DOLAR 47,7405 0.08%
EURO 55,1333 0.03%
ALTIN
BITCOIN 3025146-0,40%
İstanbul
28°

AÇIK

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

İyilik neden kameraya yapılıyor?

İyilik neden kameraya yapılıyor?

ABONE OL
Ağustos 11, 2026 21:11
İyilik neden kameraya yapılıyor?

İyiliğin en kıymetli hâli, kimsenin görmediği yerde yapılanıdır.
Fakat bugün bazen merhametin bile kameranın kırmızı ışığının yanmasını beklediği bir dünyaya dönüşüyoruz.

Eskiden iyilik sessizdi.

Bir kapı çalınır, bir ihtiyaç giderilir, veren kim olduğunu belli etmeden çekilir giderdi.

Alanın mahcubiyeti korunur, verenin de yaptığı iyilik diline düşmezdi.

Çünkü mesele görünmek değil, bir yaraya merhem olabilmekti.

Şimdi ise tuhaf bir çağın içindeyiz.

Bir çocuğa mont veriliyor, kamera kayıtta.

Bir ihtiyaç sahibine erzak uzatılıyor, kamera kayıtta.

Bir yaşlının eli tutuluyor, fotoğraf çekiliyor.

Bir sokak hayvanına su veriliyor, telefon hemen çıkarılıyor.

Elbette iyiliğin paylaşılması her zaman kötü değildir.

Bazen bir yardım kampanyasını duyurmak, başkalarını teşvik etmek veya toplumsal bir meseleye dikkat çekmek için görüntü gerekir.

Kurumların yaptıkları çalışmalar konusunda şeffaf olması da doğaldır.

Fakat burada sorulması gereken başka bir soru var:

Kamera kapandığında biz kimiz?

Asıl imtihan belki de tam burada başlıyor.

Kamera karşısında bir yaşlının elini öpmek kolaydır.

Peki evimizdeki yaşlı insan aynı cümleyi üçüncü kez anlattığında sabırla dinleyebiliyor muyuz?

Sosyal medyada çocuklara duyarlılık göstermek güzel.

Peki apartmanda gürültü yapan bir çocuğa, sokakta mendil satan bir çocuğa aynı merhametle bakabiliyor muyuz?

Bir ihtiyaç sahibine yardım paketini kameralar önünde vermek kolay.

Peki kimsenin görmediği bir yerde borcunu ödeyemeyen komşumuzun, öğrencimizin, akrabamızın derdini fark ediyor muyuz?

İşte iyiliğin samimiyeti burada ölçülür.

Bugün maalesef bazı insanlar başkasının acısını kendi görünürlüğünün dekoruna dönüştürebiliyor.

Yardım alan insanın yüzü, yoksulluğu, evi, çocukları hatta mahcubiyeti dahi teşhir edilebiliyor.

Oysa yoksulluk suç değildir.

İhtiyaç sahibi olmak utanılacak bir şey değildir.

Asıl utanılması gereken, bir insanın çaresizliğini kendi itibarımızı büyütmek için kullanmaktır.

Bizim medeniyetimizde yardımın çok daha zarif örnekleri vardı.
Osmanlı toplumundaki sadaka taşları, yardım edenle yardım alanın mümkün olduğunca birbirini görmediği bir anlayışın sembolü hâline gelmişti.

Veren üstünlük taslamıyor, alanın onuru incitilmiyordu.

Çünkü iyiliğin de bir edebi vardı.

İslam ahlakı ise bu konuda ölçüyü çok daha derinden koyar.
Kur’an-ı Kerim‘de sadakaların açıkça verilmesinin güzel olduğu, fakat ihtiyaç sahiplerine gizlice verilmesinin daha hayırlı olduğu bildirilir. (Bakara, 2/271)

Ne kadar ince bir ölçü…

Demek ki mesele yalnızca vermek değildir.

Nasıl verdiğimiz, neden verdiğimiz ve verdikten sonra ne yaptığımız da önemlidir.

Bugün sosyal medya bize sürekli görünmemiz gerektiğini öğretiyor.
Yediğimizi gösteriyoruz, gezdiğimizi gösteriyoruz, sevincimizi gösteriyoruz, üzüntümüzü gösteriyoruz.
Sonunda iyiliğimizi de göstermeye başladık.

Fakat insanın hayatında yalnızca Allah‘ın ve kendi vicdanının bildiği güzellikler de kalmalı.

Kimsenin alkışlamadığı…

Kimsenin “Ne kadar iyi bir insan” demediği…

Beğeni gelmeyen, paylaşılmayan, hikâyeye konulmayan iyilikler…

Çünkü merhamet bir sosyal medya içeriği değil, karakter meselesidir.

Bir insan kamera karşısında son derece merhametli görünüp, kamera kapandığında çalışanına kötü davranıyorsa; ailesinin kalbini kırıyor, güçsüzü küçümsüyor, komşusunun derdine sırtını dönüyor, kendisine faydası olmayan insana değer vermiyorsa orada iyiliğin anlamını yeniden düşünmek gerekir.

İyilik yalnızca fakire paket uzatmak değildir.

Bazen susmaktır.

Bazen affetmektir.

Bazen bir insanın kusurunu örtmektir.

Bazen kimsenin görmediği bir borcu ödemektir.

Bazen kırılmış bir gönlü tamir etmektir.

Bazen de yaptığın iyiliği ömrünün sonuna kadar kimseye anlatmamaktır.

Belki bugün toplum olarak yeniden şu soruyu kendimize sormalıyız:

Kameralar tamamen kapansa, yine aynı insanlar olur muyduk?

Eğer cevap “evet” ise ne güzel…

Ama merhametimiz kamerayla başlayıp kayıt tuşuyla sona eriyorsa, orada yardım vardır belki; fakat iyiliğin ruhunda eksik kalan bir şey vardır.

İyilik seyirci istemez.

İyilik alkış beklemez.

Ve gerçek merhamet, insanın kimsenin görmediği yerde de vicdanlı kalabilmesidir.

Çünkü iyiliğin en güzel şahidi kamera değil, vicdandır.

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP