CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN “RACON KESTİ, AMMA”
Şimdi paylaşacağım bilgiyi kontrol edin:
İngiltere’de, İsrail Büyükelçiliği’ne yaklaşık 300 metre mesafede, İran’ın yeni Ayetullahı Mücteba Hamaney‘e ait olduğu iddia edilen 50 milyon sterlin değerinde bir ev var.
Şoke oldunuz, değil mi?
Böyle bir şeyin gerçek olması, şeytanın bile aklına gelmeyecek bir senaryo olurdu.
Ama unutmayın: Uluslararası siyasette “olmaz” denilen şeylerin nasıl olup da gerçekleştiğini defalarca gördük.
Yıllarca Taliban ile savaşan Amerika, bugün Afganistan’da kurulan düzenle temas kuran bir noktaya geldi.
Bir zamanlar 10 milyon dolar ödülle aranan Ahmed eş-Şara, bugün Suriye’nin fiilî lideri olarak Batılı başkentlerde ağırlanıyor.
Dolayısıyla bu iddia da tamamen temelsiz değil.
Zira Amerika’da bazı çevreler, özellikle Şubat ayındaki olaylardan sonra, Mücteba Hamaney‘i “daha ılımlı bir politik figür” olarak gündeme taşıdı.
Trump yönetiminin olası bir İran senaryosunda bu ismi seçenekler arasında değerlendirdiği konuşuluyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan‘ın bir şeyleri gördüğü ve bu yüzden uyarısını yaptığı söyleniyor.
İşte bu nedenle 12 Mart gecesi bir şeyler yaşandığı konuşuluyor. Çok enteresan gelişmeler olduğu ifade ediliyor.
Nitekim gece yarısı Cumhurbaşkanı Erdoğan sosyal medya hesabından şu tweeti paylaştı:
“Milletimizin kalbinde ve zihninde derin yaralar açacak, bin yıllık komşuluk ve kardeşlik hukukumuza gölge düşürecek bir hesabın içine girilmemelidir.“
Ardından ikinci bir mesaj daha geldi:
“Türkiye artık eski Türkiye değildir. Herkes hesabını kitabını buna göre yapsın. Herkes ayağını denk alsın. Herkes bin düşünsün, bir adım atsın.“
Bu açıklamalar, Cumhurbaşkanı’nın kurmaylarıyla yaptığı kritik bir toplantının ardından geldi. İstihbarat teşkilatı, genelkurmay, içişleri ve ilgili kurumlarla yapılan görüşmelerden sonra bu mesajın verildiği yorumları yapılıyor.
Yani Erdoğan bir şey gördü ve uyarısını yaptı.
12 Mart Gecesi Ne Oldu?
1. Olay: İran’dan Ateşlenen Füze Gaziantep’e Düştü.
Yetkililer, füzenin NATO savunma unsurları tarafından imha edildiğini açıkladı. Bu ikinci olaydı. İlkinde bize şöyle denmişti: “Kaza oldu, yanlışlıkla oldu, hata oldu.”
Ama görünen o ki işin aslı hiç de öyle değil.
2. Olay: Üçüncü Bir Füze Daha Vuruldu
O geceden sonra üçüncü bir füzenin daha tespit edilip vurulduğu ortaya çıktı.
Yani olay tek bir füzeyle sınırlı değildi; arka arkaya yaşanan bir güvenlik gerilimi söz konusuydu.
Bu gelişmelerin ardından Türkiye‘den diplomatik düzeyde bir açıklama geldi. Dışişleri Bakanı şu mesajı verdi:
“Biz her şeyin farkındayız. Bölgemizi ateş çemberine çevirmek istediğinizi biliyoruz. O yüzden sabrımızı zorlamayın.“
Bu açıklama da o gece yaşananlarla birlikte değerlendirildi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan‘ın yaptığı açıklamaya iki türlü bakılabilir. Bir yönüyle şu mesaj var:
“Ey İsrail, Ey Amerika, Ey Batı… Bu coğrafyada bin yıllık komşuyuz. Bu dengeyi bozmayın.”
Ama aynı sözler İran‘a da söylenmiş olabilir:
“Burada bin yıllık komşuluk ilişkimiz var. Bu dengeyi bozmayın.“
Gece saatlerinde başka dikkat çekici iddialar da ortaya atıldı. Herkesin yakından tanıdığı bir isim olan Michael Rubin bir mesaj paylaştı. Dedi ki:
“İran’da sokak kameraları Mossad’ın takibine girdi ve bu sayede bazı suikastlar gerçekleştirildi. Türkiye’deki MOBESE sistemleri de Mossad tarafından hacklenebilir.“
Ancak burada bir parantez açmak gerek: 15 Temmuz darbe girişimden sonra Türkiye’de bu sistemlerin önemli bir kısmı değiştirildi. Rubin ayrıca şunu söylüyor:
“İsrail’in Tahran’daki trafik kameralarını hacklediği ve bu sayede İranlı liderlerin ve generallerin nerede olduklarını bildiği iddia ediliyor. Aynı durum İstanbul ve Ankara’da da geçerli olabilir.“
Bu arada Türkiye‘nin bir füze denemesi yaptığı konuşuluyor. Kuzey Kıbrıs Rum Yönetimi taraflarında hareketlilik olduğu söyleniyor.
Asıl Dikkat Çekici Gelişme: Doğu Akdeniz’de Donanma Yığınağı
Bölgede adeta bir donanma yığınağı yaşanıyor.
• İngiltere, RAF Akrotiri Üssü’ne yönelik İHA saldırılarının ardından Type 45 muhribi HMS Dragon’u Doğu Akdeniz’e gönderme kararı aldı.
• Fransa, uçak gemisi Charles de Gaulle başta olmak üzere yaklaşık 10 savaş gemisini bölgeye sevk ediyor. Macron’un mesajı sert:
“Kıbrıs saldırıya uğrarsa, Avrupa saldırıya uğrar.”
• İspanya, en gelişmiş savaş gemisi olan Cristóbal Colón’u Girit açıklarına gönderiyor.
• Hollanda, HNLMS Evertsen fırkateynini Fransız uçak gemisi grubuna katıyor.
• İtalya, Kıbrıs’a deniz gücü göndereceğini açıklıyor.
• Yunanistan, iki fırkateyn ve dört F-16yı Kıbrıs’a sevk ediyor.
Sonuç:
Doğu Akdeniz’de İngiliz, Fransız, İspanyol, Hollanda, İtalyan ve Yunan savaş gemilerinden oluşan dev bir yığınak var.
Erdoğan’ın Daha Önceki Uyarısı!
Cumhurbaşkanı daha önce Yunanistan üzerinden kurulan tehdide dikkat çekmişti:
“Dokuz tane Amerikan üssü nerede? Yunanistan’da kuruldu. Peki bu üsler kime karşı kuruluyor? Verdikleri cevap şu: Rusya’ya karşı. Bunu yemezler.”
Bu sözler, Kıbrıs çevresindeki donanma hareketliliğiyle birleştiğinde, bölgedeki büyük resme işaret ediyor.
Stratejik Boyut: Türkiye’nin Pozisyonu
Türkiye‘nin İran‘la doğrudan bir çatışmaya doğru adım adım sürüklendiği yönünde ciddi işaretler olduğunu düşünüyorum.
Dün gece Resmî Gazete’de yayımlanan 11.068 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararnamesi, ilk bakışta gümrük düzenlemesi gibi görünüyor.
Ancak metnin detaylarına inildiğinde, İran‘ın mevcut askeri faaliyetlerinde ihtiyaç duyduğu bazı kritik teknolojik ekipmanların Türkiye üzerinden geçişini engellemeye yönelik bir adım olduğu anlaşılıyor.
Bu konuyu kapsamlı şekilde incelediğimde, söz konusu ekipmanların hangi belgelerle, hangi güzergâhlar üzerinden taşındığını ve nasıl bir lojistik hat izlendiğini ortaya koyan bir yapı ile karşılaştım.
Bu nedenle, alınan kararın teknik bir düzenlemenin ötesinde, doğrudan jeopolitik bir pozisyon alış olduğunu değerlendiriyorum.
Türkiye’nin İran’la gerilim hattına çekildiği iddiası, sadece bu kararla sınırlı değil. NATO kapsamında daha önce dördüncü maddenin işletilmesi ve Kürecik Radar Üssü çevresinde konuşlandırılan savunma sistemleri de bu sürecin parçası olarak görülüyor.
Bu çerçevede, olası gelişmelerin beşinci madde gibi daha ileri aşamalara evrilme ihtimali de tartışma konusu.
Küresel ölçekte ise tablo daha da karmaşık.
Donald Trump‘ın Hürmüz Boğazı‘na yönelik uluslararası askeri destek çağrıları, bölgedeki gerilimin ekonomik sonuçlarla birlikte ele alınması gerektiğini gösteriyor.
Küresel ekonomide bir daralma beklentisi artarken, enerji geçiş yolları üzerindeki baskı da yoğunlaşıyor.
Bu gelişmelere paralel olarak Halkbank ile ilgili hukuki sürecin yeniden gündeme gelmesi de dikkat çekici.
Tüm bu başlıklar birlikte değerlendirildiğinde, Türkiye‘nin önümüzdeki dönemde daha sert ve belirgin bir pozisyon almak zorunda kalabileceği ihtimali güçleniyor.
Son olarak, son dönemde yaşanan askeri hareketlilik ve sınırlı çaplı saldırıların, daha geniş çaplı gelişmelerin habercisi olabileceği ihtimalini göz ardı etmiyorum.
Bu nedenle mevcut kararın, yalnızca teknik bir düzenleme değil, daha geniş bir stratejik yönelimin parçası olarak okunması gerektiğini düşünüyorum.
Büyük Resim: Bir Şeyler mi Planlanıyor?
• Mücteba Hamaney meselesi
• Füzeler
• MOBESE iddiaları
• Yunanistan’a silah yığınağı
• Kıbrıs açıklarında toplanan savaş gemileri
Hepsi aynı anda oluyorsa, orada büyük bir resim vardır.
Erdoğan‘ın gece yarısı yaptığı uyarı da bu yüzden anlamlı:
“Herkes ayağını denk alsın, herkes bin düşünsün bir adım atsın.“
O gece bir şeyler oldu.
Ve görünen o ki, daha çok şey olacak.
Vesselam.
Bir Not: Dezenformasyon Uyarısı
Bir şey daha var:
Günlerdir sosyal medyada İran’ın İsrail’e attığı füzelerle ilgili görüntüler dolaşıyor.
İran füzeleri yağmur gibi Tel Aviv’e iniyor.
Demir Kubbe delik deşik. Şarkılar yapılmış: “Bam bam bam Tel Aviv” diye.
Tel Aviv yangın yeri, bir santimetre kare yer kalmamış gibi gösteriliyor.
Peki gerçek ne?
Elbette birkaç füze düştü, ama iddia edildiği gibi bir manzara yok.
Bölgedeki gazeteciler, kameramanlar bunu söylüyor.
Açın haber sitelerini: Sabah, Hürriyet, Haber 7, Milliyet, Yeni Şafak…
Eğer böyle bir yıkım olsaydı, onlar da manşetten verirdi. Ama yok.
Dün akşam bir kullanıcı şöyle yazıyordu (kötü niyetle değil, ama iyi niyetle de değil aslında):
“İster yapay zekâ olsun ister yalan olsun, paylaşın bu görüntüleri. Dünyaya rezil olsunlar.“
Yani Filistin Gazze‘de on binlerce insan katledildi, dünyada büyük bir öfke birikti.
Şimdi bu öfkeyi, sahte bombalama görüntüleriyle, sahte çığlıklarla, sahte sığınak görüntüleriyle yumuşatmaya, sömürülendir meye çalışıyorlar.
Ama yok öyle bir şey.
En az 15 ayrı videoyu araştırdım, hepsi fake (sahte). Bölgedeki muhabir arkadaşları dikkatle dinledim, bölgeye gidenleri izliyoruz…
O görüntülerin gösterdiği gibi bir yıkım yok.
Yapay zekâ ürünü olabilir, kasıtlı propaganda olabilir.
Ama gerçek değil.
GÜNDEM
15 Nisan 2026SPOR
15 Nisan 2026GÜNDEM
15 Nisan 2026GÜNDEM
15 Nisan 2026GÜNDEM
15 Nisan 2026UNCATEGORİZED
15 Nisan 2026EKONOMİ
15 Nisan 2026