DOLAR 46,4792 -0.02%
EURO 53,3552 0.15%
ALTIN
BITCOIN 29783520,24%
İstanbul
25°

AÇIK

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

Dinimizce dilenmenin hükmü nedir?

Dinimizce dilenmenin hükmü nedir?

ABONE OL
Nisan 25, 2025 20:29
Dinimizce dilenmenin hükmü nedir?

Dinimiz İslâm, çalışmayı emir ve tavsiye etmiştir.

Çalışıp helâlinden kazanmayı bir fazilet olarak görmüş olup, tembelliği kınamış ve buna bağlı olarak dilenciliği de kötülemiş ve yasaklamıştır.

Yoksulu doyurmanın çok sevaplı bir iş olduğu bildirilmiştir.

Fakat, insanın şeref ve haysiyetini zedeleyen, kişiliğini yok eden, yardım sever insanların temiz duygularının istismarına yol açan dilencilik çirkin bir iş olarak görülmüştür.

Peygamber Efendimiz (s.av), meslek haline getirilen dilenciliği yüzsüzlük saymış ve bu konu hakkında: “Dilenmekten asla vazgeçmeyenler, kıyamet gününde yüzünde bir et parçası kalmaksızın Allah’a (cc) kavuşur.” demiştir.

(Müslim, zekât, 103)

İhtiyacı olmadığı halde dilenmeyi tercih edenler için çok ciddi bir uyarı olan hadis-i şerifinde:

“Her kim çok mal toplamak için, insanlardan onların mallarını dilenir durursa, muhakkak bir ateş parçası istemektedir.” diye buyurmuştur.

(Müslim, zekât,105)

Diğer bir hadis-i şerifinde de: “Sizden  birinizin bir kucak odun toplaması sonra o odun demetini sırtına yükleyip satması, dilenmesinden elbette çok daha hayırlıdır.” diye bildirmiştir.

(Müslim, zekât,107)

Dinimiz çalışmayan, tembel tembel oturmayı seven ve bu halini kendine dert edinmeyen, bir lokma ile bir hırkaya rıza gösteriyor görünen, başkalarının sırtından geçinmeyi tercih edip, onlara yük olan müslümanları iyi bir müslüman saymamıştır.

Hadis-i şeriflerden anlaşılacağı gibi;  dilenmek ve dilenciliği meslek haline getirmek çok kötü bir iş olarak görülmüş ve şiddetle yasaklanmıştır.

Dilencilik; tembellik ve insanların yardım duygularını istismar etmek hele de böylelerinin islâmiyetin tevekkül anlayışının kendileri açısından uygun bir hal olduğunu değerlendirerek çalışmadan oturup başkalarından bir şey beklemeyi tevekkül saymak, dinimizin tevekkül anlayışına iftira etmek demek olup son derece çirkin bir iş ve günahtır.

İslâm dini insanın şerefini korumanın yollarını öğretmiş olup, islâmın öğrettiği ahlâkî sisteme uygun bir hayat tarzı benimsenip uygulandığı müddetçe ümmetin geleceği, toplumun şerefinin de korunmuş olacağı bir hakikattır.

Toplumun şerefi ne kadar önemli ise, kişinin izzet-i nefsi de o kadar önemli ve korunması gereklidir.

Her müslüman bu değerli emaneti korumakla yükümlüdür.

Dinimizce bu emaneti korumanın yolları insanlara gösterilmiş ve kötülüklerden sakınılması emredilmiştir.

Dilencilik kötü bir iştir.

Her kötülük insanın benliği ve şerefinden bir şeyler alıp götürür.

Hiçbir ihtiyacı olmadığı halde el açıp dilenenlerin durumu ise daha da kötüdür.

Fakirlere, acizlere, yardım etmeyi kuvvetle emreden islâm, ihtiyacı bulunmayanların dilenmelerini de aynı şiddette yasaklamıştır.

Toplumda yaşayanlar içlerinde bulunan günlük yiyecekleri olmayan muhtaçları doyurmakla mükelleftirler.

Muhtaç olanları bildikleri halde doyurmayanlar, muhtaçların vefatları halinde büyük bir mesuliyet ve vebal yüklenmiş olurlar.

Enes bin Mâlik‘ten rivayet edildiğine göre  bir gün Peygamber Efendimiz‘in huzuruna gelen bir kişi O’ndan bir şey isteyince Peygamberimiz (s.a.v): “Evinde bir şey var mıdır?” diye sordu.

O kişi “Evet, Ey Allah’ın (cc) resûlu! Bir kilimimiz var, bir kısmını altımıza seriyor diğer kısmıyla da örtünüyoruz. Bir de su kabımız var.” diye cevap verdi.

Peygamber Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem): “Öyleyse hemen kalk, kilim ve su kabının her ikisini de al, bana getir.” dedi.

O kişi gitti ve her ikisini de getirdi.

Peygamber Efendimiz (s.a.v) açık artırmayla bunları iki dirheme sattı.

Ve iki dirhemi o kişiye vererek şöyle buyurdu: “Bu paranın bir dirhemiyle yiyecek al ailene bırak; bir dirhemiyle de balta al bana getir.”

O kişi gidip bir balta alıp geldi.

Peygamber Efendimiz (s.a.v) baltaya kendi elleriyle bir sap taktı.

Sonra da o kişiye vererek şöyle buyurdu: “Al bunu git, odun kes, topla, sat. Seni onbeş gün görmeyeceğim.

O kişi gitti.

Odun kesti, topladı, sattı.

Peygamber Efendimizin (s.a.v) huzuruna geldiğinde onbeş dirhem kazanmıştı.

Kazandığının bir kısmıyla giyecek, diğer kısmıyla da yiyecek almıştı.

Peygamber Efendimiz (s.a.v) bunun üzerine şöyle buyurdu: “Şu halin, kıyamet günü dilencilikten dolayı yüzünde siyah bir nokta olduğu halde gelmenden daha hayırlıdır.”

Dinimiz dilenciliğin haram olduğunu bildirmiştir.

Ancak yiyecek ekmek bulamayacak kadar fakir olup kazanacak bir durumu da olmayan, uğradığı doğal afet karşısında tüm varlığını yitiren, diyet cezasına çarptırılıp hiçbir varlığı bulunmayan kişilerin, ihtiyaçlarını karşılayacak kadar dilenmesi caiz görülmüştür.

Peygamber Efendimiz (s.a.v), dilencilik gibi bir kötü işten müslümanları uzak tutmaya gayret göstermiş, çalışmayı tavsiye etmiştir.

Hiçbir müslümanın çalışıp kazanmanın şerefini, dilenmenin zilleti ile değiştirmemesini istemiştir.

Yüce Rabbim bizleri dilenmeye mecbur kalacak duruma düşmekten muhafaza etsin.

Cumamız hayra vesile olsun.

Selamlarımla.

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP