Uyuşturucu: Kapımızın Önündeki Sessiz Tehlike!
Bugün gençlerin uyuşturucu bağımlılığını dünden daha çok konuşmak zorundayız.
Çünkü bu mesele artık “uzak bir semtin”, “başkasının çocuğunun” meselesi değil.
Ne yazık ki uyuşturucu, bugün neredeyse her mahallede, her sokakta, her okulun çevresinde…
Abartmıyoruz: Her evin kapısına kadar dayanmış durumda.
Eskiden “bizim çocuğumuz yapmaz” denirdi.
Bugün o cümle yerini derin bir sessizliğe bıraktı.
Çünkü uyuşturucu artık sadece bir madde değil; bir kaçış yolu, bir isyan biçimi, bir yalnızlık çığlığı haline geldi.
Peki bu noktaya nasıl geldik?
Gençlerimiz neden bu kadar savunmasız?
Çünkü bir yanda geçim derdiyle boğuşan aileler var.
Anne-baba ayakta kalmaya çalışırken, çocuklar kendi başına büyüyor.
Bir yanda gelecek kaygısı, işsizlik korkusu, değersizlik hissi…
Öte yanda sosyal medya üzerinden parlatılan sahte hayatlar.
Genç, kendini yetersiz hissediyor.
Anlaşılmadığını düşünüyor.
Ve biri çıkıp “gel, bunu dene; her şeyi unutturur” dediğinde, o kapı aralanıyor.
Uyuşturucu tacirleri işte tam bu boşluklardan giriyor.
Okul önlerinde, park köşelerinde, dijital mecralarda… Bazen bir “abi”, bazen bir “arkadaş” kılığında.
Önce masum gibi gösteriyorlar. “Bir kereden bir şey olmaz” diyorlar.
Ama o bir kere, bazen bir ömür demek oluyor.
Burada açık konuşmak zorundayız:
Bu mesele sadece emniyetin meselesi değil.
Sadece ailelerin de değil.
Bu, topyekûn bir toplum meselesidir.
Peki ne yapacağız?
Öncelikle inkâr etmeyi bırakacağız.
“Bizim mahallede olmaz” demeyeceğiz.
Oluyor.
Hem de gözümüzün önünde.
Çocuklarımızın davranışlarını, arkadaş çevrelerini, içine kapandıkları sessizlikleri ciddiye alacağız.
İkincisi, korkutarak değil; konuşarak yaklaşacağız.
Gençleri sürekli suçlayan, tehdit eden bir dil çözüm üretmiyor.
Tam tersine daha da yalnızlaştırıyor.
Onlara “yanlış yapıyorsun” demeden önce “seni anlıyorum” diyebilmeliyiz.
Üçüncüsü, okul–aile–mahalle iş birliğini güçlendirmeliyiz.
Rehberlik hizmetleri, spor ve sanat alanları, gençlerin kendini ait hissedeceği sosyal ortamlar lüks değil; zorunluluktur.
Boş kalan her alanı uyuşturucu dolduruyor.
Dördüncüsü, bağımlılıkla mücadelede tedaviyi ve rehabilitasyonu güçlendirmeliyiz.
Bağımlı olan genci dışlamak değil, yeniden hayata kazandırmak zorundayız.
Unutmayalım: Bağımlılık bir ahlak meselesi değil, bir sağlık sorunudur.
Ve en önemlisi: Umudu diri tutmalıyız.
Gençlerimize “bu ülkede senin bir yerin var” duygusunu verebildiğimiz gün, bu karanlıkla gerçekten mücadele edebiliriz.
Sahip çıkan bir toplum, uyuşturucudan daha güçlüdür.
Bugün konuşmazsak, yarın daha acı konuşuruz.
Bugün önlem almazsak, yarın kayıplarımızı konuşuruz.
Bu yüzden susmayacağız!
Görmezden gelmeyeceğiz!
Çünkü bu mesele, hepimizin evladı meselesidir.
GÜNDEM
07 Mart 2026SPOR
07 Mart 2026GÜNDEM
07 Mart 2026GÜNDEM
07 Mart 2026GÜNDEM
07 Mart 2026UNCATEGORİZED
07 Mart 2026EKONOMİ
07 Mart 2026