Bir Niyetin ve İnsan Kalbinin Hikayesi…
Sayılar soğuk kalır. Kaç tır, kaç koli, kaç ülke… Bunlar vicdanı ısıtmaz. Asıl mesele, o rakamların ötesinde yatan hakikattir: O yardım, o umut, gerçekten muhtacın ellerine, onun yüreğine ulaştı mı? İyilik niyeti, yolda bir zayiata uğramadı mı?
HAK İnsani Yardım Derneği Dış İlişkiler Koordinatörü Zübeyir İmdat Avli ile sohbetimiz, tam da bu soruların izinde şekilleniyor.
Ona göre insani yardım, bir “organizasyon başarısı” değil, yüklendiğimiz bir “emanet” meselesidir.
Mesele sadece ulaştırmak değil, yerine ulaştırmaktır.
Ve bu, hesabı ağır bir sorumluluktur.
“Çok Çalışıyorduk Ama Anlam Üretemiyorduk”
Hikaye bir başarı öyküsüyle değil, bir iç muhasebeyle başlıyor:
“Dünyevi bir koşturmacanın içindeydik. Çalışıyor, kazanıyor, ticaret yapıyorduk.
Ancak bir noktada durup kendimize şunu sorduk: ‘Tüm bunlar bizi gerçekten besliyor mu?”
Sahada şahit oldukları bu sorgulamayı derinleştirmiş:
“İnsanlar çok az şeye sahipti fakat daha sakin, daha huzurluydu.
Biz ise çok şeye sahip olmamıza rağmen hep bir eksiklik hissediyorduk.
Aslında bu işe, biraz da kendi iç boşluğumuzu fark ettiğimiz için başladık.
Kalp susturulmaz.
Onu dinlemezseniz, bir yerden mutlaka ses verir.”
“Gönüllülük Romantik Bir İş Değil, Ciddi Bir Sorumluluktur”
Dışarıdan bakıldığında insani yardım, sadece iyi niyetle ilerleyen bir alan gibi görünebilir.
İmdat Bey bu algıyı net bir dille düzeltiyor:
“Gönüllüyüm’ demek asla yeterli değildir.
Filistin Gazze’ye, Somali’ye sadece ‘iyi niyetle’ gidilmez.
Bu iş; plan, disiplin, derin bir organizasyon ve kriz anlarında soğukkanlılık gerektirir.”
Bugün dernek bünyesinde 1.000’in üzerinde gönüllü olduğunu, ancak her birinin profesyonel bir ciddiyetle, titiz bir koordinasyon içinde çalıştığını vurguluyor: “Gönüllülük, profesyonelliğin alternatifi değildir” diyor, “Aksine, onun en sağlam sorumluluk zeminidir.”
“Bağışçı, Yükünü Bize Emanet Ediyor”
Sohbet boyunca en çok vurgulanan kelime: emanet.
“Bir bağışçı bize sadece para göndermez.
Aynı zamanda niyetini, duasını, sorumluluk yükünü de emanet eder. Biz o yükü omuzlamak için buradayız.”
Bu sebeple en küçük bir şüphede bile organizasyonu durduklarını belirtiyor: “Bir yerde şüphe varsa dururuz. Çünkü bu ticaret değil. Kimse bize “ne pahasına olursa olsun dağıt” demedi.
Emanete sadakat esastır.”
“Niyeti Dönüştürmeye Hakkımız Yok”
Bağışçının niyetine saygı, değişmez bir prensip:
“Bir kimse “Bu benim sadakamdır” dediyse, o sadaka olarak gider. ‘Kurbanımdır’ dediyse, kurban olarak.
Bizim, o kişinin yüreğindeki niyeti dönüştürmeye hiçbir hakkımız yoktur.”
Ancak bağışçı “Nereye ihtiyaç varsa oraya” dediğinde, öncelikleri ve kriz bölgelerini şeffaf bir şekilde paylaşıp, kararı birlikte aldıklarını ekliyor.
“Asıl Mesele: Yerine Ulaştı Mı?”
Zübeyir İmdat Bey’e göre esas soru budur:
“Yardım bir yere ulaşabilir, ama yerine ulaşmayabilir.
İnsanlar, ‘Benim verdiğim gerçekten o çocuğa gitti mi?’ sorusunun cevabını bilmek ister.”
Bu yüzden belgelemeye büyük önem verdiklerini anlatıyor: Fotoğraf, video, saha raporu, açık bilgilendirme… “Amacımız, bağışçının zihninde cevapsız tek bir soru bırakmamaktır” diyor.
“Mazlumun Dini, Dili, Irkı Sorulmaz”
Derneğin din, dil, ırk ayrımı yapmadan çalışması, özellikle çatışma bölgelerinde dikkat çekiyor. Sözleri nettir: “Mazlum denildiğinde, yanına din hanesi eklenmez.”
Hristiyan ailelere ulaştırılan yardımların sahada oluşturduğu etkiyi anlatırken, insanların önyargılarını sorguladıklarını ifade ediyor.
Fakat burada kesin bir çizgi çekiyor: “Biz kimse “din değiştirsin” diye yardım etmiyoruz.
Bu, saf bir insanlık meselesidir.”
“Her Şeye Yetememek En Ağır Yük”
Sahada yaşanan en zor duygu sorulduğunda cevabı açıktır:
“Yetememek. Somali’de açlıktan çocuklarını kaybeden bir annenin hikâyesi, sadece bir aileye değil, binlerce bağışçının yüreğine dokunan bir kırılma anıdır.
Eve döndüğünüzde de rahat edemezsiniz.
Çünkü bu iş, mesai bitince kapanmaz.”
“Dua Etmek İçin Önce Adım Atmak Gerekir”
İnsani yardım ile inanç arasındaki ilişkiyi, Hz. Musa’nın Kur’an-ı Kerim’de geçen şu duası üzerinden kuruyor: “Rabbim! Bana indireceğin her hayra muhtacım.” (Kasas Suresi: 24. ayet) “Önce adım atacaksınız. Sonra dua edeceksiniz.
“Biz elimizden geleni yaptık’ diyebilmek için.”
“Bizi Ayakta Tutan Şey Niyettir”
Bir yardım kuruluşunun sürdürülebilirliği sorulduğunda cevabı özdür:
“Önce niyet gelir.
Saf, temiz bir niyet. Sonra insan, sonra emek. İmkanlar en son gelir.
İki kişiyle başlayan yolculuğun bugün binlerce gönüllüye ulaşması bir başarı hikâyesi değil, katlanan bir sorumluluktur.”
Son Söz: “Bu İşe Dua Almaya Bakın”
Söyleşiyi bitirirken, bu yola girmek isteyenlere tek bir tavsiye bırakıyor:
“Bu işe “ben ne kazanırım” diye değil, ‘kimin duasını alırım’ diye bakarsanız, yorulmazsınız.
Çünkü; her bir dua, size yeniden nefes olur.”
GÜNDEM
15 Nisan 2026SPOR
15 Nisan 2026GÜNDEM
15 Nisan 2026GÜNDEM
15 Nisan 2026GÜNDEM
15 Nisan 2026UNCATEGORİZED
15 Nisan 2026EKONOMİ
15 Nisan 2026