Damla damla nehir, nehir nehir deniz olur. “Damlaya damlaya göl olur.” Atasözü hepimizin malumudur.
Bu sözün altı doldurulup hakkı verilmesi gerekir.
Bu da mü’minlere düşer.
Bu sözün hakkı nasıl verilir ve bunun altı nasıl ve neyle doldurulur?
Her konuda bize rehber olan ve yol gösteren yüce Allah’ın kitabı ve Allah Rasulü bu konuda da bizlere yol gösteriyor.
Yüce Allah bu hususta bir kaç ayet-i kerimede şöyle buyuruyor: “Azık toplayın muhakkak ki azığın en hayırlısı takvâdır” (Bakara: 197)
“Hayır işleyin ki kurtulasınız” (Hac: 77)
“Kim zerre miktarı hayır yapmışsa onu (karşılığını) görür” (Zilzal: 7) Rasulullah efendimiz bu konuda birkaç hadiste şöyle buyurdular: “Kardeşini güler yüzle karşılaman” (Müslim: 2626) “Kovandan onun su kabına su dökmen ile bile osa bir iğiliği küçük görme” (Tirmizi: 1970)
“Yarım hurma veya güzel bir söz ile bile nar’dan (ateşten) kendinizi koruyun” (Buhari: 7443)
Bu ve benzeri Ayet-i kerimeler ve Hadis-i şerifler azık toplamamızı ve küçük büyük demeden; şu küçük, bu değersiz, şu ufak, bundan ne çıkar demeden âhirette sevap fakiri olmamak için gayret etmemizi emrediyor.
İçinde olduğumuz ve muteâkib aylarda ve günlerde yapılacak her kalemden taat ve ibadet; pazartesi ve perşembe günü oruçları, Ramazan’ın dışında her ayda üç gün oruç tutmak, Ramazan orucunu tutmak ve içindeki rengarenk farz vacip ve nafileleri yapmak.
Şevval orucu, Kurban Bayramı öncesi dokuz gün olan Zilhicce ayının ilk dokuz gününde yapılacak ameller, tutulması sevab olan tatavvu oruçlar ki, hiçbir amel bu dokuz günde olan amel ayarında olamaz.
Hele hele kendisinden bir yıl önceki ve kendisinden bir yıl sonraki günahları silip süpüren Kurban Bayramı öncesi tutulan “Arefe günü orucu”, sadaka vermek, güzel söz söylemek, nafile namazlar, zikirler, tesbihler, Kur’an-ı Kerim tilaveti, gece namazı, bol bol dua, zira dua iki çeşidi ile senâ ve taleb duası ibadettir ve daha nice rengarenk sevap ve hayırlar.
Unutmayalım ki, ahiret zengini olmanın yolu, bu dünyadan geçiyor ve biz Allah‘a hadsiz hamd ve senâ ediyoruz ki; hâlâ imkanların fırsatların ve nimetlerin sayısız olduğu bir ülkede yaşıyoruz.
Kurtuluş için hayır ve iyilik yapmamızın gereğini asla unutmayalım ve yine unutmayalım ki, damlaya damlaya göl, gölden göle deniz olur.
Ahirette Yüce Allah‘ın rahmetine, rahmet diyarı cennetine ve bütün nimetleri unutturan mübarek cemaline vasıl olmanın yolu bu dünyadan, bu dünyada yapılacak taat ve ibadetlerden geçiyor.
Kıyamet gününde bir adam getirilir ve cehenneme atılır.
Bağırsakları parçalanır, merkebin değirmeni döndürdüğü gibi onunla beraber döner.
Cehennem ehli onun etrafını çevirirler. “Ey falan! Sen bize iyilikleri emreder, fenalıkları yasaklar değil miydin?” derler.
“Evet ama ben size emreder, kendim yapmazdım; sizi yasaklar, kendim yapardım.” der. (Buhari) Hadis bilginin değil, bilgiyle kurulan sahte ilişkinin azabını anlatıyor.
Kişinin doğruyu söylemesi ama doğruyu yaşamaması.
Yüce Allah şöyle buyurur “Ey iman edenler yapmayacağınız şeyleri söylemeniz, Allah katında büyük bir gazaptır.” (Saff: 61/3) “Bağırsakların dışarı dökülmesi”; iç dünyayla dış söylemin tamamen açığa çıkmasıdır.
Vaaz kürsüsünde örtülen çelişki ahirette teşhir ediliyor.
Marka imajı çöktü, gerçek karakter ortaya çıktı.
“Merkebin değirmen çevirmesi” benzetmesi, enerji var ama ürün yok. Hareket var ama ilerleme yok.
Çok konuşan ama ahlâk üretmeyen.
Sürekli öğüt veren ama dönüşmeyen. “Emrederdik ama yapmazdık” Bu kişi sadece günahkâr değil, aynı zamanda ahlâkı alçaltılmıştır.
Dini statüye öğüdü, güce bilgiyi otoriteye dönüştürmüştür.
Bu yüzden arzuları sıradan günahlar farklıdır.
Allah’ım!
Bizi ve bütün mü’min kardeşlerimizi her hayra ve her güzel amele muvaffak eyle, her şer‘den, her hastalık ve keder‘den uzak eyle.
GÜNDEM
16 Mart 2026SPOR
16 Mart 2026GÜNDEM
16 Mart 2026GÜNDEM
16 Mart 2026GÜNDEM
16 Mart 2026UNCATEGORİZED
16 Mart 2026EKONOMİ
16 Mart 2026