Dostlar;
“Ya bu deveyi güdersin ya bu diyardan gidersin.”
Ya bu işi mutlaka yaparsın başka yolu yok, aksi takdirde burada kalamazsın.
Bizde bu atasözünü başkaları
şöyle dile getiriyor:
“Madem yaratıldı o zaman çekeceği var.”
Aşağı yukarı ikisi aynı manaya gelir.
Madem yaratıldın çekeceğin var sözünün anlamı yakındır ve şu demektir: “Madem dünyaya geldik ya kul olmanın gereğini yaparız veya dünyada da, ahirette de çekeceğimiz var.”
Bu diyardan gitmeye gideceğiz ama bu diyardan giderken kurtulacağız anlamında değil çekeceğimiz var.
Yüce Allah, bizim hakkımızda neyi takdir ettiyse onunla yüzleşme gibi bir serüvenimiz var.
Dostlar kısadan bir hisse; devenin ciğeri delik neden bizim ciğerimiz de bir delik açılmıyor.
Köylünün biri bir gün devesini kaybetmiş, sonra
devesini aramaya gitmiş.
Devesini ararken bulunduğu köyün pazarı varmış ve devesini pazarda görmüş.
Pazardaki arkadaşa demiş ki: “Bu deve benim.”
Pazardaki şahıs ise: “Hayır bu deve benim” demiş
Senindir benimdir kargaşası sonrası bu olayı mahkemeye Kadı efendiye kadar götürmüşler.
Kadı Efendi’nin huzuruna çıkarlar.
Kadı efendi sorar: “Bu deve hanginizin?”
İkisi birden “benimdir” der.
Kadı efendi ise tekrar sorar:
“Peki elinizde herhangi bir deliliniz, ispatınız var mı sizin olduğunuza dair?” der.
Asıl mal sahibi der ki: “Evet kadı efendi benim var.”
Kadı efendi tekrar sorar: “Nedir o?”
Devenin gerçek sahibi: “Benim devenin ciğeri deliktir” der.
Kadı efendi tekrar sorar:
“Peki biz devenin ciğerinin delik olup olmadığını nasıl anlayacağız?”
Köylü şöyle der (Devenin gerçek sahibi): “O zaman deveyi keselim eğer devenin ciğeri delik çıkarsa bu adam bana yeni bir deve almalıdır.
Eğer devemin ciğeri delik çıkmazsa ben ona bir deve alacağım.”
Bunun üzerine Kadı efendi, devenin kesilmesi kararını vermiş ve sonrasında deveyi kesmişler.
Deveyi kestikten sonra içinden ciğerini çıkartıp bakınca görmüşler ki gerçekten devenin ciğerinin delik olduğunu görürler.
Delik ciğeri gören kadı efendi şaşırmış.
“Be adam bu devenin ciğerinin delik olduğunu nasıl anladın?” diye sorar
Devenin gerçek sahibi olan köylü anlatmış: “Ben bu deve yavrusunu dünyaya getirince o ufacık yavrusu ile beraber yolda giderken bir nehir geçmek zorundaydık, eve gitmek için yolun üzerinde bir köprü vardı.
O köprüden geçerken yavrunun ayağı kaydı yavru yuvarlanıp suya düştü anası (hayvancağız) yavrusunun dereye düştüğünü gördükten sonra, bağırmaya böğürmeye başladı ki ahu figan etti.
Ben de kendi kendime dedim ki: Mutlaka bu devenin ciğeri yanmıştır.”
Sonra sözünü açarak anlatmış:
Bizimde dün ciğerimizi yakan sebepler vardı. Kardeşlik deyince ciğerimiz yanardı!
Acıyı duyunca ciğerlerimiz yanardı!
Bir haksızlık görünce ciğerimiz yanardı!
Vefasızlık olduğu zaman ciğerimiz yanardı!
Nerede bir mazlum bir çaresiz, bir kimsesiz varsa onun acısını duyar ve eğer yapmazsak içimiz yanardı! Gözyaşlarımız adeta sel olurdu ve
Allah diyerek ağlardık!
Biz böyleydik bir derdimiz vardı. Bizim derdimizin adı merhametti. Onun için ciğerimiz yanardı!
Bir yerde acı görsek beraber ağlardık!
Ama şimdi herkes yalnızca kendi derdi için kendi çıkarları doğrultusunda mevki makam için ağlıyor.
Onun içinde saflar ayrıldı, saflar boşaldı.
Ümmetin birliği ve beraberliği gitti, ümmetin kardeşliği gitti!
Geriye sadece sen ve ben kavgası kaldı.”
Evet bugün çiğerimiz yanıyor, içimiz paramparça.
Filistin‘de on binlerce kardeşimiz, evlatlarımız, bacılarımız, Yahudiler tarafından katledildi.
Çocukları gözlerinin önünde şehit edilen anaların feryatları ve figanları arşı alaya kadar ulaşmıştır.
Evleri başlarına yıkılan, enkaz altında kalan paramparça olmuş bedenler binlerce Filistin Gazzeli kardeşlerimizin; kimisi eşini, çocuğunu, babasını, annesini kaybetti.
Onların feryatları çiğerimiz yaktı kur etti!
Enkaz altında çıkarılan çocukların ağlayışı, soğuktan yalın ayakla tir tir titreyen Filistinli kardeşlerimizin haykırışları çiğerimizi yakıyor!
Siyonizmin, İslam ümmetine verdiği zararın haddi hesabı olmadığı ve İsrail terör çetesi var oldukça bu katliamların katlanarak devam edeceği halde, Hamas mücahitlerin haricinde İslam ümmeti adına İsrail‘e hesap soran neden kimse yok?!
Kuşatma altında olan Hamas’ın yiğit mücahitleri bizleri aslımıza ve özümüze dönmeye davet etmektedir.
Eğer İslam ümmeti, Muhammed’i aslına dönmüş olsaydı, “Ey müslümanlar nerdesiniz? diye feryat eden kadınlar, çocuklar ve mazlumların yardımına koşarlardı.
Hz Muhammed sav, bir müslüman kadının namusuna el uzatıldığı için ordular hazrlamış, yahudilerle savaşmıştı.
Oysa bugün bir değil binlerce Müslüman kadının ifetine el uzatılmış halde!
Müslümanlar ise, ölü taklidi yapmakta!
Allah, bu ümmeti gaflet uykusundan uyandırsın!
Allah; birliğimizi, dirliği, dostluğumuzu merhametimizi ve sevgimizi kalplerimizden almasın!
Amin!
GÜNDEM
17 Ocak 2026SPOR
17 Ocak 2026GÜNDEM
17 Ocak 2026GÜNDEM
17 Ocak 2026GÜNDEM
17 Ocak 2026UNCATEGORİZED
17 Ocak 2026EKONOMİ
17 Ocak 2026
1
Zalim Netanyahu! Artık yetti yahu!
984 kez okundu
2
İngiltere porno sitelerine girişleri yasakladı
968 kez okundu
3
Gazze’de insanlar değil, insanlık ölüyor!
960 kez okundu
4
İspanya La Liga 2. hafta: Real Oviedo – Real Madrid karşılaşması saat kaçta başlıyor, hangi kanaldan yayınlanacak? Maçı canlı izle
850 kez okundu
5
Doğu Türkistan Uygur Medeniyeti ve Kültürü… (4)
830 kez okundu