DOLAR 31,3677 0.42%
EURO 34,0595 0.51%
ALTIN 2.101,432,38
BITCOIN 19518290,40%
İstanbul
10°

PARÇALI BULUTLU

19:02

AKŞAM'A KALAN SÜRE

Mirac (Kandili) Gecesi

Mirac (Kandili) Gecesi

ABONE OL
Şubat 2, 2024 19:42
Mirac (Kandili) Gecesi
1

BEĞENDİM

ABONE OL

Mirac kelimesi, sözlük olarak yükselmek, yukarı çıkmak demektir.

Merdiven anlamına da gelmektedir.

Mirac kelimesi, terim olarak da; Peygamber Efendimiz’in (s.a.v) gecenin bir vaktinde önce Mescid-i Haram’dan Mescid-i Âksa’ya oradan da göğe yükselmesi, yedi kat göklerin ötesine yüce Rabbinin huzuruna kabul edilip aracısız vahiy aldığı yolculuğun adıdır.

6 Şubat Salı’yı 7 Şubat Çarşambaya bağlayan gece Mirac kandilidir.

Ayrıca 6 Şubat geçen yıl yaşanan 9 saat arayla gerçekleşen 11 ili yaklaşık 14,5 milyon vatandaşımızı etkileyen asrın felâketi diye tanımlanan çifte depremlerin de yıl dönümüdür.

Depremlerde vefat edenlere Allah’tan cc rahmet yaralı olanlara da şifalar diliyorum.

Rabbim bu acılarımızı unutturacak acılardan muhafaza eylesin.

Mirac olayı iki bölümde gerçekleşmiştir.

Birinci bölümü, Mekke’de bulunan Mescid-i Haram’dan Mescid-i Âksa’ya kadar olan bölümdür.

Peygamberimiz (s.a.v) bu bölümü Cebrail Aleyhisselâm’ın getirdiği cennet bineği olan “Burak” isimli bir binek ile gerçekleştirmiştir.

Bu bölüm Kur’an’ı Kerim’in İsra suresinin 1. ayetinde “Bir kısım ayetlerimizi kendisine göstermek için, kulunu bir gece Mescid-i Haram’dan Mescid-i Âksa’ya götüren O (Allah cc) yücedir. Gerçekten O işitendir. Görendir.“diye bildirilmiştir.

İsra, gece yürüyüşü demektir.

Mirac olayı hicretten yaklaşık 1,5 yıl önce üç ayların ilki olan recep ayının 27. gecesinde gerçekleşmiştir.

Efendimiz’in (s.a.v) yapmış olduğu yolculuğun birinci kısmı olan İsra ayetle sabittir.

İkinci kısmı olan Mirac hadislerle sabit olup Buhâri ve Müslim’de “muttefekun aleyh” olarak haber verilmektedir. (Buhari; salat1, Hacc 76, Enbiya 5, tevhid 37, Menakip 24 Müslim iman 259,263)

Ayrıca Mirac olayına Necm suresin’de de işaret edilmiştir.

Ehli sünnet âlimlerinin çoğunun görüşlerine göre Mirac olayı ruh ve beden ile birlikte gerçekleşmiştir.

Âlimler ayette geçen  kul” kelimesinin buna işaret ettiğini, ruh ve bedenin birlikte olmasına kul denildiğini ayrıca ruhun bir bineğe ihtiyaç duymadığını oysa İsra olayının Burak isimli bir binekle gerçekleştiğini bunun da ruh ve bedenle birlikte olduğunu beyan etmişlerdir.

Peygamberimiz‘in (s.a.v) yüce dinimiz İslâmı tebliğ etmesinden rahatsız olan Mekke’li müşrikler, Mirac olayından önceki üç yılda Peygamberimiz’e (s.a.v) ve ona inanan sahabe-i kirama düşmanlıklarını ve eziyetlerini arttırmışlar, kendi aralarında yaptıkları Efendimiz’i (s.a.v) ve inananları toplumdan dışlama, onlarla kız alıp vermeme, konuşmama, yardım etmeme, ticaret yapmama, onlara yardım edenleri cezalandırma gibi aldıkları kararları maddeler haline getirip imzalayarak Kâbe duvarına astılar.

Bu antlaşmayı bozanları da şiddetli bir şekilde cezalandıracaklarını ilân ettiler.

Ayrıca Mekke’ye gelen ticaret sahiplerine de müslümanlara çok çok yüksek fiyat vermelerini, malları satılmazsa satın alma garantisini verdiler.

İman edenler bu yıllarda çok büyük sıkıntılar çektiler.

Açlıktan karınlarına taş bağladılar.

Açlıktan ağlayan kadınların, ihtiyar ve zayıf olanların feryatlarını dindirmek için Hz Hatice, Hz. Ebubekir, Hz. Osman gibi varlıklı olanlar bundan dolayı büyük servetler ödemek zorunda kaldılar.

Bir gün Mansur bin ikrime adlı müşriğin yazdığı ve kâbe duvarına asılı bulunan müşriklerin antlaşmasının yazılı olduğu kâğıdın kendi ismi hariç her tarafının bir ağaç kurdu tarafından yendiğini yüce Rabbimiz Peygamberimiz’e bildirdi.

Bu durum müşriklere haber verilince derhal kâbe’ye giden müşrikler haberin doğru olduğunu gördüklerinde ne yapacaklarını şaşırıp dehşete düştüler.

Ve ambargo uygulamasından vazgeçtiler.

Hz. Hatice validemiz (r.a) sıkıntı, dert ve hüzünle geçen bu senelerden sonra ramazan ayının başında vefat etti.

Aynı sene içerisinde uzun yıllar kendisine hamilik yapan amcası Ebutalip’te öldü.

Bundan dolayı bu seneye “senet’ül hüzn” yani hüzün yılı denildi.

Bu arada Efendimiz’in (s.a.v) İslam’ı tebliğ için gittiği Taif’ten reddedilerek, hakarete uğrayarak ve Taif’li çocuklara taşlatılarak dönmesi bu hüzne hüzün katmıştır.

İşte böyle bir durumda Rabbi tarafından teselli edilmek, ödüllendirilmek ve bazı ayetlerin kendisine gösterilmesi için Efendimiz (s.a.v) adı Mirac olan mucizevî bir yolculuğa çıkarılmıştır.

Peygamber Efendimiz‘in (s.a.v) Mescid-i Âksa’da kıldığı (Bir rivayette peygamberlerin ruhaniyetine de imamlık yaptığı) namazdan sonra mirac için Cebrail Aleyhisselâm ile birlikte yedi kat semaya yükselmiş her katta bir peygamberle karşılaşıp selâmlaştıktan sonra yaratılanların varabileceği son nokta olan sidretül – münteha denilen yere gelinince Cebrail aleyhisselâm ben buradan öteye geçersem yanarım demiş, Peygamberimiz bundan sonra adı “Refref” olan âdeta manevî bir asansör diyebileceğimiz mahiyetini Rabbimizin bildiği bir vasıtayla yolculuğuna devam etmiştir.

Yüce Rabbimizin huzuruna kabul edilen Efendimiz (s.a.v) selâm vererek “Ettehiyyatü lillâhi vessalevatü vettayyibat” (Dil ile, beden ile, mal ile yapılan ibadetler, bütün selâmlar, senalar ve dualar Allah cc içindir.” dedi.

Allah’ta cc bu hitaba karşılık “Esselâmü aleyke ya eyyühennebiyyü ve rahmetullah ve berekatüh” (selâmım, rahmetim ve bereketim senin üzerine olsun.

Ey benim nebim Ey benim peygamberim” diyerek selâmını aldı.

Bunun üzerine Efendimiz (s.a.v) “Esselâmü Aleyna ve alâ ibadillâhissalihin” (selâm bize ve Allah’ın cc salih kulları üzerine olsun.) dedi.

Sonra “Eşhedü enlâilâhe illallah (Ben şahitlik ederim ki Allah’tan cc başka ilâh yoktur.” dedi.

Rabbi de “Eşhedü Enbe Muhammeden abdühu ve rasuluhu” (Ben de şahitlik ederim ki Muhammed (s.av) O’nun kulu ve elçisidir.” dedi.

Bir diğer rivayette tahiyyatın son kısmı olan şehadet kısmını meleklerin söylediği şeklindedir.

Bizler bu olayı her namazımızın oturuşlarında okuyarak hafızalarımızda yad edip canlı tutmaktayız.

Peygamberimiz(s.av) miracdan döndükten sonra bu olaydan müşriklere bahsedilince inanmayıp alay ettiler.

Efendimizin (s.a.v) daha önce Mescid-i Âksa’ya gitmediğini bildiklerinden ve bir gecede böyle bir şeyin yaşanabilmesinin mümkün olamayacağını düşünerek “işte şimdi yalanını ortaya çıkartırız” diye heyecanlanarak Mescid-i Âksa hakkında çeşitli sorular sormaya başladılar.

Yüce Rabbimiz Mescid-i Âksa’yı âdeta canlı bir televizyon yayını gibi Peygamberimiz’in (s.a.v) gözünün önüne getirdi.

Ve sorulan  bütün soruları cevaplaması üzerine, soruların doğru cevaplandığını kabul edip şaşırsalar da müşrikler yine de iman etmeyip alay etmekte devam ettiler.

Ebubekir‘e (r.a) gidip “senin bu arkadaşın yine olmayacak şeyler söylüyor.” diyerek durumu anlattılar.

Ebubekir (r.a): bunları 0′ mu söyledi.” diye sordu. Evet dediler.

Ebubekir (r.a): “Değil bunları daha da fazlasını söylese O söylediyse inanırım doğrudur.” dedi.

Bunun üzerine Ebubekir’e (r.a) şüphesiz inanıp tasdik eden, doğrulayan anlamında “Sıddık” ünvanı verildi.

O gün bugündür bu ünvanla anılmaktadır.

Peygamber efendimiz (s.a.v) miracdan üç hediye ile dönmüştür.

Birincisi, gözümün nuru dediği beş vakit namaz ki kılana elli vaktin sevabı verilmektedir.

İkincisi, genellikle yatsı namazlarından sonra okunan Bakara suresinin (Amenerrasulü) diye bilinen son iki ayetidir.

Bu ayetlerde iman esaslarından ve kulun üzerine çekemeyeceği yükün yüklenmediğinden

ve de nasıl dua edeceğimizden bahsedilmektedir.

Üçüncüsü, Rabbine şirk koşmayanların günahkâr da olsalar sonunda (cezalarını çektiklerinden sonra veya affa uğrayarak) cennete girecekleri müjdesinin verilmesi.

Bu mübarek gecede biz müslümanlara hediye edilen namazın kıymetini bilerek varsa kaza namazları yoksa nafile namazlar kilmaliyiz.

Geçmiş günahlarımızdan pişmanlık duyarak tevbe etmeliyiz.

Gecesini ibadetle, gündüzünü oruçla, sadakayla, hayır ve hasenatla, hasta ziyaretleriyle, büyüklerimizin hatırını sormak, gönül ve hayır dualarını almakla geçirmeliyiz.

Şimdiden Mirac Gecemizi tebrik eder, yüce Rabbimden bizler, ailelerimiz, milletimiz, İslâm âlemi ve insanlığın hayrına vesile olmasını, nasıl ki Peygamber Efendimiz’in (s.a.v) yaşanan hüzün yıllarından sonra gönlünün ferahlaması ve ödüllendirilmesi için miracla teselli edildiği gibi Filistin’de, Gazze‘de, Doğu Türkistan‘da ve tüm dünyadaki mazlumların kurtuluşuna vesile  edilmesini niyaz ederim.

Cumamız hayra vesile olsun.

Selamlarımla.

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.