DOLAR 43,8386 0%
EURO 51,7243 -0.02%
ALTIN 7.368,06-0,15
BITCOIN 2840005-4,04%
İstanbul
10°

KAPALI

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

Rukiye KARADOĞAN

Rukiye KARADOĞAN

22 Mayıs 2024 Çarşamba

Muhasebe vakti

Muhasebe vakti
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Her seçim sonrası “milletin mesajını aldık” der siyasiler.

Sonra millet değişen pek bir şey olmadığını görür, bir sonraki seçimde daha ağır fatura keser.

Net olan şudur, MİLLETLE İNATLAŞMA olmaz.

Seçmenin ne yaptığı belli.

İş o ki, siyasiler, strateji yapanlar, jargon geliştirenler, seçim kampanyalarını yürütenler ne yapacak?

Eleştiriye kapalı siyasi partilerin eleştiri kapılarını sonuna kadar açma vakti.

Eleştiriyi şikayet olarak anlayan siyasi seçilmişler nasıl bir muhasebe yapacak merak ediyorum.

Seçimden sonra büyük bir çoğunluk “ben demiştim, ben biliyordum” demeye başladı.

Kimse bilmiyordu.

Hadi biliyordun gereğini neden yapmadın? İtirazını ilgili yerlere neden yapmadın?

Sana gelen itirazlara neden kulak tıkadın?

Seçmeni nankör, siyasileri hedef göstermek de değil mesele.

Mesele milletin ince ayarını doğru okuyarak gerekeni yapmaktır.

Millet Cumhurbaşkanı Erdoğan’a güveniyor ancak siyasilerin güç şımarıklığına, kibirli davranışlarına, millete üsten bakmasına, şatafata, konfora adamcılığa ceza kesiyor. Millet diyor ki; “ben hayat pahalılığı ile mücadele ederken sen gözüme sokarcasına bilmem nerelerde keyif yapamazsın. Sen vekilsin ben milletim. Haddini bil!”

Türkiye seçmeni bilinçli oy kullanma refleksi, demokrasi anlayışı gayet akıllıca.

Sorun şu ki, siyasiler bunun farkında değil.

Bu seçimde Ak Parti seçmeni yeni bir şey daha yaptı ve sandığa gitmeme iradesi koydu.

Bunun doğru okunması gerekiyor. Seçmen bu tavrı ile ikaz ediyor, hafif bir ceza veriyor, dahası siyasete yön veriyor. “Ben olmadan sen olamazsın” diyor.

Ak Parti açısından aday belirleme süreçleri yeniden konuşulmalı, aday profilleri gözden geçirilmeli, ilçelerin sosyoekonomik, demografik yapıları yok sayılarak aday tercihleri belli ki kabul görmüyor.

Tepkisel olarak sandığa gitmeyen seçmenin, başka partilere yönelen seçmenin bu tavrı doğru analiz edilmeli.

Belli ki Ak Parti seçmeni sesini duyurmak için mağlubiyet yaşatmayı uygun görmüş.

Çünkü sesini duyurabilecek başka bir yol açılmamış.

Ak Parti, MHP ile ittifaktan itibaren Kürt seçmeni öteleyen bir tavır sergiliyor.

Bu seçim sonuçlarında gördüğümüz, Kürt seçmenin muhafazakar olanlarının Yeniden Rafah ve HÜDA-PAR’a gitmesi, seküler olanlarının da CHP’ye yönelmesidir.

Yapılacak analizlerde bunun da dikkate değer olduğunu belirtelim.

Gençler kaçınılmaz olarak üzerine çokça düşünülmesi gereken gruptur. Gençlerle iletişim kurabilecek modellere ihtiyaç var.

Eski köye yeni adet veya yeni bir köy. Gençleri dinleyelim.

Sadece burs, indirimli yolcu bileti, ücretsiz çay, çorba değil mevzu.

Ve elbette herkesin diline pelesenk ettiği Filistin/Gazze meselesi. Türkiye Gazze meselesinde her ne kadar yüksek perdeden İsrail’i kınasa da toplum hiçbir dönem olmadığı kadar ciddi bir boykot gerçekleştirirken Türk şirketlerinin İsrail ile olan ticaretine devam etmesini kabullenmedi.

Bu durum sadece bu konuda bile bir küskün topluluk oluşturdu.

Emekliler meselesi salt emekliler üzerinden okunmaktan ziyade topyekün bir hayat pahalılığı üzerinden okunmalıdır.

Bu seçim elbette sadece Ak Parti seçimi değildi.

CHP’de milletin kendisine sunduğu bu durumu milletin lehine kullanma şansını elde etti.

CHP asırlık parti olarak belki de ilk defa böyle bir sonuçla karşılaştı.

CHP’nin “Türkiye İttifakı” çıkışı yeni bir vizyon olarak heyecan uyandırmış gibi görünüyor.

İzleyip göreceğiz.

Sonuç olarak Ak Parti milletin mesajını doğru alır ve gereğini yaparsa, küskünlerle kucaklaşır, kırgınlıkları tamir ederse yine birinci parti olarak siyasi hayatına devam eder.

Yok değişen bir şey olmazsa seçmenin ne yapacağı aşağı yukarı belli.

Hiç kimse milletten üstün ve milletten güçlü değil.

Millet iradesinin gücü ortada.

Bütün siyasi partiler ve seçilmiş siyasilere diyorum ki; millet kibirden, şımarıklıktan, konfordan israftan şatafattan haz etmiyor.

Millet gibi yaşayın!