DOLAR 43,2789 0.22%
EURO 50,2002 -0.1%
ALTIN 6.374,59-0,30
BITCOIN 4114984-0,22%
İstanbul

HAFİF YAĞMUR

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

“İnsanı ateş değil, kendi gafleti yakar!”

“İnsanı ateş değil, kendi gafleti yakar!”

ABONE OL
Temmuz 19, 2024 22:08
“İnsanı ateş değil, kendi gafleti yakar!”
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Kusursuz dost aramak…

İnsanoğlu olarak yanlışım, hatam, kusurum yok diyebilir miyiz?

Peygamberimiz (s.a.v) ve peygamberler hariç insanların hiçbiri ilmî ve manevî derecesi ne olursa olsun kusursuz değildir.

Az veya çok kusurlarımız olsa da çoğumuz kendi kusurlarımızı görmezden gelmekteyiz.

Görsek bile hafife almakta, önemsememekte,

Bizdeki de  kusur mu başkalarının yanında!” demekteyiz.

Başkalarının kusurlarını küçük de olsa büyük görmekte, abartmakta, ayıplamaktayız.

Hatta bazıları başkalarının kusurlarını araştırmaktan, dedikodu malzemesi çıkarmaktan zevk almaktadır.

Bazı kişilerin başkalarının kusurlarını açığa çıkarmak için gayret sarf etmeleri bir nevi karşısındaki kişilerin kusurlarını sürekli ön planda tutmaları, kendi kusurlarını gizlemeye çalışmalarından kaynaklanabilir.

Mevlânâ hazretlerine atfedilen “İnsanı ateş değil kendi gafleti yakar. Herkeste kusur bulur kendisine kör bakar. Neye nasıl bakarsan o sana öyle bakar.” diye bir söz vardır.

İnsanoğlunun yanılgılarından biri de kusursuz dost aramasıdır.

Atasözlerimizden birinde “Kusursuz dost arayan dostsuz kalır.” denilmektedir.

Ecdadımız bu sözüyle bizlere “Noksansız kişi olmaz. Hiç kimse mükemmel değildir. Bundan dolayıdır ki kusursuz dost aramak boşunadır. Arayan dostsuz kalarak yalnızlığa mahkum olur. Dost bulmak istiyorsak  insanları kusurlarlarıyla kabullenmeliyiz.” diye mesaj vermektedirler.

Sanatçılarımızdan biri de söylediği şarkıda, “Hatasız kul olmaz. Hatamla sev beni.” demiyor muydu?

Eski yıllarda yazdığım şiirlerimin birinde; “Olmaz derler dağların doruğu karsız. Kusursuz yâr arayan kalırmış yârsız.” diye yazdığımı hatırlıyorum.

Başkalarının kusurlarını görmeye çalışanların kendi kusurlarını görmek için zaman bulamayacağı gibi kendi kusurlarını gören ve onları düzeltmeye çalışanların da başkalarının kusurlarını görmeye zaman bulamayacağı aşikârdır.

Başkalarının kusurlarını affederek onların dostluğunu kazanmış olabiliriz.

Ancak kendi kusurlarımızı affetmekle kendimize dostluk etmiş olamayız.

İnsanoğlu kusursuz değildir.

Ancak kusuru en az olan iyi insandır.

Kişi için kusurlarını arkasından değil de yüzüne söyleyen ve bunu güzel bir üslupla dillendiren dostlarının, arkadaşlarının olması büyük bir kazançtır.

Kişinin kusurlarını arkasından konuşup durumdan da faydalanmaya çalışana dost denilebilir mi?

Sürekli kusur işlemeye devam edenlere kusurlarını yumuşak bir şekilde uyararak söylemek, onlara yapılacak büyük bir iyiliktir.

Çünkü kusuru konusunda ikaz edilmeyen kişi kusurlu davranışlarını devam ettirme ihtimali vardır.

Bu konuda Sadi Şirazi: “Kusuru kendisine söylenmeyen adam, ayıbını hüner sanır.” demektedir.

Bireylerinin çoğunluğu kendi kusurlarını görmemezlikten gelip başkalarının kusurlarlarıyla uğraşanlardan oluşan bir toplumda huzur ve emniyetin olması mümkün müdür?

Yüce Rabbimizin Hucurat suresinin 12. ayetinde, “Birbirinizin gizli hallerini ve kusurlarını araştırmayınız.” diye buyurmasının hikmetini iyi anlamak gerekir.

Yüce Rabbim bizlere kendi kusurlarlarıyla uğraşıp kusurlarını düzeltmeye çalışanlardan olmayı nasip etmesini niyaz ederim.

Cumamız hayra vesile olsun.

Selamlarımla.

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP