Akıncılar’a, Filistin El-Fetih Kampı’nda eğitim teklifi…
Akıncılar Derneği Genel Merkezi’nin kapatılması…
Abdullah Tomba ve Hüseyin Erdal,
her ikisi de Milli Selamet Partisi (MSP) Milletvekili olan Merhum Abdullah Tomba ve merhum Hüseyin Erdal ile ilgili iki hatıramı sizlerle paylaşmak isterim.
Abdullah Tomba, MSP İstanbul milletvekilliği yapmış, milli boksör ve armatör iş adamıydı.
Hüseyin Erdal’da, MSP Yozgat milletvekilliği yapıyordu.
1977 genel seçimlerinde seçim mitingleri sırasında MSP lideri merhum Necmeddin Erbakan ile birlikte Yozgat’ta Hüseyin Erdal’ın evine misafir olmuş ve sofrasında bulunmuştuk.
Birinci anımız merhum Abdullah Tomba ile ilgili olandır.
1978 yılıydı o sırada bendeniz, hem Akıncılar Genel Merkez müfettişliği hem de Akıncı Sporcular Derneği Genel Başkanlığı yapıyordum.
MSP İstanbul Milletvekili Abdullah Tomba abi, benimle görüşmek istediğini ancak bu görüşmenin Hacı Bayram Camii etrafında yapmak istediğini söylediği için Hacı Bayram Camii’nde buluştuk.
Abdullah abi, tekliflerinin dinlenebileceği endişesini taşıdığı için görüşmeyi böyle istemişti.
Abdullah abi, bizim partinin zenginlerinden olduğu gibi cömert ve yiğit bir insandı.
Ayrıca da milli boksördü.
Bu görüşmemizde bana: “Halis başkan sana bir teklifim var onu söylemek istiyorum dedi.”
“Tabi ki buyur abi dedim” ve devam etti: “Benim gemilerim var gemilerimle Akıncılar’dan iki yüz genci Filistin’e götürelim ve orada El Fetih örgütünde eğitim aldıralım. Ben gençleri tayfa olarak gemiye alırım öylece Filistin’e götürürüm…” dedi.
Bu teklif beklediğimiz bir durum değildi.
Akıncılar, Türkiye’deki anarşi ortamını dışardan, kardeşi kardeşe kırdırma politikası olduğuna inanıyor ve ona göre tavır geliştiriyordu.
Akıncılar’ın politikasına aykırı olmasına rağmen genç olmamızın da etkisi ile bunu “Necmeddin Erbakan hocamıza sormamız gerekir”’dedim.
O sıralar “El Fetih Örgütü” içinde Türkiye’den giden ve orada İsrail ile çatışan solcu guruplar da vardı.
Erbakan hocamızdan randevu aldık ve TBMM’de bulunan grup odasında Abdullah abi, ben, merhum Erbakan hocamız, merhum Recai Kutan ve Lütfi Doğan hocamız vardı.
Erbakan hocamız ve orada bulunan heyete Abdullah abinin teklifini söyledim.
Erbakan hocamız, “bunu tekrar görüşelim perşembe günü gelin” dedi ve oradan ayrıldık.
Perşembe günü denilen saatte tekrar MSP grup salonuna gittik.
Bu defa Erbakan cocamızın yanında o dönem “MSP Genel Sekreteri” de olan merhum Oğuzhan Asiltürk abi de bulunuyordu.
Oğuzhan abi ayaktaydı bizim teklifimiz bitmeden söze girdi ve: ”Kardeşim siz ne dediğinizin farkında mısınız? Siz daha Filistin’e varmadan gidenlerin isimleri, bilgileri CIA’ya verirler, Yaser Arafat ve yanındakileri siz kimler sanıyorsunuz?” dedi.
Ortam buz gibi oldu.
Abdullah abi çok sinirlendi!
Tabiatıyla Abdullah Tomba’nın teklifi, Oğuzhan abinin itirazı ile hayata geçmedi.
Teklifi yapan da, karşı gelip mani olan da çok samimi insanlardı.
Allah hepsine rahmet eylesin.
Merhum Erbakan hocamız bazen “hayır” veya “evet” demeyi istişareye bağlayarak hem kimseyi üzmez hem de kararı iştişare ile alarak istişarenin bereketini ve faydasını gösterirdi.
Bizzat örnek olurdu.
Ve 12 Eylül 1980 askeri darbesi yapıldı.
Ben bir metre kare dahi olmayan hücrede 40 gün tutulduğum sırada 16 defa sorguya alınmış Çin işkencesi dahil, çeşitli işkencelere tabi tutulmuştum.
Bir gün olağanüstü bir şey oldu ve gecenin bir yarısı bana “göz bağını bağla” dediler ve hücre kapısını açıp beni çıkardılar!
Bu durum hiç hayra alamet değildi!
Beni köşe bir yere oturtup masanın üzerine koydukları bir tomar fotoğrafların kimlere ait olduğunu ve kimliklerini sordular.
Göz bağını hafifçe yukarı kaldırdım ve önüme koyulan fotoğraflara baktım. Bazılarının isimlerini bilmesem de simaları yabancı gelmiyordu ama çoğu tanımadığım şahıslardı.
Bana sorulan kişiler iddiaya göre Van’dan trenle İran’a, oradan da Filistin’e gitmişler!
Düşünebiliyor musunuz bizler de Akıncılar olarak Filistin’e gitseydik!?
İkinci anımız da merhum MSP Milletvekili Hüseyin Erdal ile yaşadığımız olaydır.
1978 yılında o sırada Akıncılar Genel Başkanı olan göreve gelmesi ile görev bitimi bir kaç ay süren Mehmet Güney’le birlikte Erzurum’a gitmiştik.
Ben, Erzurum “Akıncı Sporcular Teşkilatı”nı kurmak üzere Erzurum’a gitmiştim ve kuruluş yetkisini merhum Bahattin Yıldız’a vermiştim.
Ancak cuma günü cuma namazına yetişemedik, namaz sonrası Ankara Kızılay’da bulunan “Akıncılar Genel Merkezi”ne ulaştık.
İçeri girmemizle birlikte arkamızdan jandarmalar teşkilatı bastı. Başlarındaki komutan direkt olarak teksir odasına yöneldi ve teksir makinası üzerine takılı mumlu kağıdı ve baskısı yapılmış bildirileri topladı.
O tarihlerde fotokopi yoktu, evrak çoğaltmak için teksir makinası kullanılıyordu.
Hemen orada alelacele bir tutanakla Akıncılar Derneği Genel Merkezi kapatıldı.
Cuma günü teşkilata bir şahıs geliyor ve teksir makinasını kullanmak istediğini söyleyip İran devrimini destekleyen bir bildiriyi Akıncıların teksir makinasında basıp gidiyor.
Hacı Bayram Camisi ve diğer camilerin önünde bildirileri dağıtıyorlar.
Yani altı yüz civarında şubesi olan Akıncılar Derneği”nde çaycı olarak çalışan Vanlı bir çalışanın dikkatsizliği mi, bilgisizliği mi, ahmaklığı mı, belki de ihaneti sonucu bir provokasyona kurban edilerek kapatılmış oluyordu.
Jandarma komutanı tutanak işi ile meşgulken ben hemen MSP meclis grubunu aradım, telefona Hüseyin Erdal, çıktı acil olarak gelmesini istedim TBMM ile Akıncılar Derneği çok yakındı ve dakikalar içinde reno binek arabası ile geldi.
Ben de alabildiğim kadar klasörü Hüseyin abinin arabasına taşıdım.
Çok ilginç olan da benim dernek genel merkezindeki evrakları taşımama kimsenin itiraz etmemesi idi.
“Akıncılar ve Akıncı Sporcular Derneği”ne ait dosyaları Hüseyin Erdal abinin arabası ile TBMM MSP Grup Odası’na götürdük.
Birkaç ay evraklar orada kaldı.
Anadolu’nun her yanına dağılmış yüzlerce şubesi olan Akıncılar’ın kapatılması böylece bir provakasyon sonucu olmuştur.
Burada anlattıklarım geçmiş olaylardan ders almak,ayrıca da geçmişe bir atıf yapmak ve emektarları rahmetle anmak içindir.
Konu hakkında detaylı bilgiyi, “Mamak Zindanlarında Bir Akıncı Tarihe Notlar” kitabımızda bulabilirsiniz.
Allah, geçmişlerimize rahmeti ile muamele etsin.
Vesselam.
GÜNDEM
16 Mart 2026SPOR
16 Mart 2026GÜNDEM
16 Mart 2026GÜNDEM
16 Mart 2026GÜNDEM
16 Mart 2026UNCATEGORİZED
16 Mart 2026EKONOMİ
16 Mart 2026