DOLAR %
EURO %
ALTIN
BITCOIN 4095510-1,15%
İstanbul
20°

HAFİF YAĞMUR

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

Resul TÖRER

Resul TÖRER

06 Eylül 2026 Pazar

6’lı Masa ve Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem

6’lı Masa ve Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem

6’lı masa 5. toplantısını yaptı.

Yine öne çıkan başlık Güçlendirilmiş Parlementer Sistem’ oldu.

Kerhen mi yapılıyor bilinmez ama bu sistem tartışmasının şu kriz ortamında bir karşılığı yok.

Milletin umurunda değil.

Aslında kimsenin pek bir şey anladığıda yok.

Entelektüeller dahil. 

Her kesimden yazarlar dahil.

Konuyla ilgi herkesin farklı fikir yürütüyor.

Tek hedef; ‘AK Parti, Erdoğan gitsin de ne olursa olsun.’

Madem girdik biraz konuyu açalım…

6 lider, ülkenin en önemli sorununun sistem olduğunu ve ne geldiyse başımıza, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nden geldiğini söylüyorlar.

‘Tek adam’lık, diktatörlük iddiasında bulunuyorlar.

Erdoğan’ın sisteminide alıp gitmesi istiyorlar. Birazda biz yönetelim.

***

Bütün islam devletleri başkanlık sistemi ile yönetilmiştir.

İmparatorluklar sistemi başkanlıktır.

Osmanlı 600 sene dünyaya başkanlık sistemi ile yön vermiştir.

Dünya ülkelerinin yarısından fazlası ya başkalık ya da yarı başkanlık sistemi ile yönetilmektedir.

ABD ve Rusya aynı sistem içindedir.

Hiçbir ülke çift başlı yönetim şeklini kabul etmez. İsterse monarşi olsun.

Atatürk ve İsmet İnönü 1923’ten 1950 yılına kadar Türkiye’yi fiili olarak başkanlık sistemi ile yönetmişlerdir.

1950-1960 arasında Adnan Menderes dönemi yine fiilen başkanlık sistemidir.

1961 – 2016 yılları askeri ve yargı vesayetinin hüküm sürdüğü dönemlerdir.

Bu sistemin arızaları var; denge, denetim gibi. 

Örnek verecek olursak; Cumhurbaşkanının partili olması, bakan ve üst düzey bürokrat atamalarında meclis’ten onay alınmamasını öncelik olarak sayabiliriz.

Başkanlık sisteminin sinir uçları törpülenmeli ve bu sistemle yola devam edilmeli derim.

Ekonomik krizin suçlusu sistem.

Parlementer sistem olsaydı bugün hayat daha ucuz olacaktı. 

Hatta pandemi bile yaşanmayacaktı. Pandemi’den dolayı üretimsel sorunlar olmayacaktı. TÜİK bile gerçek rakamları açıklayacaktı.

Bütün beceriksizlik sisteme yüklenmiş durumda.

‘Güçlendirilmiş Parlementer Sistem’ anlıyacağınız her şeye kadir. 

Hızır gibi yetişecek!

Liderlerin bu kadar önem verdiği bu sistemin millet nezdinde karşılığı nedir?  Koskoca bir sıfır! Yönlendirme anketleri hesaba katmazsak.

Millet düşmüş geçim derdine. ‘Herkese eşit adalet’ diye haykırıyor.

Akşam tencerede ne kaynatacağının düşünüyor.

Günah keçisi ise sistem. 

Çözüm eskiye dönüş. 

‘Eskiye rağbet olsa bit pazarına nur yağardı’ ne güzelde bir söz.

***

30 yaş üstünün rahat hatırlayacağı koalisyon hükümetleri dönemi…

Aylarca süren koalisyon görüşmeleri, olmadı azınlık hükümetleri…

Hala hafızamızda canlı.

-Koalisyon görüşmeleri başladı

-Partiler arasında kriz çıktı!… 

-Yine hükümet kurulamadı…

-Koalisyon görüşmelerinde bakanlık krizi var!…

-Hükümet kurma çalışmaları sırasında yapılan milletvekili transferleri.

-Şükürler olsun koalisyon hükümeti kuruldu…

-Koalisyon hükümeti dağıldı!… -Koalisyon hükümeti yerine, azınlık hükümeti.

-Yüzde 10’luk parti lideri azınlık hükümeti kurma görüşmelerine başladı. 

-Azınlık hükümeti kurulamadı.

-Cumhurbaşkanı hükümeti kurma görevini falan milletvekiline verdi.

-Falan milletvekili azınlık hükümetini kurdu Cumhurbaşkanı onayına sundu.

-Azınlık hükümeti güven oyu alamadı ve düştü.

-Hükümet kurulamadı parlamento seçim kararı aldı.

Bunları mı özledi Türkiye?…

Ülkenin yeni bir maceraya yelken açacak mecali mi kalmıştır?

6 Parti’nin temsilcilerinin yorumlarını izliyorum, okuyorum birbirini tutmayan beyanlarla karşılaşıyoruz.

Sn.Erdoğan ve ekibi artık hamasetle, retorikle bu işin olmayacağını anladı. Çözümde bulamıyor ve tıkandılar.

Bu yüksek döviz kuru ve enflasyonla çözümde zor görülüyor.

Şimdi de ‘Güçlendirilmiş Parlementer Sistem’ ile milletin kafası iyice karıştırıldı.

Peki ne olacak?…

6’lı masa bir Cumhurbaşkanı adayı belirleyecek (Adı ne olursa olsun kesin seçilecek)

13.Cumhurbaşkanı yüzde bin Millet İttifakı’nın adayı olacak. 

Ekonomik kriz var ve dolasıyla milletin oyunu çantada keklik.

Yeni Cumhurbaşkanı seçildikten sonra, etliye sütlüye karışmayacak. 

Emekli, memur, asgari ücretli, dar gelirlinin, çiftçinin, esnafın acil  sorunları ve kriz ortamı hak getire.

Öncelikli sorunlar olan adalet ve ekonomi ve yolsuzluk bir kenara bırakılacak. 

6’lı masanın seçilmiş ve yüzde 50’li den fazla oy almış Cumhurbaşkanı, ilk iş olarak bir yardımcısını fiili başbakan olarak atayacak. (Sn.Akşener heyecan içinde bekliyor) anayasadan aldığı yetkileri kullanmak yerine, 6’lı masa liderlerinden talimat alacak. Anayasayı by-pass edecek.

Düşük profil bir Cumhurbaşkanı olacak. Kendisinden ne isteniyorsa onları harfiyen yerine getirecek.

Bu arada Millet İttifakı milletvekili seçimlerinden yüzde 70-80 oyla çıkacak ve anayasal çoğunluk elde edilecek (360 ve üstü vekil çıkarılacak)

Cumhur İttifakı yüzde yüz seçimi kaybetmekle kalmayıp, en fazla yüzde 20-25 civarında bir oy alacak, seçimden sonra AK Parti parçalanıp, yok olacak.

‘Güçlendirilmiş Parlementer Sistem’e geçilecek, sonra uygun zaman da tekrar seçime gidilecek.

Hiçbir yetkisi olmayan bir Cumhurbaşkanımız ve bir başbakanımız olacak. Sonra da ülke düzlüğüne çıkacak.

Çayır çimen zamanı.

Milletin de tüm bunlara inanıp oy vermesi beklenecek. Eli mahkum verecek.  Mecburiyeti var ya…

Bilmiyorum ki daha ne desem.

Bu kadar kafa karıştıran projeyle, söylemle milletin önüne çıkmak?

Hakikaten ‘bize oy vermeyin’ demek değil midir? 

Tüm bunları yazar kimliğimle değil, halkın içinde dolaşan ve her görüşten insanın fikrini dinleyen vede Gelecek Partisi Kurucu İlçe Başkanı ve halen üyesi olarak söylüyorum.

Allah sonumuzu hayır eyleye!

Saygılarımla.