DOLAR %
EURO %
ALTIN
BITCOIN 41430730,69%
İstanbul
21°

ORTA ŞİDDETLİ YAĞMUR

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

Recep SEYMEN

Recep SEYMEN

25 Eylül 2026 Cuma

Zemzem

Zemzem

Zemzem, Mescid-i Haram’da Hacerulesved’in tam karşısında yaklaşık 20 metre uzaklıkta yer alan kuyudan çıkarılan suya verilen addır.

Zemzem ismi bu suya “bol ve akıcı olma, Hz. Cebrail’in konuşma sesi, akarken çıkardığı ses, şimşek sesi, nereden geldiği belli olmayan ses” anlamlarıyla arasında bir irtibat kurularak verilmiştir.

Kelimenin Farsça’da “atların su içerken çıkardığı ses” anlamındaki “zemzeme”den türediği de söylenmektedir.

Bir başka rivayette İsmail Aleyhisselam’ın annesi ve İbrahim Aleyhisselam’ın eşi olan Hz. Hâcer annemizin kendi dilince “zem zem” dur! dur! demesinden dolayı bu ismi almıştır şeklindedir.

Zemzem kuyusunun tarihçesini bazı rivayetler ilk defa Hz. Âdem için Cebrâil aleyhisselam tarafından açıldığına dayandırmış olsalar da genel kanâat Hz. Hâcer ile oğlu Hz. İsmail’in Mekke’ye götürülmesinin ardından açılmış olduğu şeklindedir.

Hz. İbrahim günümüzden yaklaşık 4000 yıl önce yaşamıştır.

Hz. İbrahim’in yolu Mısır’a düştüğünde zamanın kralı firavun tarafından misafir edilmiş, eşi Hz. Sâre’nin güzelliğine hayran olan firavun bir bahaneyle huzuruna çıkarttığı Hz. Sâre’ye kötü bir niyetle yaklaşmak istemiş, uzanan eli felç olup vûcudu heykel gibi donup kalmıştır.

Şaşkınlığı geçince “Yarabbi beni bu kâfirin eline bırakma ” diye dua eden Hz. Sâre’ye “beni bu halden kurtar, Rabbine dua et düzeleyim söz bir daha böyle bir harekette bulunmayacağım” demiş, Hz. Sâre’nin affı ve duasıyla eski sağlam haline dönen firavun sözünde durmamış, tekrar haraket haline geçince yine aynı şekilde heykel gibi donup kalmıştır.

Bu hâl üç defa tekrar edip aynı şekilde neticelenince bu durumdan çok etkilenen Firavun, Hz. Sâre’nin farklı bir insan olduğunu anlayınca “tamam serbestsin” diyerek, yanına bazı hediyelerle birlikte sarayının hizmetçilerinden biri olan Hz. Hâcer’i de kendisine hizmetçi olarak hediye etmiştir.

Uzun yıllar İbrahim Aleyhisselâm ve eşi Sâre’nin çocukları olmaması üzerine Hz. Sâre Kendi rızası ile hizmetçisi Hâcer’i İbrahim Âleyhisselam ile evlendirmiştir. 

Bir süre sonra Hz. İbrahim’in Hâcer’den İsmail isimli bir erkek çocuğu dünyaya gelince kadınlık hislerinin coşkusuyla Hz. Sâre ile Hz. Hâcer arasında kıskançlık ileri dereceye varıp, Hz. Sâre, Hz. Hâcer ve oğlu İsmail’i kendilerinden uzaklaştırması için Hz. İbrahim’den  talepte bulunmuştur.

Hâl böyle iken Allah (cc) tarafından Hz. İbrahim’e Hz. Hâcer ile oğlunu Mekke’ye götürmesi işaret edilir.

Bunun üzerine Hz İbrahim eşi Hz. Hâcer’e “0ğlumuzla birlikte bir yolculuğa çıkıyoruz”

diyerek yola koyulurlar, o günlerde ıssız, susuz, yerleşik kimsenin bulunmadığı çorak bir arazi, etrafı faran dağlarıyla çevrili olan Hz Âdem’in kâbeyi ilk inşa ettiği temellerinin belli – belirsiz olduğu şu anki Kabe’nin bulunduğu yerde bir ağaç gölgesinde konakladılar. 

Kısa bir süre sonra eşini ve oğlunu biraz su ve erzakla orada bırakıp ayrılmak üzere yola koyulduğunda Hz. İbrahim’e eşi seslenir “bizi bırakıp nereye gidiyorsun” bir iki seslenişe cevap vermeyen Hz. İbrahim eşinin “bunu sen mi yapıyorsun, yoksa Allah’ mı (cc) bunu sana yaptırıyor?” demesi üzerine geriye dönüp “evet Allah (cc) böyle emretti.” diye cevap verince Hz. Hâcer “öyleyse git, O bizi görüyor, biliyor ve bizi gözetip korur” deyince Hz. İbrahim onları orada bırakıp ilk eşi Hz. Sâre’nin yanına dönmüştür.

Rivayete göre Hz. İbrahim’in kendilerine bıraktığı az miktarda su ve erzak tükenince kendilerinden başka kimsenin bulunmadığı bu ıssız Mekke vadisinde henüz bir yaşında bile olmayan oğlu İsmail’in susuzluktan ölmesinden endişe ederek su bulma ümidiyle Safâ ile Merve tepelerinde su aramaya başlamış, gidiş gelişlerinin sayısı yediye ulaştığında Merve tepesindeyken oğlunu bıraktığı yerden bir ses işitmiş, oğlunun yanında bir suyun akmakta olduğunu farkedince hemen oğlunun yanına koşmuş, suyla oynamaya çalışan oğlunun önünde bir gölcük oluşturmaya çalışırken bir taraftan da suyun akıp gitmemesi için “dur! ” anlamında zemzem demiştir.

Hz. Hâcer, Kur’an’ın Kerim’de “ekin bitmeyen bir vadi” olarak nitelenen ( İbrahim suresi, ayet: 37)

Çorak olan bu vadide kendilerine su ihsan ettiği için Rabbine şükrederken bir taraftan da avucuyla su kabını doldurmaya çalışıp akıp gitmeyip birikmesi için bir gölcük oluşturmaya gayret etmiştir.

Rivayet Cebrâil aleyhisselamın kanadıyla bu suyu çıkardığı şeklindedir.

Diğer bir rivayete göre de o gün için küçük bir bebek sayılan İsmâil Aleyhisselam’ın topuk darbelerinin olduğu yerden suyun fışkırmasıyla meydana geldiğidir.

Sevinçle bir taraftan zemzem suyundan içip bir taraftan da çocuğunu emziren Hz. Hâcer’e Cebrâil aleyhisselamın “bu suyun yok olacağından, kaybolup çekileceğinden korkma.

Burası Allah’ın (cc) evidir, Allah (cc) dostlarını korur. Bu Allah’ın (cc) misafirlerinin içeceği bir sudur” dediği rivayet edilir. (Buhâri, Enbiya,9)

Peygamber Efendimiz (s a.v) “Allah (cc) İsmail’in annesine rahmet eylesin; eğer suyun önünü kapatmasaydı zemzem şarıl şarıl akıp giden bir ırmak olurdu.” demiştir.(Buhâri, müskat,10)

Zemzem toprak üstünde tek gözeli bir kaynak iken, Hz. İbrahim tarafından kuyu haline getirilmiştir.

Hz. Hâcer ile oğlu birlikte bu kuyunun çevresinde yaşamaya devam etmişler suyun bulunması dikkat çekmiş oranın yerleşim alanı haline gelmesinde etkili olmuştur.

Buraya ilk yerleşenler Yemen, Suriye güzergâhında ticaretle uğraşan ve Yemen’de yaşamakta olan cürhümlülerden bir grup olmuştur.

Yerleşirken Hz. Hâcer’den izin isteyen bu gruba Hz. Hâcer zemzemden faydalanmaları dışında su üzerinde hak iddia etmemeleri şartıyla izin vermiştir.

Zemzem kuyusu Hz. İbrahim ve oğlu İsmâil tarafından temelleri yükseltilen Kâbe ile bütünleşerek Mescid-i Haram’ın kutsal sayılan mekânlarından biri haline gelmiştir.

Zamanla Mekke’de çoğalan cürhümlüler Hz. İbrahim ve oğlunun sünnetini terk edip Allah’ın (cc) evine saygısızlık göstermeye, dışarıdan gelenlere karşı kötü muamele etmeye başladılar.

Seylü’l arim bölgesine gelip yerleşen Huzaa ve onları destekleyen Kinâne oğullarıyla araları açılınca onlarla giriştikleri mücadele sonucunda yenilgiye uğradılar. Bunun üzerine zemzem kuyusunu belirsiz hale getirecek derecede tahrip ederek, asıl yurtları olan Yemen’e göçüp gittiler.

Cürhümlülerin yaptığı tahribat ve asırlarca sel sularının akması neticesinde zemzem kuyusu tamamen kapanmış hale geldi.

Daha sonra zemzem kuyusu Peygamberimizin (s.a.v) dedesi Abdülmuttalip tarafından ortaya çıkarıldı.

Bu kuyu zaman içerisinde şeklen değişikliklere uğramıştır.

Günümüzde tavaf alanında olan kuyuyu görmek mümkün değildir.

Kuyu tamamen yer altına alınmış olup hac ve umre yapanların daha rahat tavaf yapmaları için üstü mermerle kapatılmıştır.

Bugün için tavaf alanının yan tarafında zemzem suyunun aktığı çok sayıda çeşme muslukları bulunmaktadır.

Peygamber Efendimiz (s.a.v) “zemzem hangi niyetle ve ne maksatla içilirse ona şifa olur.” demişlerdir. (İbni Mâce, menasik,78)

Zemzem, kıbleye dönülerek, besmele çekildikten sonra sağ elle ve üç nefeste, gözü sudan ayırmadan “Allah’ım! senden faydalı ilim, geniş rızık ve her türlü hastalıktan şifa dilerim.” duasıyla içilmeli ve Allah’a (cc) hamd edilmelidir.

Yaygın olan görüşe göre diğer içeceklerin aksine zemzem ayakta içilmelidir.

Peygamber Efendimiz (s.a.v) yapmış oldukları hac ve umre esnalarında kâbeyi tavaftan sonra 

Makam-ı İbrahim’in arkasında iki rekât namaz kılmış sonra da ayakta zemzem içmiştir.

Günümüzde müslümanlar hac ve umre yaparken aynı Peygamber Efendimiz (s.a.v) gibi davranarak bu sünneti yerine getirmektedirler.

Zemzem kuyusu tarih boyunca Kâbeyi ziyaret edenlerin ve yerli halkın su ihtiyacını karşılamış, çekilen suyun anında yerinin dolmasıyla ne bereketli bir su olduğunu göstermiştir.

Zemzemin susuzluğun yanında yemek ihtiyacını da giderdiğine çok sayıda örnekler vardır.

Zemzem Hz. Hâcer annemize sadakat, teslimiyet, samimiyet ve hem kocası hemde Peygamberi olan Hz. İbrahim’e bağlılık ve itaati karşılığında Allah (cc) tarafından verilen bir İkramdır.

Zemzem dünyanın en sağlıklı suyu olarak kabul edilmektedir.

Salgından dolayı iki yıldır hacca gidilememisti.

Elhamdülilâh bu yıl diğer islâm ülkelerinden olduğu gibi yurdumuzdan da o mübarek yerlere giden din kardeşlerimiz oldu.

Her biri dönüşlerinde gelenek haline gelen zemzem suyu getirmeyi ve kendilerini ziyarete gelenlere ikram etmeyi devam ettireceklerdir.

Rabbim haclarını mebrur eylesin.

Yüce Rabbimden gönlünde olup gitmeyi arzu eden bütün din kardeşlerimize o mübarek yerleri ziyaret etmeyi ve zemzemi yerinde içmeyi nasip etmesini niyaz ederim.

Cumamız hayra vesile olsun.

Selamlarımla.