DOLAR 45,9324 0.05%
EURO 53,5325 0.17%
ALTIN
BITCOIN 3128706-4,48%
İstanbul
26°

AÇIK

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

Hoşgörü

Hoşgörü

ABONE OL
Şubat 3, 2023 19:56

Hoşgörü, anlayışla karşılama, kişilere kendi düşüncemize aykırı olsa da  sabırla davranma,

görüşünü bildirmesine izin verme, tepki vermeme olarak tanımlanmaktadır.

Hoşgörünün diğer bir adı da farklılıkları kabul etmek demektir.

Hoşgörü insanlar arası ilişkiyi kolaylaştırır.

Hoşgörü insanların kusurlu olabileceğini de hesap ederek kaba  davranışlardan uzak kalarak

zarafeti kaybetmemektir.

Kusursuz dost arayan dostsuz kalır.” denmiştir.

Yunus ne güzel söylemiş; “Elif okuduk ötürü, pazar eyledik götürü, yaradılanı hoşgördük yaradandan ötürü.

Kendimiz için ve toplum için yaşanılabilir güzel bir dünya inşa edebilmek hoşgörülü olmakla kolaylaşarak mümkün olabilir.

Hoşgörü, insanlık için bir değerdir.

Hoşgörümüz olmazsa doğru dürüst sevemeyiz.

Hoşgörümüz olmazsa insanî ilişkilerimizi geliştiremeyiz.

Aç gördüğümüzü doyurmak çıplak gördüğümüzü

giydirmek, ağlattığımızı güldürmek ve yıktığımızı onarmak merhametimizin yanında hoşgörümüz olmazsa bizim için zorlaşır. 

Bazen imkansız hale de gelebilir.

Hepimizin hataları, eksikleri var; karşılıklı olarak birbirimizin hata ve eksiklerini bağışlayarak, hoşgörülü olursak huzurlu bir toplum oluşturabiliriz.

Hoşgörü ve olgunluk bir bütünün iki ayrı parçası gibidir. 

Birinin olmadığı yerde diğeri yarım kalmış demektir.

İnsanların hatalarını gidermesine, eksiklerini tamamlamasına fırsat tanımak da hoşgörüden kaynaklanan bir davranıştır.

İnsanların birbirleriyle iyi geçinmeleri kusursuzluk

İstemeyle değil, birbirlerini hoşgörmeleriyledir.

Birçok şeyin aşırısının zararları olabileceği gibi aşırı bir hoşgörünün zararları da olabilir.

Kişinin kendisine karşı aşırı bir hoşgörüye sahip olması narsist bir kişilik oluşumuna yol açabilir.

İnsanları hoşgörebiliriz ama yaptıklarının tümünü

hoşgörme diye bir lüksümüz olamayacağını da bilmeliyiz.

Hoşgörü, yanlışı meşrulaştırma aracı olarak kullanılmamalıdır.

Eğer bu amaçla kullanılırsa hoşgörü boşgörüye dönüşmüş olur.

İnsanların farklı dinlere inanmaları ve inançlarını yaşamalarını hoşgörmek dinlerinin hak din olduğunu kabul etmek anlamına gelmez/ gelmemelidir.

Hoşgörünün karşıtı olan hoşgörüsüzlük; toplumsal bir canlı olan insanın birlikte yaşamada 

farklılıklarını aynı paydada buluşturma özelliğini reddetmektir.

 Aşırı hoşgörülü olmak, her şeyi hoşgörmek insanı ve toplumu ifsat eder.

Suçu, örneğin hırsızlığı hoşgörmek toplumda güvenin yok olmasına yol açmaz mı?

Zalime karşı hoşgörülü olmak caiz olmaz çünkü zalime hoşgörülü olmanın kendisi de zulümdür. 

Ve zalimin zulmünü arttırmasına sebep olur.

Hoşgörümüzün bize pişmanlık olarak geri dönme ihtimalini de  düşünerek her konuda ölçülü davranmamız gerektiği gibi hoşgörme konusunda da ölçüyü kaçırmamalıyız.

Her önüne geleni aşırı bir şekilde yemek nasıl ki

mide fesadına sebep olursa her şeyi hoşgörmenin

kişilik fesadına sebep olacağını da akıldan çıkarılmamalıdır.

Hoşgörünün doğurduğu sonuçlar olumlu olduğu gibi olumsuz olabilse de hoşgörüsüzlüğün doğurduğu sonuçların olumsuz olacağından 

şüphe etmemek gerekir.

Kadınların ölmediği, çocukların güldüğü, toplumun mutlu olduğu, savaşların yok denecek kadar azaldığı bir dünya inşa etmenin olmazsa olmazı hoşgörünün yayılması ve çoğalmasını sağlamak için hep birlikte gayret göstermeliyiz.

Hoşgörüyü ortadan kaldırırsak dünya yaşanılabilir bir dünya olabilir mi? Sorusunu kendimize sorduğumuz zaman cevabımız net bir şekilde ‘olmaz’ olacaktır.

Müslümanın hoşgörü konusunda zorlanacağı kısım, insanların Allah’ın (c.c) yasaklarının işlenmesine karşı takınacağı tavırda ortaya çıkar.

Müslümanın, imanının asgari gereği olarak günah olarak sayılan bir eylemi hele de zulmü, insan hakları ihlâllerini, işkenceyi onaylaması,tasvip etmesi mümkün değildir.

Müslüman günahı değil, günahkârı hoşgörür.

Günahkârı dışlayıp daha çok bataklığa yuvarlanmasına göz yummaz.

Günahkâr kardeşine doğruyu göstermeye, kardeşini kötü huylarından vazgeçirmeye çalışarak kurtulmasına vesile olmaya gayret gösterir.

Kişinin günahkâr kardeşini hor görüp kendini günahsız görerek kibire kapılması kişiyi günahkâr yapar.

Trafikte yaşanan sabırsız ve tahammülsüz haraketler, yayalar arasında bana nasıl çarparsın

veya niçin yan baktın kavgaları, bazen bu kavgaların cinayetle sonuçlanması, kadına ve çocuğa gösterilen şiddet, büyüklere karşı saygısızlık, küçüklere sevgisizliğin çoğalması, insanlar arasında ufak tefek anlaşmazlıkların büyük tartışmalara, kırılmalara  hatta kavgalara varması gibi davranışların gazete haberlerinde televizyon ekranlarında sık sık yer alması toplumda hoşgörünün azaldığının işaretidir.

Hoşgörüye çok ihtiyacımız olduğu bir zamanda yaşamaktayız.

İnsanın hoşgörüyü ilk öğrendiği yer ailesidir.

Ailenin çocuğa hoşgörüyü öğretmesi ailenin, çocuğun ve toplumun yararınadır.

Aile sınırsız bir hoşgörü yanlışına da düşmemelidir.

Hoşgörülü davranmak adına çocuğun yaptığı her şeyi onaylamak ileride topluma sorunlu bir bireyin katılmasına katkı sağlamak   demektir.

Çocuk ailedeki sınırsız hoşgörü dolayısıyla her şeyi yapabilme hakkına sahip olduğunu zannettiğinden ilk bocalayacağı zaman okul dönemi olacaktır.

Arkadaşlarının, yanlışlarını kabullenmeyişi onu hırçınlaştırır, yalnızlaştırır, bencilleştirir ve sorunlu bir birey haline getirir.

Böyle bir çocuğun ergenlik ve gençlik dönemlerinde sadist, uyumsuz, suçlu olarak toplumun karşına çıkma ihtimali yüksektir.

Yüce Rabbimden bizlere hoşgörülü olmayı ve hoşgürülü bir toplum oluşturmaya gayret edenlerden olmayı nasip etmesini niyaz ederim.

Cumamız hayra vesile olsun.

Selamlarımla.

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP