DOLAR 47,7436 0.18%
EURO 55,2510 0.32%
ALTIN
BITCOIN 30928930,80%
İstanbul
30°

AÇIK

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

Recep SEYMEN

Recep SEYMEN

07 Ağustos 2026 Cuma

Takva

Takva

Takva arapça kökenli bir kelime olup sözlükte

“Korunmak, sakınmak, korkmak, çekinmek, hürmet göstermek ” anlamına gelmektedir.

Dinî bir terim olan takva, ” Allah’ın (cc) emirlerini yerine getirme, yasaklarından (haram ve günahlardan) kaçınma hususunda gösterilen titizlik” anlamında bir kavramdır.

Sözlükte korkmak anlamına da gelmesine istinaden takvaya Allah’tan (cc) korkmak anlamı verilse de bu korkuyu, korkunç olan bir şeyden korkma ile karıştırmamak gerekir.

Takvayı, seven birinin sevdiğinin gönlünü incitmekten çekinmesi gibi kişinin yüce Rabbine karşı büyük bir saygı duyarak Rabbinin rızasından mahrum olma, kulluk görev ve sorumluluğunu yerine getirememe kaygısı olarak ifade etmek daha anlamlı olacaktır.

Takva sahiplerine “muttaki” denilmektedir.

Yüce Rabbimiz Bakara suresinin 2. ayetinde

“Kendisinde şüphe bulunmayan bu kitap, muttakiler için bir hidayet rehberidir.” diye buyurarak takip eden ayetlerde de muttakileri

“Onlar gaybe iman edip, namazı ikame ederler

(doğru dürüst, hakkını vererek ve devamlı olarak) 

kılarlar ve kendilerine verdiğimiz rızıktan, Allah (cc) yolunda minnet etmeden harcarlar.

Onlar sana ve senden önce indirilene ve ahiret gününe kesin olarak iman ederler. İşte bu insanlar hidayet üzerinedir. Kurtuluşa erenler de onlardır.”

diye beyan etmektedir.

Bu ayetlerden de anlaşılmaktadır ki takvanın iman

ve ibadetlerle bir bağı bulunmaktadır.

İbadetler bir yönüyle takvaya erişmek için bir vesiledir.

Allah (cc) Bakara suresi 83. ayetinde “Ey iman edenler! Oruç sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de farz kılındı. Umulur ki takvaya erersiniz.” diye buyurmaktadır.

Yüce Rabbimiz Hucurât suresinin 13. ayetinde Allah (cc) katında en üstün olmayı en çok takvalı olmakla izah ederek takvanın önemini bizlere haber vermiştir.

Takvanın cennete girmeye vesile olacağı Meryem 

Suresi 63. ayette “İşte kullarımızdan takva sahibi olanlara vereceğimiz cennet budur.” diye açıklanmıştır.

Yüce Rabbimiz Âl-i İmran suresi 76. ayette 

“Şüphesiz Allah (cc) takva sahiplerini sever.” beyanıyla Allah’ın (cc) sevgisini kazanma yolunun takva sahibi olmaktan geçtiğini bizlere haber vermektedir.

Müslüman kendisini Allah’ın (cc) sevmesine ve rızasını kazanmasına dolayısıyla cennetine girmesine vesile olacak olan takvanın yollarını araştırması ve adımlarını ona göre atması, davranışlarını ona göre düzenlemesi gerekir.

Sevgili Peygamberimiz (s.a.v) ve bütün Peygamberler (Allah’ın (cc) rızası ve selâm üzerlerine olsun) ümmetlerine takvalı olmayı tavsiye etmişlerdir.

Müslüman, dualarında takva sahibi olmayı istemeli, yüce Rabbine kulluk görevlerini yerine getirmede gayretli olmalı, sorumluluk duygusuna sahip olmalı ve Rabbini tanımaya çalışmalıdır.

Çünkü insan Rabbini tanıdıkça O’nu daha çok sevecek ve O’nun rızasını kaybettirecek olan amellerden uzak durmaya çalışacaktır.

Takvayı elde etmenin yollarından biri kişinin takva sahibi olanlarla beraber olmasıdır.

Çünkü huyların sirayet etme gibi bir özellikleri vardır.

İnsan takvalı olanlarla ne kadar çok zaman geçirirse, onların huylarını ve özelliklerini o kadar çok içselleştirecektir.

Allah’tan (cc) korkmaz, kuldan utanmaz kişilerle zaman geçirenler de onların karakterlerine bürünmeye başlayacaklardır.

Bundan dolayıdır ki Müslüman kimlerle zaman geçirip dostluk kurduğuna dikkat etmelidir.

Takva sahibi olmak hiç günah işlememek demek değildir. 

Zaten böyle bir şey kuldan beklenen bir durum da değildir.

Öyleyse takvalı olan kişi, günahlardan, haramlardan Rabbimizin yasak ettiği şeylerden uzak durmaya çalışan, hata edip günah işlediği zaman da pişman olup tevbe eden, bir daha aynı hatayı yapmamak için azimli olan kişidir.

Her insan kendi zaaflarını bilir. Nefsinin düşkün olduğu şeyleri düşünür ve görürse kendini muhafaza etmesi zorlaşır.

Günaha giden yollar önce düşünmeyle başlar, ardından peşine düşmekle kişi kendine zarar vermiş olur.

Kişinin zihnini haramlarla meşgul etmesi, haramlara rahatlıkla ulaşabileceği ortamlardan kaçınmaması, işlediği günahın ardından hemen tevbe etmeyip bir daha işlememek için gayret göstermemesi, aksine günahlarda ısrar etmesi takvalı olmasına engel oluşturur.

Takvanın ahlâk ile de ilişkisi vardır. Ahlâksız bir kişinin takvalı olduğu düşünülemez.

Takvalı olan kişi güzel düşünmeye, güzel işler yapmaya, insanlara, hayvanlara ve bitkilere yararlı olmaya, kendine, çevresine, topluma zarar vermekten uzak durmaya azami derecede gayret göstermeye çalışır.

Kişinin kendisinin takvalı olduğunu iddia etmesi uygun değildir.

Her amelin makbul olmasının ihlâsla irtibatlı olması gibi takvanın da ihlâsla irtibatlı olmasından dolayı kimin en takvalı olduğunu en iyi Rabbimiz bilir.

Yüce Rabbimden bizlere takvalı olmamızı nasip etmesini niyaz ederim.

Cumamız hayra vesile olsun.

Selamlarımla.