Son yıllarda toplumun çoğunluğunu oluşturan dar gelirlilerin gündeminde ilk sırayı alan piyasa fiyatları, kira artışları, özellikle gıda fiyatlarında meydana gelen fiyat artışlarıdır.
Gıda fiyatlarının can sıkıcı bir halde olması toplumda nahoş durumların oluşmasına sebep olmaktadır.
Temel insanî ihtiyaçlardan biri olan gıda ürünlerinde fiyat istikrarının sağlanması çözülmesi gereken en önemli meselelerden biridir.
İnsanoğlu, bazı ihtiyaçlarından vazgeçebilir, bazılarını lüks sayabilir. Ancak gıda ihtiyacından ne ölçüde vazgeçebilir?
Çözülmesi gereken diğer önemli bir mesele de kira fiyatlarının yüksek olmasıdır.
Kira fiyatlarının, asgari ücrete yakın hattâ üzerinde olması dar gelirli olanların geçimlerini daha da zorlaştırmaktadır.
Hayat pahalılığına sebep olarak ileriye sürülen bahaneler bir ölçüde makul sayılabilse de pahalılığın önlenemeyişine karşı öne sürülebilecek bahaneler ne ölçüde makul sayılabilir?
Gıda fiyarlarının artışına, etiketlerdeki dalgalanmalara karşı hiçbir tedbir alınmıyor dememiz mümkün olmasa da yeterli olduğunu söyleyebilir miyiz?
Kanunlarda gıdada tağşiş yapanlara, haksız rekabet uygulayanlara ve indirim adı altında gerçekte indirimli olmayan fiyatlarla halkı aldatanlara karşı cezalar vardır.
Fırsatçılık yapan yüzsüzlerin hallerini değiştirmemesi bu cezaların can yakacak derecede olmayışından mıdır?
Şube sayılarının çokluğuyla övünen zincir marketlerin, raf etiketiyle kasadaki fiyatın farklılık göstermesi tüketicilerin şikâyet ettiği konulardan biridir.
Yine tüketiciler bu zincir marketlerin ilk günlerinde daha ucuz, daha kaliteli ürün sunmayı kuruluş ilkesi olarak beyan etmelerine rağmen, sonradan aralarındaki rekabeti kaldırmaları ve aralarında fiyat belirleme anlaşmaları yaparak istedikleri fiyatları etiketlere yansıtmalarından şikayet etmektedirler.
Hayat pahalılığından en çok etkilenen ve zor durumda olanlar dar gelirliler, asgari ücretliler, küçük esnaf ve emeklilerdir.
Etkilenen bu kesimler toplumun büyük çoğunluğunu oluşturmaktadır.
16 milyonu aşkın emeklinin üçte ikisi asgari ücretin altında almış oldukları maaşlarıyla geçinmekte sıkıntılar yaşamaktadır.
2000 yılından önce çıkarılan intibak yasası bir miktar emekliyi biraz rahatlatmıştı.
2000 yılı sonrası emekli olanlar için intibak yasası ara ara dillendirilmiş olsa da gerçekleşmemiştir.
Emekli aylığı bağlanma oranlarının yıllar içerisinde büyük oranda düşürülmüş olması emekli aylıklarında sorunların oluşmasına sebep olmuştur.
İntibak yasasının çıkarılması, aylık bağlama oranlarının emeklilerin lehine olarak revize edilmesi toplum huzuruna katkı sunacaktır.
Hayat pahalılığına sebep olan fırsatçıların üreticiden ucuza aldıklarını kat kat fazlasıyla tüketiciye yansıtmalarının önüne geçilmelidir.
Yıllardır hal yasasının çıkarılması dillendirildiği halde gerçekleşririlmemesi fırsatçıların ekmeğine yağ sürmektedir.
Bu durumlar, bunalan dar gelirlilerin ceplerinin boş, gönüllerinin nahoş olmasına sebep olduğundan dolayı yetkililerin bu konuda daha çok tedbirler almaları ve çözümler üretmeleri gerekmektedir.
Gıda ürünleri ihracatının, tüketicinin ucuz gıdaya ulaşmasına engel olmayacak şekilde düzenlenmesinde yarar olduğu aşikârdır.
Yazıma başlık olarak “Ateş pahası” deyimini kullandım.
Yazıyı bu deyimin nereden kaynaklandığını belirterek tamamlamış olayım.
Anlatılır ki; bir gün Kanunî Sultan Süleyman, avlanmak için maiyetiyle beraber çıkıp Halkalı civarlarında ormanda avlanırken çok şiddetli bir yağmura tutulurlar.
Sığınacak yer ararken karşılarına çıkan ilk eve misafir olurlar.
Ev sahibinin ocakta yaktığı ateşle elbiselerini kuruturlar.
Ev sahibi mümkün olduğunca ikramda kusur etmemeye özen gösterir.
Bir ara padişah yanındakilerden birine dönerek; “Şu ateş bin altın eder” der.
Havanın iyice bozması ve sağanak yağışın devam etmesi neticesinde padişah ve maiyeti geceyi orada geçirmeye karar verirler.
Padişahın yanındakine söylediği sözü duyan ev sahibi misafiflerinin oldulça zengin ve itibarlı kişiler olduğunu düşünür.
Ve sabah evden ayrılırken borcunu soran padişaha: “Bin bir altın” cevabını verir.
Padişah bu fiyata şaşırınca: “Efendim ateşin değerini siz biçtiniz. Konaklama da bir altın eder.” diye sözünü tamamlar.
“Ateş pahası” deyiminin bu olay neticesinde ortaya çıktığı söylenmektedir.
Yüce Rabbimden fiyat istikrarının olduğu, zamların dar gelirlilerin cebini zorlamadığı güzel günleri görmemizi nasip etmesi dileğiyle.
Cumamız hayra vesile olsun.
Selamlarımla.
GÜNDEM
18 Şubat 2026SPOR
18 Şubat 2026GÜNDEM
18 Şubat 2026GÜNDEM
18 Şubat 2026GÜNDEM
18 Şubat 2026UNCATEGORİZED
18 Şubat 2026EKONOMİ
18 Şubat 2026