25 Eylül 2026 Cuma
Kocaeli’de milli mesai başlıyor: Türkiye - Fransa karşılaşması saat kaçta başlayacak, hangi kanaldan yayınlanacak? Maçı canlı izle
Muaviye ve oğlu Yezid…
Terörsüz Türkiye’nin kıymeti…
Osmanlı arşivinde, Kudüs, adalet!
Sayın cumhurbaşkanımıza ve Sayın Adalet bakanımıza açık arzımızdır.
Rahatsız etmeyin halk uyuyor!
Değerli okurlar, daha önceki yazılarımdan Pamuk Dede’yi hatırlayanlarınız vardır. Medya Radikal’de yazmaya başlayınca okurlarımın arasına yeni katılımlar olduğundan Pamuk Dede’mizi tekrar tanıtma ihtiyacı hissettim.
Pamuk Dede; yaş itibariyle yaşlı sayılmazdı, ancak saç ve sakalları erken yaşlarda beyazlamaya başlamış, âdeta saç ve sakallarında hiç siyahlık kalmamıştı. Bundan dolayı çocuklar, gençler, hatta yaşıtları ve kendinden yaşça büyük olanlar bile kendisine ismiyle değil de “Pamuk Dede” diye seslenirlerdi. Pamuk Dede çocuklar ve gençlerle sohbet etmeyi sever, hayat tecrübelerini onlara aktarmaktan, sorularını cevaplamaktan ve onlara nasihat etmekten apayrı bir haz duyardı. Çocuklar ve gençler de kendisine saygıda kusur etmez, sözlerini sessizlik içinde dikkatle dinlerlerdi. Pamuk Dede’nin sohbetinden hoşlanırlar, sohbetin uzamasından hiç sıkılmazlardı. Pamuk Dede’yi göremedikleri ve sohbetini dinlemedikleri günler, içlerinde büyük bir özlemin ziyadeleşmesine yol açardı.
İşte böyle bir yaz gününde gençler sık sık buluştukları bir çay evinin bahçesinde kendi aralarında konuşurlarken uzaktan Pamuk Dede’nin kendilerine doğru geldiğini fark ettiler. Kendilerine iyice yaklaşınca içlerinden biri yanına gidip “Pamuk Dede, seni epeydir göremedik, seni çok özledik, arkadaşlarım ve ben bizimle birlikte çay içmeni ve sohbet etmeni diliyoruz, lütfen bize zaman ayırabilir misin?” diye davet edince; Pamuk Dede’miz “Memnuniyetle” deyip gençlerin arasına oturdu.
Bir müddet karşılıklı hal ve hatır sorulduktan sonra gençlerden biri: Pamuk Dede, bir çok maddî hastalıklarımızın varlığını biliyoruz, bize biraz manevî hastalıklarımızdan bahseder misiniz? Diye sorunca; Pamuk Dede: Evet gençler, dediğiniz gibi birçok maddî hastalıkların varlığının yanında birçok da manevî hastalıklarımız mevcuttur.
Bugün sizlere bunlardan birbiri ile bağlantılı iki tanesinden bahsedeceğim diyerek söze başladı ve devam etti: Bunlardan biri; cennete inanıyoruz, ama ona girmek için çalışmıyoruz. Diğeri ise cehennemden korkuyoruz, ama günah işlemekten kaçınmıyoruz.
Değerli gençler! Bunların birbiri ile bağlantılı olduğunu belirtmem, tedavilerinin birbirini etkilemesinden dolayıdır. Şöyle ki; bizler cennete girmek için çalışırsak günahlardan kaçınmamız gerekmektedir. Bunun gereğini yerine getirmekle de haliyle korkmuş olduğumuz cehennemden uzak durmaya çalışmış oluruz.
Elbette günahlardan kaçınmamız gerektiği gibi bizi cennete yaklaştıracak, Allah’ın (cc) rızasını kazandıracak güzel işlerimizi, söz ve davranışlarımızı da çoğaltmamız gerektiğinin idrakinde olmalıyız. Salih amellerimizi çoğaltmak için birbirimizi yardımlaşmaya teşvik etmemizin önemli olduğunu da unutmamalıyız.
Kıymetli gençler, daha önceki zamanlarda günaha giden yollar daha kapalı, biraz daha ulaşımı zor ve bu kadar çok çeşitli değildi.
Günümüzde ise günaha giden yollar son derece açık, ulaşımı daha kolay, teşvik edenleri ve çeşitleri çok daha fazladır. Peygamber Efendimizin (sav) hiçbir gölgenin olmadığı günde arşın gölgesinden yararlanacak yedi sınıf insanlardan biri de gençliğini Allah’ın (cc) rızasına uygun bir şekilde geçiren gençler olacağı müjdesine ulaşabilmek için nefsimizle, şeytan ve şeytanlaşmış insanlarla, günümüzde her türlü günahın işlenmesi cazipleştirilip, kolaylaştırılmış ortamlarla, sabır ve gayretle mücadele etmek gerekmektedir diye sözlerini tamamlayan Pamuk Dede, kısa bir süre sonra bir yere yetişmesi gerektiğini belirterek müsade istedi ve tekrar buluşmayı dileyerek ayrıldı.
Yüce Rabbimizden bizlere rızasına, cennet ve cemaline ulaştıracak işler yapmamızı ve bizleri cehenneme yaklaştıracak işlerden uzak durmamızı nasip etmesini niyaz ederim. Cumamız hayra vesile olsun.
Selâmlarımla.