DOLAR 44,0754 0.17%
EURO 51,2133 0.04%
ALTIN 7.301,061,68
BITCOIN 2994593-3,77%
İstanbul

AÇIK

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

Batı’yı bekleyen tehlike: Sessiz yerleşim, biriken öfke!

Batı’yı bekleyen tehlike: Sessiz yerleşim, biriken öfke!

ABONE OL
Ocak 24, 2026 15:47
Batı’yı bekleyen tehlike: Sessiz yerleşim, biriken öfke!
1

BEĞENDİM

ABONE OL

“Hibrit PKK Ajanları Avrupa’ya Yürüyor”

-Sessiz Yerleşim, Biriken Öfke-

Avrupa’daki PKK/YPG yapılanmasını yıllardır izleyen biri olarak şunu açıkça söylemek gerekiyor: Diaspora sempatizanlığı dönemi kapandı. Bağış toplayan, pankart açan, slogan atan gevşek çevreler artık belirleyici değil.

Onların yerini daha sert, daha disiplinli ve şiddeti hayatın olağan bir parçası olarak gören bir yapı alıyor.

Bu yeni evre ani bir kırılmanın ürünü değil.

Uzun süredir ağır ağır ilerleyen, sahadaki gelişmelerle birlikte olgunlaşan bir yön değişikliğinden söz ediyoruz.

Değişen şey sadece yöntem değil, zihniyet.

Çatışma sahasında bulunmuş, ajanlık eğitimi CIA’den almış, silah kullanmış ve ölümle yan yana durmuş kadrolar Avrupa’ya doğru kayıyor.

Bunlar ideolojik sempatiyle hareket eden isimler değil.

Emir almayı bilen, gerektiğinde uygulamaya geçen, susmayı da, beklemeyi de öğrenmiş yapılar.

Avrupa onlar için artık sadece ses yükseltilecek bir alan değil; arka cephe, güvenli zemin ve gerektiğinde devreye sokulacak bir hareket alanı.

Burada kritik bir ayrım var.

Bu insanlar Avrupa’ya kaçmıyor.

Kaçan panikler, acele eder ve iz bırakır. Burada olan şey yerleşme.

Tanıdık çevreler, eski bağlantılar, dernekler ve kültürel yapılar üzerinden sessiz, düşük profilli bir yerleşme.

Amaç bağırmak değil. Korku üretmek. Sokakta ağırlık kurmak. Diaspora içinde sessiz ama etkili bir baskı alanı oluşturmak.

Gerektiğinde başkasını öne sürerek şiddeti vekâleten işletmek.

Son dönemde gördüğümüz tablo tam olarak bu.

Yeni Kadro Profili?

Bu yeni kadro profili, eski sempatizan tipine hiç benzemiyor.

Örgütle bağları gevşek değil, kopmaz.

Talimat tartışmaya açık değil. Yaşadıkları ülkede “hayat kurmak” gibi bir dertleri yok.

Hayat onlar için bir bekleme alanı.

Asıl mesele, örgütün hedeflerini uygun zeminde hayata geçirmek.

Uzun vadeli hedef, dışarıdan yönlendirilen ama içeriden gibi görünen bir korku ve baskı düzeni kurmak. Sokakta görünen yüzle karar alan merkez arasındaki mesafe özellikle korunuyor.

Derneklerin Dönüşümü?

Bu dönüşüm en net biçimde derneklerde ve sivil yapılarda görülüyor.

Bir dönem folklor, dil ve kültürle sınırlı olan alanlar artık başka bir işleve kaymış durumda.

Yönetimler yavaş yavaş çatışma görmüş, sahadan gelmiş isimlere geçiyor.

Etkinlik dili değişiyor. Kültür geceleri yerini “direniş”, “bedel” ve “fedakârlık” anlatılarına bırakıyor.

Gençlik ve kadın yapıları daha sert, daha hiyerarşik bir hatta çekiliyor. Diyalog dili geri çekilirken disiplin dili öne çıkıyor.

Bu, derneklerin bir gecede örgüt binasına dönüşmesi değil.

Daha sinsi, daha uzun soluklu bir süreç.

Dil değişiyor. Öncelikler değişiyor. Kadrolar değişiyor.

Bu yüzden fark edilmesi zor ama etkisi derin.

Tetikleyici Kırılmalar?

Bu yapı kendi kendine sertleşmiyor. Bazı kırılmalarla hız kazanıyor.

• Türkiye ile Avrupa arasında yaşanacak ciddi bir diplomatik gerilim, Avrupa’daki Türk varlığına yönelik baskı ve şiddeti artırabilir.

• Suriye veya Irak’ta örgüte yönelik askeri hamleler, Avrupa’da misilleme reflekslerini tetikleyebilir.

• Bazı ülkelerde ise bu yapı, siyasi süreçleri etkilemek için sokak gücü veya organize baskı unsuru olarak devreye sokulabilir.

Alan Daralıyor, Avrupa Açılıyor.

Sahadaki ekonomik ve lojistik daralma artık hissediliyor.

Suriye ve Irak’ta alan daraldıkça Avrupa daha cazip hale geliyor.

Bu bir tesadüf değil.

Almanya, Fransa, Hollanda ve Belçika gibi ülkeler yıllardır örgütsel hafızanın biriktiği yerler.

Dernekler var, insan kaynağı var, denetimler parçalı. “Siyasi aktivizm” ile “örgütsel faaliyet” arasındaki çizgi net değil. Bu belirsizlik alan açıyor.

Diğer Avrupa ülkeleri de benzer bir risk haritasına dâhil.

Sessiz Geçiş Modeli?

Geçişler gürültülü olmuyor.

Kimse kapıda kimliğini ilan etmiyor.

Düşük profilli girişler, tanıdık temaslar, ardından dernekler ve kültürel yapılar.

Sahayı bilen bu kadrolar sokakta görünmekten çok zemini yavaş yavaş şekillendirmeyi tercih ediyor.

Amaç slogan değil, kalıcılık.

Neden Türkiye Değil?

Sık sorulan bir soru var: Alan daralırken neden doğrudan Türkiye’ye yönelmiyorlar?

Çünkü Türkiye bu yapıların en iyi tanındığı yer. Gri alan yok. Tolerans yok.

Pazarlık yok.

Türkiye, onlar için sığınak değil, yakalanma riski yüksek bir son durak.

Avrupa ise hala geniş, dağınık ve esnek algılanıyor.

Ateşkes Günü Konuşulanlar?

Bu tabloyu tamamlayan önemli bir tanıklık var.

Dört günlük ateşkesin ilan edildiği gün, yurt dışında yaşayan ve PKK/HDP çizgisine yakın bir tanıdığımla yaptığım konuşma, bu sertleşmenin ruh halini açık biçimde ortaya koydu.

Ortada basit bir siyasi itiraz yoktu. Derin bir ihanet duygusu vardı.
“Serok Apo, kabul edilemez bir yola girdi,” dedi.
“Bu kadar bedelden sonra geri dönüş olmaz.”

Bu bir anlık öfke değildi.

Kaybedilmiş hayatların, boşa gitmiş yılların birikmiş hesabıydı.

Bir noktadan sonra kararın kimde olduğu konusunu netleştirdi:
“KCK bunu bırakmaz. Kandil izin vermez.”

İmralı merkezli söylem ile sahadaki örgütsel yapı arasındaki kopuş bundan daha açık anlatılamazdı.

Konuşmanın en rahatsız edici kısmı ise sona yakındı: “Gerekirse Avrupa’yı yakarız, yıkarız.”

Bu bir mecaz değildi.

Kısa süre sonra Avrupa şehirlerinde başlayan şiddet içerikli protestolar da bunu gösterdi.

Söz, sokağa taşmıştı.

Asıl Tehlike?

Bu yüzden mesele protesto olup olmayacağı değil. O zaten oluyor.
Asıl mesele; bu biriken öfkenin disiplinli, hedefli ve kalıcı bir şiddet kapasitesine dönüşüp dönüşmeyeceği.

Önümüzdeki altı ay bu açıdan kritik. Bugün görmezden gelinen her şey, yarın “nasıl oldu” sorusuna dönüşecek.

Uyarı!…

Avrupa devletleri bu tabloyu yalnızca dış politika başlığı altında okursa hata yapar.

Bu, Avrupa’nın kendi iç dengelerini ilgilendiren bir mesele.

Ektikleriniz birikmis şekilde size dönüş  yapacak.

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP