Suriye ordusuna entegre edilmesi yüzeyde bir birleşme gibi görünse de derinde kritik bir risk barındırıyor.

Çünkü mesele sadece üniforma değiştirmek değil; örgütsel sadakatin gizlice korunup korunmadığıdır.

Türkiye’de FETÖ örneği bunun en çarpıcı kanıtıdır: generaller, polisler, bürokratlar devletin en kritik noktalarında görev yaparken örgütsel bağlılıklarını sürdürdüler.

Yani “devlet kadrosu” görünümlü bir kripto yapı olarak varlıklarını korudular.

Suriye’deki entegrasyon sürecinde de aynı ihtimal vardır. “Ordunun parçası” görünen unsurlar, aslında kendi örgütsel bağlarını sürdürürse, bu sadece bir maskelenmiş devamlılık olur. Garantisi yoktur.

Denetim mekanizması şarttır. Türkiye açısından risk büyüktür.

Kürt Meselesi ≠ PKK Meselesi

Kürt vatandaşların demokratik, kültürel ve hukuki hak talepleri meşrudur.
PKK’nın silahlı eylemleri meşru değildir.

Devlet bir yandan vatandaşlık hukukunu güçlendirebilir, diğer yandan silahlı örgütü tasfiye edebilir.

Bu ayrımı bulanıklaştırmak iki sonuç doğurur:

• Kürt vatandaşların hak taleplerine zarar verir.

• Silahlı örgütü siyasi temsil makamına yükseltir.

Türkiye bu hatayı yapmamalıdır.

Meclis: Yürütüyor mu, İzliyor mu?

Sürecin TBMM zeminine taşınması meşruiyet sağlar. Ancak denetim olmadan bu yeterli değildir.

Bugün, 10 Ağustos 2026’daki oylamada AKP, MHP, DEM Parti ve Yeni Parti evet dedi; İYİ Parti hayır, Yeniden Refah ise çekimser kaldı.

DEM Parti “evet” dedi ama kapsamlı bir muhalefet şerhi sundu.
Bu şerhte, sorunun “terör” merkezli tanımlanmasına karşı çıkıldı ve çözümün demokratikleşme, kimlik ve özgürlükler üzerinden kurulması gerektiği vurgulandı.

Unutulmamalıdır ki, DEM Parti’nin Meclis’te 57 milletvekili bulunmasına rağmen sadece 29’u teklife imza attı.

Bu tablo, partinin kendi içinde farklı tonların olduğunu ve sürecin homojen bir destekle ilerlemediğini gösteriyor.

Bu durum, örgütün dağ kadrosunun etkisinin hâlen DEM Parti üzerinde belirleyici olduğunu düşündürüyor.

Sonuç olarak, Meclis’in sürece katılımı meşruiyet sağlar; fakat asıl mesele, parlamentonun süreci gerçekten denetleyebilmesidir.

2013–2015 Tecrübesi

Türkiye daha önce bir çözüm süreci yaşadı.

O dönemde umut yüksekti, ancak denetim mekanizması net değildi.
Devlet geri çekilirken örgüt alan kazandı.

Sonuçta hendek çatışmaları yaşandı ve ağır bir güvenlik krizi ortaya çıktı.

Bugün aynı hatayı tekrarlamamak için tek bir ilke şarttır: Doğrulanabilir tasfiye.

Hukuk Devre Dışı Bırakılamaz

Silah bırakmak ödül değildir.
Ama silah bırakmış bir insanı sonsuza kadar çatışma alanında tutmak da çözüm değildir. Burada denge gerekir.

Genel af mı olacak? Şartlı infaz düzenlemesi mi? Rehabilitasyon programı mı?

Hangi model seçilirse seçilsin, mağdurların adalet duygusu zedelenmemelidir.

Toplumsal barış, adaletin inkârı üzerine kurulamaz.

Sözün Özü

Kırk yıllık bir terör sorunu siyasi açıklamalarla bitmez.

Sonuçla biter.

Türkiye bugün tarihi bir eşikte olabilir.

Gerçek bir tasfiye süreci yürütülüyorsa, bu ülkenin her vatandaşı destek verir.

Ama eğer sadece mücadele biçimi değişiyorsa, bedelini yine bu toplum öder.

Bu yüzden mesele slogan değil, mekanizmadır. İrade değil, uygulamadır. İmza değil, sonuçtur.

Barışın adı değil, kanıtı kalıcı olur.

Vesselam.

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP