DOLAR 43,8412 0.01%
EURO 51,7496 0.08%
ALTIN 7.345,742,28
BITCOIN 2819608-4,61%
İstanbul
10°

KAPALI

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

Resul TÖRER

Resul TÖRER

30 Ekim 2025 Perşembe

Esenyurt’tu kayyım mı, AK Parti mi yönetiyor?

Esenyurt’tu kayyım mı, AK Parti mi yönetiyor?
1

BEĞENDİM

ABONE OL

Yazılarıma bazı özel nedenlerden ötürü bir müddet es vermek zorunda kaldım.

Bu süre zarfında arayan, sorar, mesaj atan dostlara müteşekkirim.

Ne oluyor yahu? Tehdit mi var” diye merak eden kardeşlerime de kuru gürültülere pabuç teslim etmeyiniz diyorum.

Edeple gelen lütufla gider. Gayrisini nasıl yol alacağına kendisi karar verir.

Bizi bilen zaten biliyor, bilmeyenlerde bilenlere danışan olabilirler.

Şimdi kaldığımız yerden ve eksik bıraktığımız aktüel konulara devam edelim.

***

Geçtiğimiz gün AK Parti’nin Esenyurt’ta STK’larla yaptığı kahvaltı ile bilgiler geldi.

AK Parti’nin en iyi yaptığı kahvaltılı yemekli toplantılarda hakkını teslim etmek lazım(‘!)

AK Parti İstanbul Milletvekili, MKYK Üyesi Sayın Seyithan İzsiz, kahvaltıda bir konuşma yapmış ve Esenyurt Belediyesi’ni yöneten kayyıma verip veriştirmiş.

AK Parti’ye zarar veriyormuş?

Seyithan İzsiz’in yaptığı konuşma ana akım medya da yer alacak ölçekte.

Ama herhalde gündem yoğunluğundan gözden kaçtı.

İzsiz, konuşmasında kayyım yönetiminin AK Parti’ye zarar verdiği bahisle; 10 sene sonra vatandaşa ecrimisil gönderildiği, kayyım yönetiminin kimseyle görüşmediğini, belediye yöneticilerin ithal olduğundan bahsediyor.

Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’ın kendisine, “Seyithan tekrar Esenyurt’tu kazanmamız gerekli” söyleminden dünya liderimize omuz vermemiz, destek olmamız gerekiyor diye devam ediyor.

Konuşma adeta Esenyurt Belediye Başkan adayı manifestosu gibiydi.

AK Parti İstanbul İl Başkanı Sayın Abdullah Özdemir de toplantıya katılanlar arasındaydı.

Bazı İstanbul milletvekilleri de oradaydı.

Katılım olarak toplantı çok göz doldurucu değildi.

Yine parti yöneticileri ağırlıklıydı.

İzsiz, il başkanına hitafen: “Sayın Başkan! Esenyurt’ta biraz daha fazla önem verelim ve tekrar kazanalım.” ifadesi salonda karşılık buldu.

Şimdi yeniden başa dönelim…

Her siyasi parti liderleri milletvekillerine, parti yöneticilerine hedef verebilir/verir.

Burada bir beis yok.

Düğmenin yanlış iliklendiği ya da zurnanın zırt dediği yer şöyle; kayyımlar AK Parti’nin arka bahçesi değil. Bu birrrr.

İkincisi; 10 sene sonra vatandaşa ecrimisil gönderilmemiş ve milletin yeri/malı alenen gasp edilmesinin önü alınmışsa burada sorgulanacak kayyım yönetimi değil.

10 senedir gaspa göz yuman önceki belediye başkanlarıdır.

Hatta kanunsuzluk/zaafiyet varsa yargıya aksettirilmelidir.

Şimdi size kayyımın birkaç uygulamasından bahsedeyim.

Bakalım kayyım yanlış mı yapmış, doğru mu?

Kararı sizler verin.

Kayyım, öncelikle belediye ile sözleşmesi biten taşınmazlarını yeni sözleşme yapmayarak belediye bünyesine almış.

Bu durum Esenyurt AK Parti’de patırtıya sebep oldu.

Hatta mevcut ilçe başkanının belediye giderek, işletmecilerin sözleşmelerinin yenilenmesi için baskılar yaptığıda iddialar arasında.

Tekrar da güzellik ve fayda vardır: KAYYIMLAR AK PARTİ’NİN ARKA BAHÇEŞİ DEĞİL. DEVLET ADINA HİZMET VE VAZİFE İCRA EDERLER!

SİYASİ MÜLAHAZALARDAN ARI VAZİFE YAPARLAR!

Zihinlere nakşedile. Özellikle de AK Parti Esenyurt’tu yönetenlerin,

Kural ve yasalara atıf yaparlar. Gücü, yetkiyi, görevi yasalardan alırlar.

Parti teşkilatlarından değil.

Öncelikleri devletin, milletin hak ve hukukunu korumaktır.

Devletin/milletin malı birilerine peşkeş çekilecek kayyım da buna göz yumacak.

Öyle mi?!

Daha önce hatta AK Parti döneminde kiraya verilen taşınmazların biten sözleşmeleri  yenilenmemiş ve o işletmeleri belediye uhdesine almıştır.

Son derece yerinde bir uygulama.

Adam belediyeden sözde kiralama yapmış üç kuruşa, üçüncü şahıslara 100 kuruşa kiraya vermiş.

Vatandaşın ucuz ve katile hizmet almasına da engel olmuş.

Şimdi bu taşınmazlar belediye eliyle sosyal tesislere dönüştürülmüş ve hem daha kaliteli hem de ucuz hizmet vermeye başlamış.

Vatandaşlarda daha önce gidemediği kendi malına/mülküne  güvenle, rahatlıkla gider olmuş.

Belediye Başkanvekili Sayın Can Aksoy ve ekibini tebrik ederim!

Böyle uygulamaları duyunca, her belediye kayyım olsa diyorum.

Kayyım yönetiminin en başlıca sorunu belediyedeki iç çekişmeler gibi görünüyor.

Geçtiğimiz hafta teknik başkan yardımcılarından Ümit Ünal, istifa ettirildi.

Yerine taaa Malatya bir isim geldi.

Bu olmaz işte!

Kayyım yönetimi göreve gelirken bir karar almış ve demişki: Belediye de görev yapan her isim Esenyurt orjinli ve mukimi olacak.

Fevkalade!

Peki oldu mu?

Şöyle bir belediyenin yönetici kadrosuna baktım, neredeyse Esenyurt’ta mukim kimse yok.

Tam bir tenakuz!

Şimdilik bu bölüme nokta koyalım.

İlerleyen süreçte konuyu daha detaylı irdeleyeceğiz.

Seyithan İzsiz’in kayyım harici kalan retoriklerine gelince, en başta ifade edeyim ki; lisanı hal: “Ben Esenyurt’un AK Parti Belediye Başkan adayıyım” diyor.

Ben adaylığı kotardım, herkes pozisyonu ona göre alsın.” 

Seyithan İzsiz, yıllardır Esenyurt’ta yatırım yapıyor.

Çokta koşturuyor.

Dernekler üzerinden, özel bir takım müteşebbislerle dokunmadık kimseyi bırakmadı.

CHP’sinden İYİ Partisi’ne ,Yeniden Refah’ından Dem Partisine hiç kimseyi ötelemeden, ayrıma tabi tutmadan çalışıyor.

Zaten kendisine ifade ediyor: “Esenyurt’ta 7’den 70 herkes beni tanır ve problemi olduğunda arar. Bizde çözme gayreti içinde oluruz.

“Seyithan bey; hayır mı yapıyor, piar mı?”

Efendim, hayır işleri alanla veren arasındadır.

Niyet okuyuculuğuda yapmayacağım.

Dinimizin kıstası belli.

Gerisini herkesin zatı alilileri bilir.

Yalnız Seyithan İzsiz’deki değişim, dönüşüm, gelişim, kürsüye/mikrofona, konulara hakimiyet almış yürümüş.

Seyithan bey, ilçe yöneticiğinin sona erdiği günden bu tarafa ıslık çalmamış, ciddi mesafeler almış.

Takdire şayan.

***

AK Parti de bugünlerde yaşanan değişim süreçlerinin en büyük nedeni yerel saiklerdir.

Bu yerel kaydılar, realite ile birlikte iç çekişmelerin yaşanmasına neden oluyor.

Seçim yaklaştıkça dozuda artarak devam edecek gibi görünüyor.

AK Parti’nin eski trendi yok.

Helede yerelde.

Artık AK Parti yeknesak bir yapıda değil.

Bünyesinde çoklu mozaikleri barındırıyor.

Neredeyse birden çok zıt fikri, aynı dili konuşamayanları bir arada tutuyor.

Parti içi çekişmeler ne kadar bastırılsada günü gelince aşikar oluyor.

Burnu havada olup, makamdan güç alanlarıda ekleyin ve toplayın…

Dolasıyla seçim atmosferine girilincede kamplaşma ve iş çekilmeler, hırs, ikbal beklentisi kaçınılmaz hal alıyor.

***

Türkiye’nin en büyük ilçesi Esenyurt, sosyolojik olarak Doğu ve Güney Doğu katmanlıdır.

Öyle her kesimi aynı çatı altında toplamak kolay bir iş değil.

Türkiye genelinde olduğu gibi Esenyurt’un da siyasi eğilimi ağırlıklı olarak genel konjonktürü/politikaları gözeterek sandığa gider.

Ülke insanımızın geçmişi çabuk unutmak gibi has bir özelliği var.

Buraları es geçen sandıktan çıkamaz.

Yapılan masa hesaplarının çoğu zaman elde patladığına şahitlik ettik.

Saha gerçekleri diye ötelenemez bir realite var,

Seyithan İzsiz’e set vurabilecek bir isimde AK Parti Esenyurt ilçe Başkanı Sayın Togay Çoban’dır.

Togay Çoban’da uzun zamandır adaylık yarışı içinde/peşinde.

Görevden azledilen belediye Başkanı Necmi Kadıoğlu, var gücüyle Togay Çoban’a omuz veriyor.

Buraya kısa bir parantez açalım.

(AK Parti’nin Esenyurt’ta hala erk olmaya çalışan Necmi Kadıoğlu ile arasına ciddi ve derin mesafe koymalıdır.

Son iki yerel seçimde AK Parti’ye verdiği katkıyı(!) en iyi genel merkez bilir.

Partinin sahibi, belediyenin olmazsa olmazı gibi tutum ve davranışlar sergileyen Necmi Kadıoğlu ismi artık tarihe karışmalı, tasını tarağını toplamalı ve vicdan muhasebesi yapmalı.

Sadece Kadıoğlu mu? Üst düzey görev yapmış her siyasetçi, devlet ve siyaset insanları, devletle iş yapan iş insanları başta olmak üzere topyekün vicdanlarıyla hesaba tutuşmalı!

AK Parti ile isminin birlikte anılmasının partiye zerreyi miskal faydası yok!

Canı sıkılınca da sosyal medyadan Sayın Erdoğan’u eleştiriyor, sonrada “yanlış anlaşıldım, kastım öyle değildi” falan filan feşmekan.)

Ne kadar etkili olur? Onuda hep birlikte göreceğiz.

Bir diğer isimde aynı sosyolojik yapının kapsama alanında olan mevcut Belediye Başkan Yardımcısı Sayın Yeşil Aytulum

Yeşil Aytulum’u öne çıkaran özellikleri Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a yakın olması, Esenyurtlu ve Esenyurt’ta siyaset yapması, kadın siyasetçi özelliği ve milli görüş geleneği kimliğiyle öne çıkıyor.

Bana hiçte sürpriz sayılacak bir isim gibi gelmiyor.

İç çekişmeler Yeşil Aytulum’u öne atabilir.

Yeşil hanım zaten AK Parti kurulduğu günden beri yerel siyasette ön planda olan isimlerden.

Seyithan İzsiz beyi ve Yeşil Aytulum hanımı yakınen tanırım…

Her ikisiyle de birlikte yol yürüdük.

Togay Çoban bey’i AK Parti ile ismine aşina olduğumuz yerel siyasetçilerden.

Yanılmıyorsam 3 dönendir Esenyurt ve İBB meclis üyeliği yapıyor.

Hülasa; önde duran isim Seyithan İzsiz: Van, Toğay Çoban: Kars-Ardahan ve Yeşil Aytulum: Muş kökenli.

Bu üç isminde Esenyurt seçmen profilinde karşılığı var. Kimin ne kadardır onu ben bilmem.
Gerisi tafsilatlı tahlil konusu.

Bu üç grup bir araya geldiğinde Esenyurt’un kahir ekseriyetine hakim olur (mu) bilemeyiz.

Sadık seçmen dönemide artık arkaik.

Partiler arası geçişkenlik level atlamış durumda.

Diyeceksiniz ki, “Seçime çok var. Bu tahlili neden şimdi yaptın?”

Zaman çabuk geçer.

Ve Esenyurt’ta halkın dili böyle. Esenyurt’ta bunlar şimdilik terennüm ediliyor.

Seçim sathı mahallinde kor ateş alevlenir!

Evet, Esenyurt’tu alan İstanbul Büyükşehir’i de alır.

Son cümle olsun… Belediye, siyaset denince o parti, bu parti, şu parti farketmeksizin artık milletin midesi almıyor!

Saygılarımla.

Devamını Oku

Mourinho, Fenerbahçeli futbolcuları aşağılayıp, Fenerbahçe’yi sabote etti!

Mourinho, Fenerbahçeli futbolcuları aşağılayıp, Fenerbahçe’yi sabote etti!
1

BEĞENDİM

ABONE OL

Fenerbahçe teknik direktörü Jose Mourinho’nun Benfica ile bu gece oynanacak Şampiyonlar Ligi play off turu rövanş maçı öncesi yaptığı açıklamalar pes dedirtti.

Sayın Ali Koç’tan rica ediyorum: Geçen hafta ve dün aşağıda bir bölümünü yazdığım açıklamaları yapan bir müptezeli sonucu düşünmeden teknik direktör diye Fenerbahçe’nin başında maça çıkarmayın!

Bu provokatif adam takıma el freni, başarısına engel olacak, turu geçmesin diye elinden geleni yapacak!

Fenerbahçe, 17 yıl sonra Şampiyonlar Ligi’nin kapısına gelmiş, dayanmış adam çıkmış maçtan önce “Fenerbahçe’den bir halt olmaz. Benfica bizi eler” diyor.

Yuh!!!

Buna hala sabredenlere de yuh olsun!

İlk maçta da benzer açıklamalar yaparak Fenerbahçe’yi aşığılayan gurur, kibir abidesi bu orta oyuncusunu sonuç ne olursa olsun Fenerbahçe’nin başında görmek istemiyoruz.

Fenerbahçeli futbolcuların demoralize etmek ve turu geçmesini engellemek için adete provokasyon yaptı.

Hani derler ya: “senin yaptığını gavur yapmaz.”

Ulan adam yediği kapıya gavur olsa da hainlik etmez.

Ali Koç’un bile elini sokmadığı bu bu orta oyuncusunun verin tazminatını ve defedin hemen!

Zaten 15 milyon avroyu almadan gitmeyecek.

Adam sadece tazminata, çuval çuval avroya oynuyor.

Fenerbahçe turu geçerse Mourinho’ya rağmen aşağıladığı, hakir gördüğü oyuncularla geçecek.

Şu açıklamalara bakar mısınız?

Adam Fenerbahçe’ye değilde aleni ülkesinin takımı Benfica servis yapmış, destek olmuş.

Mourinho: “Benfica çok iyi bir takım. Şampiyonlar Ligi’nde turu geçmek için çok yatırım yaptılar. Güçlü ve tecrübeli oyuncular aldılar. Savunmada sağlam, kompakt bir takım.

Bu sefer harika bir stadyum desteği onların arkasında olacak. Bunu söyleyebilirim.

Kulübün, bu iki Benfica maçı için bana daha fazla imkan sağlamak adına ekstra bir çaba sarf ettiğini düşünmüyorum.

Ne yapacağımızı söyleyemem ama Benfica ile aynı kadroya sahip değiliz.

Sürprizler yaratacağım kadar fazla bir seçeneğim yok elimde. Kadro kalitemiz Benfica ile kıyaslanamaz.”

Şimdi gel Fenerbahçeli futbolculardan Benfica’yı elemesini bekle.

Ulan Mourinho!

Fenerbahçe’nin kadro yapısını Benfica’dan daha üstte.

Sen alçaktaysan ayrı bir konu!

Ne yaptırımı yapmış Benfica?

Elindekileri bile çıkarmış.

Ali Koç, Fenerbahçe’yi zerre seviyorsa bu adamı ülkesinde bırakır.

Devamını Oku

Feyenoord maçının Fenerbahçe’si, Benfica’yı eler abisi!

Feyenoord maçının Fenerbahçe’si, Benfica’yı eler abisi!
1

BEĞENDİM

ABONE OL

Fenerbahçe, Çarşamba (yarın) günü Şampiyonlar Ligi  play-off turu ilk maçında Portekiz’den Benfica ile evinde ilk ayak maçına çıkacak.

Fenerbahçe’nin Şampiyonlar Ligi hasreti 17’yıla yükseldi.

Play-off torunda elenirse Avrupa Ligi’ne katılacak.

Avrupa Ligi’ni başarı olarak kabul görülürse işte o zaman Fenerbahçe vizyonunun nerelere kadar düştüğüne şahit olacağız.

Neden bunu söylüyorum: Teknik direktör Jose Mourinho’nun sürekli verdiği subliminal mesajlardan.

Bizim Şampiyonlar Ligi kadromuz yok” derken olası başarasızlığın alt yapısını kendince taraflara pompa ediyor.

Ben değil, kadro!

Bu takım Avrupa Ligi, Konferans Ligi ve Süper Lig’deki dar bütçeli takımları yenmek için kurulmadı.

Şampiyonlar Ligi varsa ve Türkiye’den bir takım bile gidecekse o Fenerbahçe olmalı.

Fenerbahçe’nin ekonomisi, kadrosu Benfica’dan beri değil.

Bu sezon transfer edilen Jamaikalı  İngiliz pasaportlu Archie Brown, Kolombiyalı Jhon Duran ve Portekizli Nelson Semedo üst düzey futbolcular.

Eskisi, yenisi, yedek kulübesinden kimi satıyorum deseniz kulübün kapısında uzun kuyruklar oluşur.

Fenerbahçe’nin unu da, şekeri de, yağı da var.

Yani mazeret yok!

Gayrisini dahi Mourinho düşünsün.

***

Fenerbahçe’yi Feyenoord maçlarında enine boyuna izledim/irdeledim.

Tam bir takım hüviyetine bürünmüş ve her iki maçta da rakibinden her yönüyle çok üstündü.

Her şeyden önce Fenerbahçe, çoşkusuna kavuşmuş, taraftarda döndü ve çoşkunun diğer yarısı oldu.

Futbol aklı sahanın her yerini sarmış,

Dikine oynayan, çoşkulu, hücum pres yapan, rakibi çıkarmayan/boğan, hızlı ataklar geliştirebilen, kanı arabası ahesteliği geride bırakmış kombinasyonunu  tamamlamış bir Fenerbahçe’nin kadrosu her takımı yener ve kalifiye olur.

Altını çiziyorum Feyenoord maçlarının Fenerbahçe’si.

Tek eksik olarak söyleyebileceğim defanstaki hastalık ve Mourinho’nun çekebileceği el freni ihtimali.

Konsantrasyon deyin, kademe anlayışı deyin, alan savunması deyin, adam savunması deyin.

Adını ne koyarsak koyalım ortada barizce sırıtan bir sorun var.

Feyenoord maçının Fenerbahçe’sini bir kenara koyalım.

Birde Süper Lig’teki Göztepe maçı Fenerbahçe’sine bakalım.

Eski hastalığın devam ettiği Fenerbahçe…

Pas yapamayan, şut atamayan, pozisyona giremeyen, hatlar arası kopukluk yaşayan devrialem Fenerbahçe…

Hadi diyelim ki, futbolcuların aklı Benfica’daydı.

Peki Mourinho’nun?

İşte teknik adamlık tamda burada ortaya çıkıyor.

Feyenoord maçında skor 3-1 oluncada müzmin hastalık başladı.

Fenerbahçe, takım halinde oyundan düştü.

Mourinho’da kulübeden düşmüş olacak ki, dakikalar sonra farkına vardı.

Ezcümle, Türkiye’ye geldiği günden beri aklı gitmekte olan dahi Mourinho, işin vehametine varır ve gerekli tedbirleri alır, doğru kadroyu kurarsa inşallah Fenerbahçe, Şampiyonlar Lig’inde diyebiliriz.

Teknik direktörlerin takıma en önemli katkısı, hazır ve doğru kadroyu sahaya sürdükten sonra, oyunun gidişatına göre zamanında gerekli hamleleri yapmak.

Fenerbahçe, play-off turunda elenirse, hiç kimse tali yollara sapmasın.

Hatayı dahi hocada arasın.

Feyenoord maçlarının Fenerbahçe’si Benfica’yı eler Şampiyonlar Ligi’ne gider.

Yoksa Ali Koç’ta Jose Mourinho’da gider, kimsede tutamaz.

Benfica maçlarından iki türlü gidiş yönü var: Ya Şampiyonlar Lig ya da Arabistan Ligi.

Kararı Mourinho’nun kaprisi alacak.

Evet diyorsunuz ki, Benfica ile Feyenoord bir mi?

Fenerbahçe’nin kadro kalitelisi ikisinden de iyi.

Saygılarımla.

Devamını Oku

CHP’de first lady dönemi: Yaşasın Tam Bağımsız CHP

CHP’de first lady dönemi: Yaşasın Tam Bağımsız CHP
0

BEĞENDİM

ABONE OL

CHP Çankaya İlçe Başkanı Fahri Yıldırım’ın, Dilek İmamoğlu’nun talimatı ile görevden alındığı iddiası CHP’yi daha da karışık hale getirdi.

Konu şu; İBB yolsuzluk, rüşvet, irtikap, terör ve suç örgütü tutuklusu aynı zamanda CHP’nin korsan Cumhurbaşkanı Adayı Ekrem İmamoğlu’nun Ankara’daki seçim ofisinin açılışına çok az katılım olur ve bu durum bayan İmamoğlu’nun sinirlerini bozar, gerer.

Bayan İmamoğlu, katılım azlığının hesabını CHP’li yetkilerden sorar.

Yetkililer, süklüm püklüm: En büyük ilçe Çankaya, oradan katılım az olduğu için fazla katılım olmadı” cevabını verirler.

(Yetkiliden kasıt CHP genel başkan yardımcıları ve genel başkan Özgür Özel’dir(!))

CHP Defakto Genel Başkan First Lady Dilek İmamoğlu, derhal talimat verir: Hemen Çankaya ilçe başkanı görevden alınsın.

Ve hiç beklemeden talimatın gereği yerine getirilir. İlçe Başkanı Fahri Yıldırım kapı önüne konulur.

Artık eski diyebiliriz. CHP Çankaya İlçe eski Başkanı Fahri Yıldırım, yıl sonuna doğru yapılması planan CHP kongresinde Ankara il başkan adayıdır.

Azledilen Çankaya İlçe Başkanı Fahri Yıldırım yaptığı açıklamada: “Biz 4-5 Kasım CHP büyük kurultayında Kılıçdaroğlu’nu destekledik.

Biz partiliyiz asla partimizi teretmeyeceğiz burası son kale biz de kalenin muhafız alayıyız.
Biz eğilmeyen bükülmeyen satın alınmayan bir ilçeyiz” 

Bu minvalden CHP’deki iç çekişmenin boyutu daha iyi analiz edilebilir.

CHP, Cumhuriyetin değil, parayı verenlerin partisi olduğu gerçeği artık ayan beyandır.

CHP tabanının İmamoğlu diyaleğinden sıdkı sıyrılmış durumda.

Parti politikalarının iç ve dış gelişmelerin (sorunların) adağında cereyan etmesini istiyor.

İBB – İmamoğlu operasyonuna karşı çıkanların oranı yüzde 60’lardan yüzde 50’nin altına inmiş durumda.

(Bilgi/belgeler ortaya döküldükçe oran daha da aşağılara inecek)

Kabul edelim ki, 100 yıllık CHP’nin ipleri İmamoğlu ailesinin eline geçmiştir.

CHP’de first lady dönemi başlamıştır.

Cumhuriyeti kuran parti esaret altındadır.

İşin başka tuhaf yönünde koca koca kökten CHP’liler defaktoyu kabullenmiş durumda.

CHP’de mevcut durum devam ettiği müddetçe İmamoğlu’nun radarına giren hilafındaki hiçbir ismin siyaset yapma durumu yoktur.

Korku dağları sarmış durumda.

Onun için koltuk kaygıları itiraza, seslerini yükseltmeye engeldir.

Fail, mefula galebe çalmıştır.

CHP için adalet, özgürlük istemek her CHP’linin hakkıdır.

Yaşasın Tam Bağımsız CHP!

Yer yüzünün fitnesi İngilizlerden, batıdan medet beklemeyen, talimat almayan tam bağımsız yerli, milli CHP’ye dünden çok bugün Türkiye’nin ihtiyaçı vardır.

Saygılarımla.

Devamını Oku

Büyükçekmece ve Gaziosmanpaşa Belediye Başkanvekili seçimleri…

Büyükçekmece ve Gaziosmanpaşa Belediye Başkanvekili seçimleri…
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Geçtiğimiz hafta İBB yolsuzluk, rüşvet, irtikap, terör ve suç örgütü kapsamında tutuklanan İstanbul Avcılar, Büyükçekmece ve Gaziosmanpaşa ve Adana Ceyhan ile Seyhan belediye başkanlarının yerine meclis üyeleri tarafından başkanvekilleri seçildi.

Gaziosmanpaşa haricindeki ilçelerde meclis çoğunluğu bulunan CHP’li isimler başkanvekili olarak görevlerine başladılar.

Gaziosmanpaşa’da AK Parti ve MHP 18+3=21, CHP – Millet İttifakı 16 meclis üyesi olarak temsil ediyor.

31 Mart 2024 yerel seçimlerini CHP adayı Hakan Bahçetepe 107 bin 636 oy alarak 900 farkla seçimi kazanmıştı.

Gaziosmanpaşa seçim sonuçlarını 17 bin 877 oy alan Yeniden Refah Partisi tayin etti.

Öyle ya da böyle seçimi CHP adayı kazandı, dolasıyla boşalma olduğunda da hak CHP’nindi.

Bendeniz seçim öncesi AK Parti’nin CHP’ye jest yapacağını düşündüm.

Ve daha önceki örneklerede bakarak “AK Parti aday çıkarmaz” öngörüsündeydim.

Yanılmışım.

AK Parti aday çıkarmayıp Gaziosmanpaşa’yı CHP’ye bıraksaydı sadece 1 ilçe kaybetmiş olurdu.

Ama bütün Türkiye’nin gönlünü kazanırdı.

Maalesef o fırsat heba edildi.

Artı Gaziosmanpaşa’nın AK Partili yeni belediye başkanvekili Eray Karadeniz‘in, 10 yıl boyunca İSPARK‘tan maaş alarak işe gitmediği iddiası günlerdir medyanın gündeminde ve makul cevap bekliyor.

Böyle bir durum vaki ise zaten doğum sakat olmuştur.

Nokta.

BÜYÜKÇEKMECE SEÇİMİ

Büyükçekmece’de 7 dönem üst üste seçip kanarak rekor kıran Hasan Akgün, İBB ve Büyükçekmeceİmar Yolsuzluğu” davasından tutuklandı.

Giderkende Anavatan Partisi döneminden bu yana yanında evladı gibi büyüttüğü hemşehrisi Ahmet Şahin’i vekil bırakarak “adayım budur” mesajını verdi.

CHP adayına ihanet etmedi ve tek aday Ahmet Şahin’le seçime girdi ve CHP meclis üyelerinin oylarının tamamını alarak başkanvekili seçildi.

Asıl şamata AK Parti’de koptu.

23’e karşı 12+2 meclis üyesi bulunan AK Parti- MHP’de nafile adaylık için kıyasıya yarış yaşandı.

Adaylıktan maksat rüşt ispatı.

Neredeyse herkesin adayı farklı bir isimdi.

İlçenin bir bölümü ilk sıra meclis üyesi ve kadın olması hasebiyle Hatice Bozdağ, bir bölümü grup başkanvekili olduğu için Mustafa Yazıcı, İstanbul İl yönetim kurulu üyesi İlker Gürbüz, kardeşi Dinçer Gürbüz’den yana tavır aldı.

Bir kesimde tek başına muhalefet yapma gayretindeki ve mühendis kökenli olması itibariyle Yunus Mercanlı ismini öne çıkardı.

Ve sonunda grup başkanvekili Mustafa Yazıcı’da karar kılındı.

İl başkanlığının tasarrufuda bu yöndeymiş.

Bize gelen bilgiler böyle.

AK Parti Büyükçekmece’de esas fırtına seçimin ilk turunda koptu.

AK Parti adayı Mustafa Yazıcı, 14 oyun ancak 11’ini alabildi.

1 oy Aziz Yıldırım’a, bir oyda “Musti”ye çıktı.

Müstehzi tavır!

Diğer eksi oy pusulasına yazılı cümleyi katip üye bile okumaktan imtina etti.

İkinci turda da benzer durum tezahür etti.

Üçüncü turda kayıp teke indi.

Sonuç; AK Parti – Millet İttifakı adayına tam manasıyla sahip çıkmadı.

AK Parti’de birlikteliğin olmadığı ayan beyan, bağıra bağıra ispatı vücud oldu.

Adaylık öncesi parti edep, adap, hiyerarşi ve disiplinine uygun bir yarış olması gayet insani ve siyasi bir saiktir.

Değişik isimler terennüm edilebilir.

Aday da karar kalınınca tespih taneleri gibi eksiksiz, mazeretsiz peş peşe dizilinir.

En azından ilk 10-12 yıl böyledi.

İl, İlçe/kademe başkanları rica eder, mahiyeti emir telakki eder ve bir askeri disiplin içinde tarif edilen görevler eksiksiz ve itirazsız yapılırdı.

Lokal anlamda yaşanan bu problem arttık AK Parti

de ayyuka çıkan ve parti hiyerarşik disiplinine ciddi zararlar veren olgu haline geldi.

Disipline yerine birtakım ilişkilerin ön aldığı, her kafadan ayrı bir akort çıkartan bir partinin seçim kazanma şansı asgariye iner.

Sinek küçük görülebilir, pisliğine kimse katlanmak istemez.

Her şey gün yüzü gibi değil mi?

Şimdi sürek avı başlatılmış ve karşı/geçersiz oy kullanan meclis üyelerinin tespitine çalışılıyor.

İlçe başkanı disipline edemedi deniliyor.

Tecrübem diyor ki: “Bu lakayt durumdan en az dahli olan yeni atanmış başkan ve yönetimidir.”

(AK Parti’de atamanın adı demokratik seçimdir.)

Neden mi?

Meclis üye listesini yapanlara yönelmek rasyonel olan değil mi?

Meclis listesini hazırlayan, onaylayan seçim döneminin ilçe başkanını (Murat Çelik,  belediye başkan adayını (Recep Erol) sarfınazar etmek ipe un sermek değil midir?

Yapılan bariz yanlışın, hatanın üstünü kapatmak değil midir?

Haydi gelinde bulun kim bu 3 isim?

MHP kanadı “bizde sorun” yok diyor.

Efendim soruşturma başlatılmış mış, disiplin süreci işletilecekmiş miş!

Hiçbir yetki sahibi de, “bu meclis üye listesini yapanlar gelsin hesap versin” demiyor?

Hangi kıstas etkili olmuş?

Hep bir günü kurtarma psikolojisi, üstünü örtme gayreti.

Eyyamcılık.

idare-i maslahatçılık!

Sosyolojik temelli çözüm bulma yetisi sıfıra inmiş durumda.

AK Parti, son dönemlerde günü kurtarmak isterken sürekli geleceği ıskalar oldu.

Halının altı doldu ve taştı, artık almıyor, bulduğu ilk fırsatta da işte böyle ortaya dökülüyor.

İlkelerin, prensiplerin, niteliğin, niceliğin, seviyenin geldiği AK Parti’nin yeni sosyoloji böyle.

AK Parti Büyükçekmece’de yaşananları vurun tüm ülkeye…

Aynı neticeyi alırsınız.

AK Parti teşkilatçılık anlamında erimeye, kan kaybetmeye devam ediyor.

İçi boşaltılmış bir “dava” edebiyatı almış başını gidiyor.

Herkes Reis’in sermayesini bol keseden ganimet sayıyor.

Reisçilik revaçta.

Üretmeyen, tüketen teşkilatlar.

Ağacın kurdu kendindendir.

AK Parti’nin hali pürmelali.

Duvara az kaldı.

Çok ikaz ettik.

Dinleyen, dinlemek isteyen olmadı/olmuyor.

Haddinden fazla ısrarda gayrete zarar verir.

Ülkenin gündemine malzeme olan olaydan nedamet duyan AK Parti yöneticileri var mı acaba?

Yoksa “işimize bakıp, koltuğu muhafaza edelim” anlayışının yerleşik halinden bir replik mi yaşadık?

Yahu birde AK Parti’nin Büyükçekmece’de kazanma durumu olsaydı?

Kaç parça olurdu sizce?

Paramparça mı?”

Saygılarımla.

NOT: İBB yolsuzluk ve rüşvet ve suç örgütü kapsamında tutuklu bulunan Beşiktaş Eski Belediye Başkanı Rıza Akpolat, kalp rahatsızlığı, Beylikdüzü Eski Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık ve Büyükçekmece Belediye Eski Başkanı Hasan Akgün ise kanser tedavisi gördükleri beyan ederek hastanede tedavi olmak için başvuruda bulundular.

Ayrıca, bahse konu 3 eski başkanında itirafçı oldukları/olmak istediklerini yönünde ciddi iddialar var.

Devamını Oku